theme-sticky-logo-alt
Etiket / öyküler
Ben bir tabancayım. Daha doğrusu kullanıma göre değişen bir gövdeyim. Kafama bir namlu takarsam tabanca olurum, bir bıçak geçirirsem süngüyümdür, göğsüme mermi yüklü bir kordon dolayıp otomatik tüfek olurum, istediğim zaman bir parçamı kopartıp pimimi çeker fırlatırım. Çiğnediğim toprakların altına kendimden bir parça koparır gizlerim. Sonra ince uzun gövdemi karanlığa boyar yok olurum, parçamın üstünden...
Her ay farklı bir temada yazılan fantastik, bilimkurgu, steam-punk, korku-gerilim, polisiye gibi alt türlerde kaleme alınmış öyküleri sayfalarında ağırlayan Öykü Seçkisi’nin 99. sayısı yayınlandı! Eylül 2017 tarihli yeni sayının teması ise “Veba” oldu. Temanın özel illüstrasyonu Onur Akkiriş’ten gelirken Seçki bu ay tam 27 öyküye ev sahipliği yaptı. Ekim ayının teması ise Öykü Seçkisi’nin 100....
Geçtiğimiz ay “Ubor Metenga Öyküleri”yle 8. yılını kutlayan Kayıp Rıhtım Aylık Öykü Seçkisi, yeni sayısında “Yarasa Öyküleri”ni konuk ediyor! Her ay farklı bir temada yazılan fantastik, bilimkurgu, steam-punk, korku-gerilim, polisiye gibi alt türlerde kaleme alınmış öyküleri sayfalarında ağırlayan Öykü Seçkisi 100. sayısına doğru son sürat ilerlerken Temmuz 2017 tarihli 97. sayısında  “Yarasa” öykülerine yer verdi....
“Benim adım Âdem!” Sokaktan gelen bu sesle gözlerimi açtım. 3,5 yıl olmuştu bu mahalleye geleli. Taşınmamın beşinci sabahı da “uyanın köleler!” sesiyle uyanmış ve cama koşmuştum. Uzun boylu, uzun suratlı, saçları örülmüş ve koyu yeşil palto giymiş bir kadın, mahallenin bir köşesinden diğer köşesine dolaşıp bir şeyler anlatıyordu. İşe gitmemiş adamlar ve kadınlar pencerelerinde onu...
“Ortam sesi zemine göre değişiyordu. Viyadükten geçerken yankılı, asfalttayken tok bir gürültüyle ilerliyordum. Teypte çalan Charlie Parker vites arttırdıkça ben de gaz pedalına yükleniyordum. Yol, gündüze nazaran boştu. Sürat yapmak aynı seviyede ölümcüldü. Ölümden âlâ tehlike var mı diye soracak olursan, inan o sırada düşünmemiştim. Sokak lambaları uzun pozlamada çekim yapan bir fotoğraf makinesinden çıkmışçasına...
Kahvenin önünde oturan gençlerden biri saatine baktı ve geri sayıma başladı. “10… 9… 8…” Herkes geri sayıma ortak olmuşken Harun neler olduğunu anlamaya çalışıyordu. Harun, mahallenin yenilerinden sayılırdı ve olup bitene dair en ufak bir fikri yoktu. Dünyayı yok etmek isteyen kötü adamların, dünyalılara son bir şans vermek için geri sayımı olan bomba koyduğu filmler...
  Gazetede “kendimi kaybettim, hükümsüzdür” yazılı ilanı görünce şaşkınlığıma mani olamadım. Kaybetmeden evvel insanın kendini bulması gerekmez miydi? Şaşkınlığım yerini tarife gelmez bir heyecana bıraktı. Belki de kendini bulan ilk insana ulaşabilme ihtimali tüm vücudumu sarıp sarmaladı. Bir süre heyecanımı yatıştırmaya ve bu kayda değer şahsa ulaştığımda ona karşı sarf edeceğim cümleleri kafamda toparlamaya çalıştım....
Vızzzzzz.. “Hay annenin kolyesi kopsun!” Uyku sersemiyle sineğin annesini düşündüm: kırmızı ruj sürmüş, pembe dizlerdeki elbisesi ve kara bağrında küçük yeşil kolye… Öyle uçuşuyor havada. Gülümsedim. Sinek dudağıma kondu; nefesim her sabah ekşi kokar, bunu fark etmiş olmalı ki hemen uçtu. Vızzzzzz… Dört sabahtır bu sesle uyanıyorum. Camı açtığım halde gitmiyor. Kapıdan da gelen yok...
Üçüncü bölümünü okumak üzere olduğunuz üçlemenin ilk bölümü için TIKLAYIN. Hala tıklamadıysanız lütfen bu ayıbı bir an önce ÖRTÜNÜZ.     göçebe ölüler için kendini kaybetme kılavuzu “.” Sana yeni bir isim buldum, noktalarla örülmüş bi’ duvarın ardında. Bekliyorum. Çocukken henüz kel olmadan evvel, pek tanıdık ilkokul sırasında o eski ben, taze ben, o klişe soruyla...
Honoré De Balzac’tan Seçme Öyküler: ‘Uzun Yaşam İksiri’, Can Yayınları etiketiyle raflarda. “Don Juan salonun kapısını kapatıp da, karanlık olduğu kadar da soğuk bir galeri boyunca yürüdüğünde, teatral bir havaya bürünmeye çabaladı; çünkü bir oğul olarak rolüne bürünmüş, peçetesiyle birlikte neşesini de kaldırıp atmıştı. Gece Karanlıktı. Delikanlıyı ölüm odasına doğru götüren uşağın sessizliği, efendisinin yolunu...
“Onları öldüreceğimi söyledim, yine güldüler.” Bir panayırda soytarıydım. Geziciydik. Patronuma iyi bilet sattırırdı gösterilerim fakat beni hiç memnun etmezdi. İyi bir komedyen olmak için çıktığım sahnede, herkesi güldürmüştüm. Ne büyük başarıydı. Tebrikler, alkışlar ve hayran hayran seyreden güzel kadınlar. Final şovumdan sonra aldığım alkış esansında, bir sonraki gösteride kazanacaklarım geldi aklıma. Az önce de söylediğim gibi. Gerçekle, sahneden indiğimde, insanların hala bana...
İkinci bölümünü okumak üzere olduğunuz üçlemenin ilk bölümü için TIKLAYIN. Hala tıklamadıysanız lütfen bu ayıbı bir an önce ÖRTÜNÜZ.   “Dikkat, bu metinde insan yerleştirme vardır”   göçebe ölüler için kendini kapama kılavuzu “ifade Error ile Mirror arasındaki tunçtan ayaklarımızı örs sayıp yukarı düşmeyi bekledim be abi, dokuz gün dokuz gece; ve bunu gerçekten bekledim. Öyle yazıyordu;...
15 49.0138 8.38624 arrow 0 bullet 0 4000 1 0 horizontal https://kalemkahveklavye.com 300 4000 1