Karşı komşumun çöpe ceset taşıdığı sırada evlenme teklifi ettim. Komşuma değil, bir başkasına. Kabul etti. Ne yüzük, ne şarap ne de takım elbise. Balkon, ayaz, komşu, ceset, ve o… Bir de kulağıma ara sıra fısıldayan bir ses vardı, “Sakin ol, kendine gel, olumlu… Daha olumlu,” diyordu bir reiki uzmanının fonda Enigma eşliğinde söylediği tekerlemeler gibi....
Müslüm Çizmeci’nin kaleme aldığı bu metin, bir üçlemenin ilk parçası. Kendiyle Diyalog (En az 2 kişiliklilere özel versiyon*) göçebe ölüler için kendini tanıma kılavuzu “ifade insana ait bir karanlıktır”** Kel olmadan önce güzel çocukmuş, ben de o eski ben değilim, ara sıra arıyor bulamıyorum kendimi cesetlerde. Ölmüşüm, gömenim yok. Gün geçtikçe daha çok konuşuyorum...
“Bu kemanın oluşması için tam on yedi tane ağaçla konuşmuş ustası. Keman olmayı kabul edecek ağacı bulana kadar defalarca ormana gidip gelmiş.” Hükmümü verdiklerinde kendimdeydim. Göz kapaklarım ağırlaşmamış, ellerim titremeye başlamamış ve vücudum kendini yere atmamıştı. Ben her şeye hakimdim, Tanrı her şeye hakimdi, kendi hayatımı başkalarının eline teslim etmek üzereydim. Beni attıkları hücre ne denli küçükse,...
“Olay, Dünya’da Geçiyordu” Birbiri ardına gelen ölüm haberleri yaşama dair umutları silip süpürüyordu. Küçük bir çocukken bu durumu kabullenmiş olmam oldukça garipti. Şu an reddediyor olmam çocukluk muydu ya da çocukken fazla mı olgun davranmıştım bilmiyorum. Her an, her saniye veda edecek gibi hissediyorum. Dünyanın sonuna on dokuz dakika kalmıştı. Takriben tabii ki, tam tepemizden...
Bir gece odamın camından atlayıp yukarı düştüğüm için ölememiştim. İntihar girişimimi rutin olarak tekrarladım. Kolaj: Özlem Çetinkaya Yaşımı unutmayı kitaplardan öğrendim. Çişimi söylemeye başladığım gün sağ başparmağımın olmadığını, ilk kanamamda ise belimde yanık izi olduğunu gördüm. Zorlu bir ilk aşk dönemim olmuştu. Ranzadan düştüm ve ilk aşkımı unuttum. Mezardan sağ çıkan büyükannemle yaşıyordum. Bedeninin aslında...
Bu öykü ilk kez, KalemKahveKlavye Dergi’nin 4.sayısında yayımlanmıştır. -1- “Eşya seni hisseder; kendi türüne anlatamadığın, dile getirsen de idraklerine sokamadığın her şeyi anlar eşya. Masalar anlar onlara neler yüklediğini. Duvarlar seni izler. Seni bilmesi için sana ait olması gerekmez bu eşyaların, zaten eşyanın aidiyeti de yoktur. Kendi kendilerine yer değiştiremedikleri için her zerreleri zoraki bir...
Şarj cihazının kablosunu kitaba vuruyordu. Çıkan ses odada yankılanmaktan ziyade beyin kıvrımlarındaki kayaları parçalara bölüyordu. Birkaç dakika önce bitirdiği tabloya bakarken onu niçin yapmış olduğunu çözemiyor, tablo içinde tabloların matruşka gibi küçülmesinin ne anlama geldiğini bilmiyordu. Neden yapmıştı bunu? Ressam değildi, fırçayı bile tersten tutup öyle çizmişti. Rahatlamak yerine huzursuzluk duyuyordu. Tuvali camdan atmaya kalksa...
İrem Uşar’ın ON8 Kitap tarafından yayımlanan “Ben Ayrıkotu” romanı üzerine… Kitaplıkta birkaç aydır bekletip de bir türlü okuyamadığım “Ben Ayrıkotu”nu bu kadar ertelediğim için hayıflanmadım değil. Henüz giriş sayfalarındayken okuyanı içine çekeceğine ikna eden ve bitene kadar da bir an bile düş kırıklığına uğratmayan bir kitap olduğunu söyleyerek söze başlamak isterim. Yine İrem Uşar’ın kaleminden...
Sıra bana geldiğinde, “Katilime geçiş hakkı tanımıştım… Tanıdım yani. İstemeden” dedim ve anlatmaya başladım. Tabii sıra ona gelene kadar anlatmam gereken başka şeyler de var. Rutin bir toplantıydı. Cumartesi geceleri, sabahın ilk ışıklarına kadar bir evde toplanır ve aklımıza gelen her şeyi anlatırdık. Müzik dinler, şarkı söyler ve doya doya sigara içip oyunlar oynardık. Bu...
Eline gözüne hakim olamayanların nadiren başardığı işlerden biridir sözüne hakim olabilmek… Türlü kültürlerin ve öğretilerin baş öğütlerinden biri olan “Diline hakim olmak” ayağı hayattan kaymış insanlar için pek mümkün değildir. Hayata tutunmakta gecikmiş ya da çok erken davranıp yine kaybetmiş insanlar, korkularını, nefretlerini ve pişmanlıklarını dökecekleri bir birikinti ararlar. Bu birikinti, melek ve perilerin esin kaynağı olan masmavi bir göl veya...
Tuhaf bir adamla karşılaşmıştım. Hümeyra dinliyordu, zayıftı. Çok sigara içiyordu. Ayna karşısında kendimi seyrederken, önce yabancılaştım, sonra yok oldum. Saat on bir otuz. Her şey böyle başladı. Gördüğüm rüyayla. Her şey çok garipti. Yok olduğunu görmek, kaybolmak. İnsanın göz göre göre yok olmasını da tecrübe ettiğime göre yol alıp gitme vakti gelmiş demektir. Bu halde, olmayan bir adamken,...
Bu öykü ilk kez; Esen Kitap ve Pozitif Yaşam Derneği‘nin hazırladığı “Bana Bi’Şey Olmaz – HIV Pozitif Öyküler” kitabında Ekim 2014’te yayımlandı. Dinçer Güneş’in hayatının normale döndüğü günlerdi. Başka bir deyişle, “normallerin hayatına” döndüğü… İç organları ve hücreleriyle arasındaki barışı, uzun ve çetin geçen bir savaşın ardından sağlamış, yolun sonu sandığı günlerin ardından iş, ev...
15
49.0138
8.38624
arrow
0
bullet
0
4000
1
0
horizontal
https://kalemkahveklavye.com
300
4000
1