theme-sticky-logo-alt
Kategori / Sert Kahve | Edebiyat
“Ben bu tarafa nasıl geçtim?” Sesimin çıktığından emin değildim ama adam duymuştu: “Tanrı göz kırptı ve kirpiği havalandı. Yine görüşeceğiz. Orada seni bekliyor olacağım.” Karşıdan karşıya geçerken yerin altına inen bir merdiven önümü kesti Merdivenin başında kara kedi vardı Üç adım geri gidecekken bir adam belirdi arkamda “İlerle. Yunanistan’a gidiyorsun.”  Merdiven ayaklarımın önüne hızlıca yaklaştı,...
Nancy ve Morrisey’e… Sanırım gölgeliklere ihtiyacı olan dondurma kalplerle oturup içmenin anlamsızlığını kavrayamadım. Bunun yerine çölde serap biçtim. Bir mucize yaklaşırken çoğalan mavi kaygılar gibi bir iki atımlık bir şeydi kaybedişim. Bir iki atımlık vodka. Bir iki atımlık raks. Bir iki atımlık kan pıhtısı. Yürürken düşünemem. Yürürken içdenizimi sana doğru bükemem.Yürürken doğruları söyleyemem. Bu oyunun bütün başrolleri dolu. Yan rolleri dolu. Payıma düşen mikrofonu taşımak. Bu da iyidir....
Bu öykü ilk kez, KalemKahveKlavye Dergi’nin 4.sayısında yayımlanmıştır. -1- “Eşya seni hisseder; kendi türüne anlatamadığın, dile getirsen de idraklerine sokamadığın her şeyi anlar eşya. Masalar anlar onlara neler yüklediğini. Duvarlar seni izler. Seni bilmesi için sana ait olması gerekmez bu eşyaların, zaten eşyanın aidiyeti de yoktur. Kendi kendilerine yer değiştiremedikleri için her zerreleri zoraki bir...
Şarj cihazının kablosunu kitaba vuruyordu. Çıkan ses odada yankılanmaktan ziyade beyin kıvrımlarındaki kayaları parçalara bölüyordu. Birkaç dakika önce bitirdiği tabloya bakarken onu niçin yapmış olduğunu çözemiyor, tablo içinde tabloların matruşka gibi küçülmesinin ne anlama geldiğini bilmiyordu. Neden yapmıştı bunu? Ressam değildi, fırçayı bile tersten tutup öyle çizmişti. Rahatlamak yerine huzursuzluk duyuyordu. Tuvali camdan atmaya kalksa...
Sıra bana geldiğinde, “Katilime geçiş hakkı tanımıştım… Tanıdım yani. İstemeden” dedim ve anlatmaya başladım. Tabii sıra ona gelene kadar anlatmam gereken başka şeyler de var. Rutin bir toplantıydı. Cumartesi geceleri, sabahın ilk ışıklarına kadar bir evde toplanır ve aklımıza gelen her şeyi anlatırdık. Müzik dinler, şarkı söyler ve doya doya sigara içip oyunlar oynardık.  Bu...
Eline  gözüne hakim olamayanların nadiren başardığı işlerden biridir sözüne hakim olabilmek… Türlü kültürlerin ve öğretilerin baş öğütlerinden biri olan “Diline hakim olmak” ayağı hayattan kaymış insanlar için pek mümkün değildir. Hayata tutunmakta gecikmiş ya da çok erken davranıp yine kaybetmiş insanlar, korkularını, nefretlerini ve pişmanlıklarını dökecekleri bir birikinti ararlar. Bu birikinti, melek ve perilerin esin kaynağı olan masmavi bir göl veya...
Tuhaf bir adamla karşılaşmıştım. Hümeyra dinliyordu, zayıftı. Çok sigara içiyordu. Ayna karşısında kendimi seyrederken, önce yabancılaştım, sonra yok oldum. Saat on bir otuz. Her şey böyle başladı. Gördüğüm rüyayla. Her şey çok garipti. Yok olduğunu görmek, kaybolmak. İnsanın göz göre göre yok olmasını da tecrübe ettiğime göre yol alıp gitme vakti gelmiş demektir. Bu halde, olmayan bir adamken,...
Yalnız bırakın beni! Gidin! Gidin savaşın siz, Heykelleri verin bana Anlamazsınız taşların dillerinden, kırılırlar Kırarsınız onları, Susun! Tapmayın hiçbirine Tanrı değil onlar! Koruyun sadece, Şişt kırılgan onlar, kırmayın!   Gidin kan için siz, Beni bırakın! Yamalı paltomdan sızan yaşanmışlıklarla doyarım, Aç çocukları, kedileri, köpekleri bile beslerim, Onları da bırakın bana Onları verin bana! Çocukların hayvanlara...
Temsili yeniçeriler Eski İstanbul surlarını tahta kılıçlarıyla dürterken başladı savaşım. Militarist bir yazgım olup olmadığı sorusunu sormak için henüz erkendi ama herkes gibi kana bulaşmıştım. Mehter Marşı eşliğinde şehir düşüyordu ve ben ömrüm boyunca devam edecek olan yalpalamanın ortasında “çaresiz” kod adıyla şehre iz düşüyordum. Doğumumdan tam iki yıl önce memlekette son idam gerçekleşmiş ve küf kokulu hayatların yerini tüketimin plastik...
İçim, kapısında “her canlı ölümü tadacaktır” yazan mezarlık gibiydi, Ölüler çoğalıyor ve ben canlı olarak ölümü tadıyordum… Küçükken Allah baba vardı, Kızdığında taş yapan yemeğini yediğinde seni seven. O evde de Allah baba yaşıyordu, Buz gibi duvarlarından korkmamak için dualar bilmek gerekiyordu Arapça kelimelerden boyum kadar ipler yapmak ve onları Allah’a tutturmak gerekiyordu Korkuyordum, Çünkü...
Ben bugün Onurcan’a “Bana yardım et” diye bir mesaj atmayı düşündüm. “Bana yardım et. 40 gün sende kalayım. Beni bir şeylerden uzak tut. Arkadaşımsın, bu boka 10 yıl önce battın, buna mecbursun!” Bazı geceler kendimi bu küçük evin bir köşesinde oturup bir yere bakarken yakalıyorum. Köşedeki sandalyede oturup halıya bakarken, yere oturup, sırtımı kanepeye yaslayıp...
Kim demişti bebekler buluta benzer diye Kim demişti kitaplar aslında her insana tek tek iner diye Keder odalarında anıları taze sıkılmış portatif ablalar var Sigara içen babalar balkonda yalnızlığı yudumluyor Geceler üst üste binmiş kalpler gibi ağır Gözyaşlarıyla oyulmuş eski bir resmin peşinde dedektifler Bir ev arıyorlar şimdi, içinde istiflenmiş turuncu balıklar Dar geliyor hayat...
15 49.0138 8.38624 arrow 0 bullet 0 4000 1 0 horizontal https://kalemkahveklavye.com 300 4000 1