theme-sticky-logo-alt
Kategori / Sert Kahve | Edebiyat
Tanrım, rüyalarımı çalan bir köstebekle brendi içtim Ben bütün sevmeleri devrim diye bildim Hükmen yeniğim her daim Ağzımda çok uzun bir kanla gelmeni bekliyorum Artık gol yiyecek bir kalem bile yok Her gece siyah bir çocuk kusuyorum Bir daha şutlarsan o kalbi camıma, hiç acımam, keserim Tanrım, rüyalarımı çalan bir köstebekle brendi içtim Ben bütün...
İkinci bölümünü okumak üzere olduğunuz üçlemenin ilk bölümü için TIKLAYIN. Hala tıklamadıysanız lütfen bu ayıbı bir an önce ÖRTÜNÜZ.   “Dikkat, bu metinde insan yerleştirme vardır”   göçebe ölüler için kendini kapama kılavuzu “ifade Error ile Mirror arasındaki tunçtan ayaklarımızı örs sayıp yukarı düşmeyi bekledim be abi, dokuz gün dokuz gece; ve bunu gerçekten bekledim. Öyle yazıyordu;...
“Gökyüzündeki zamanı bul. Gökteki özgürlüğü yakala. Dünya durdukça gökyüzüne bak, daima yıldızlara uçabilecek kiloda olacaksın.” Gözlerimi duvarda asılı olan tabloya açtım. Tanımadığım ama huzur duyduğum bir yataktaydım. Duvarlar, çarşaf, komodin ve parkeler beyaz renkli, diğer eşyalar hardal ve yeşil tonlarıydı. Tablodaki resim tanıdık geliyordu. ‘onu ben yaptım’ dedim içimden. Eve yabancı olduğumdan tabloyu benim yapmış...
Karşı komşumun çöpe ceset taşıdığı sırada evlenme teklifi ettim. Komşuma değil, bir başkasına. Kabul etti. Ne yüzük, ne şarap ne de takım elbise. Balkon, ayaz, komşu, ceset, ve o… Bir de kulağıma ara sıra fısıldayan bir ses vardı, “Sakin ol, kendine gel, olumlu… Daha olumlu,” diyordu bir reiki uzmanının fonda Enigma eşliğinde söylediği tekerlemeler gibi....
“Ruh, depozitodur.” dedi turuncu bir deli. Sonra büyük mağaralardan geçtik; Asit sayaçlarından, İncelirken güneş. Plastik topların falsolarından, Bekleme salonlarından, Atların ürküntüsünden geçtik. “Ruh, depozitodur.” dedi turuncu bir deli. Korkunç otobanlarda sarhoş olduk Sırtı hançer yüklü kocaman kalpleri sollarken, Kadife gecenin ellerine alınyazımızı teslim ederken, Bir çocuğun kilitli gözlerinde, Karanlığı, iki âşık ışıkla yararken… Sonra ellerimizi...
Müslüm Çizmeci’nin kaleme aldığı bu metin, bir üçlemenin ilk parçası.   Kendiyle Diyalog (En az 2 kişiliklilere özel versiyon*) göçebe ölüler için kendini tanıma kılavuzu “ifade insana ait bir karanlıktır”** Kel olmadan önce güzel çocukmuş, ben de o eski ben değilim, ara sıra arıyor bulamıyorum kendimi cesetlerde. Ölmüşüm, gömenim yok. Gün geçtikçe daha çok konuşuyorum...
Öğrendikçe topu taca atıyorum ki memleketi iyi etsin doktorlar. Soğuk sprey uygulasınlar en azından, acı çekmeyelim. Yaz tatilinin ilk günü güneşin ilk ışıkları odayı doldurmaya başladığında gözlerimi açtım. Karne, vitrindeki yerini çoktan almış, önlük üç aylığına askıya asılmış, sokak bütün albenisiyle sabaha uyanmıştı. Gözlerimi açtım ama yataktan kalkmadım. Bayrampaşa Çetin Emeç Stadı’nda gittiğim ilk maçı...
“Bu kemanın oluşması için tam on yedi tane ağaçla konuşmuş ustası. Keman olmayı kabul edecek ağacı bulana kadar defalarca ormana gidip gelmiş.” Hükmümü verdiklerinde kendimdeydim.  Göz kapaklarım ağırlaşmamış, ellerim titremeye başlamamış ve vücudum kendini yere atmamıştı. Ben her şeye hakimdim, Tanrı her şeye hakimdi, kendi hayatımı başkalarının eline teslim etmek üzereydim. Beni attıkları hücre ne denli küçükse,...
“Olay, Dünya’da Geçiyordu” Birbiri ardına gelen ölüm haberleri yaşama dair umutları silip süpürüyordu. Küçük bir çocukken bu durumu kabullenmiş olmam oldukça garipti. Şu an reddediyor olmam çocukluk muydu ya da çocukken fazla mı olgun davranmıştım bilmiyorum. Her an, her saniye veda edecek gibi hissediyorum. Dünyanın sonuna on dokuz dakika kalmıştı. Takriben tabii ki, tam tepemizden...
Konkenci kadınların çılgın çiftetelli seanslarında kayıp bir çocuk kadar saydamlaştım, ebeveynlerinin hiç dinlemediği Türkiye kalbimdir demiştin ya, ben o zaman Fas’a iki bilet aldım Her geçen gün mezarımı uzaya doğru taşıyorum Kıta sahanlığım bir metre karede kilitlendi Üçüncü köprü için izin çıktı, Bacaklarının arasından geçecek Yalnız kalmaktan ölesiye korkan bir adam tanıdım Bir gün kulaklarını...
Ben, son ‘gerçek’ savaşçısı. Ben, kuşku treninin kayıp yolcusu. Ben, ilk ego bükücü. Merhaba. Saçlarımın döküldüğünü söylüyorsunuz. Size bir kez olsun inanmak istiyorum. Lakin ben hiç aynada kendime bakmadım. Arkamı kolladım hep. Emin olamıyorum. Hayır efendim, paranoyaklık değil bu. Yarın ekmek için bakkala giderken, alnımın çatına kurşun yemiyeceğim ne malum?  Bu sabah kuşluk vaktinde uyandım....
Bir gece odamın camından atlayıp yukarı düştüğüm için ölememiştim. İntihar girişimimi rutin olarak tekrarladım.  Kolaj: Özlem Çetinkaya Yaşımı unutmayı kitaplardan öğrendim. Çişimi söylemeye başladığım gün sağ başparmağımın olmadığını, ilk kanamamda ise belimde yanık izi olduğunu gördüm. Zorlu bir ilk aşk dönemim olmuştu. Ranzadan düştüm ve ilk aşkımı unuttum. Mezardan sağ çıkan büyükannemle yaşıyordum. Bedeninin aslında...
15 49.0138 8.38624 arrow 0 bullet 0 4000 1 0 horizontal https://kalemkahveklavye.com 300 4000 1