theme-sticky-logo-alt
Etiket / öyküler
Ben bugün Onurcan’a “Bana yardım et” diye bir mesaj atmayı düşündüm. “Bana yardım et. 40 gün sende kalayım. Beni bir şeylerden uzak tut. Arkadaşımsın, bu boka 10 yıl önce battın, buna mecbursun!” Bazı geceler kendimi bu küçük evin bir köşesinde oturup bir yere bakarken yakalıyorum. Köşedeki sandalyede oturup halıya bakarken, yere oturup, sırtımı kanepeye yaslayıp...
“Straplez olmayacak mı gelinlik, ama çok moda?”   Eksik bir çocuktum ben. Bir dağın tepesinden annemin karnına yuvarlanmış ve parçalara ayrılmışım misali. Sonra da toparlayan olmamış. Ben dahi. Kendini yere göğe sığdıramamış bir akla sahip olmak, günün her saati yeniden, yeniden ve yeniden ölmek gibi. Uyuyup uyandın mı? Tebrikler, doğdun. Şimdi ölümüne kadar durmadan sorgula, zaten önünde 24 saat...
Acelem yoktu. Kendi başıma kurgulamadığım zaman döngüsü içinde varlığımı konumlandırmanın gereksiz olduğuna karar vermiştim. Asansöre binmedim. Merdivenleri ağırca, ağırlığımca çıktım. Basamaklar olağandı. Bağırdım. Kelimelerim apartmanın duvarlarında yankılandı. Beş katlık yolculuğum boyunca hiçbir şey düşünmemeye odaklamıştım kendimi, tekrarlayıp durdum: “Hiç, hiç, hiç…” Işık otomatının “tık” sesiyle ürktüm. Ve karanlık. Ses; hızlanan soluklar, mesaisini tamamlayan kilit, yağlanma...
O gün uyandım ve her gün yaptığım gibi kettle’daki sıcak suyla çayı demledim. Tezgahta duran zeytini peynire batırıp ağzıma attım. Ayten henüz gelmemişti, sanırım parasını vermediğim için bana kızmıştı. Radyoyu açtım. Bir adam hikâye okuyordu, sesi çok hoştu. Zaten hep sesi tok olan adamları sevmişimdir. Onlara şiir okutmaktan keyif alırım… Çayın kokusu burnuma geldiğinde akşamdan...
Aralık 2014’te 12 sayfalık ve 150 adetlik bir baskıyla dağıtılan Akıl Destek Ünitesi, şimdi KalemKahveKlavye’de yayında. Kişisel notlar ve çizimler ile bir miktar kurgunun iç içe olduğu metni, Kadran Kadraj’ın sunumu gibi okumak da mümkün. Arka Kapak yazısı: Mütevazı Edebiyat Tanrısı’na ahşap bir sunakta sunulan ve bir kez okunduktan sonra saf kafein tozuyla birlikte yakılan...
Yoran ve yıpratan, hayatın son bulacağı değil; bunu düşünmekti. Küçük bekleyişler beraberinde büyük mucizeleri getirirmiş… Güne kulak çınlamasıyla başlamıştım. Kurt kapanına yakalanmış bir vampir gibiydim ayrıca. Hem acı çekiyordum hem de günün ışımasıyla hayata veda edecektim. Daha da kötüsü: Bir kurda yardım etmiş, tek bacağını kurtarmıştım. Dayanışma kavramına önem versem de bazı konularda yersiz olduğunu...
Patrick uyuyordu. *** Açık pencerelerden içeri sineklerin girdiği bir kentten bahsediyoruz. Hırsızlara ve güvercinlere yer yoktu burada. Işığı gören sinekler üşüşüyordu içeri. Günümüz dünyasından farkı, sinek kovanların olmayışıydı. Bugün hemen hemen her pencerenin ardında yer alan zehirler ve alarmlara kimse gerek duymuyordu. Sebebi güven değil, kimsesizlikti. Tembellik ve çalınacak kadar değerli bir şeyin olmayışıydı. Sokakları...
“Boşlukta dönen bir gezegende, kök aramak niye?” KalemKahveKlavye Dergi, “Kök” temalı 4.sayısı ile çıktı.  İstanbul içinde bayilerde ve online satışta olan KalemKahveKlavye Dergi’yi şu adreslerde bulabilirsiniz: İSTANBUL’DAKİ ADRESLER Kadıköy Sosyal Sahaf (Kadıköy Akmar Çarşısı alt kat) Kadıköy İkinci Yeni Cafe (Caferağa Mah. Zuhal Sokak) Kadıköy Artemis Sahaf (Bahariye Cd. Kafkas Pasajı 37/16) Kadıköy 645 Dükkan...
Günlerden bir gün, uyandığımda gördüm ki her şey kana bulanmış. Odamın duvarları, hayatımın her bir köşesi, her bir zerrem, hatta uykum, rüyalarım ve kendisinden köşe bucak kaçtığım ruhum. Günün birinde, yıllarca saklandığım inimden, derimden ayrılıp gün yüzüne çıktığımda, güneşin sıcağından çok insanların fazla renkli oluşu gözlerimi aldı, defalarca katlayıp büyük zevkle minicik parçalara böldü. O...
O yaşatmayı seviyordu, öldürmeyi değil. Yazılarımız yan yana geldiğinde; bir seri katille süper kahraman el ele tutuşuyordu.  Ailem ve çevrem tarafından sevilen biriydim. Yaptığım onca şeye rağmen beni desteklemeleri de bunun en büyük göstergesiydi. Birinin sizi desteklemesi tabii ki de sevildiğinizin kanıtı olamaz, fakat onlara verecek bir şeyimin olmayışı ve buna rağmen benimle sürekli paylaşabilecek...
KalemKahveKlavye yeni sezonu açıyor. Yaz gevşekliğidir, kişisel yoğunluklardır derken birkaç haftadır yayın yapmayan KalemKahveKlavye sahaya dönüyor. Yakın vadeyle ilgili durumları da sizlerle paylaşmak istiyor: 1) KalemKahveKlavye yazarlarının kalemlerinden öyküler, şiirler ve incelemeler okumaya bu hafta başından itibaren devam edeceksiniz. Tabii bizce önemli edebiyat ve kültür-sanat haberleri de yer almaya devam edecek. 2) KalemKahveKlavye Dergi’nin 3.sayısı...
Şehirden çok uzakta, bomboş bir yolun sağ şeridinde orta hızla ilerliyordu. Saati bozulduğu için, tahmin yürütebiliyordu sadece: Gece yarısıydı… Kendinden başka kimse olmadığı için, hız konusunda esnek davranabiliyordu. Rüzgar rahatsız ettiği zaman yavaşlıyor, zamana karşı yarıştığını düşündüğünde ise gaza basıyordu. Fren kullanmıyordu hiç. Karşısına ne bir geyik, ne de bir insan çıkmıştı yaklaşık bir buçuk...
15 49.0138 8.38624 arrow 0 bullet 0 4000 1 0 horizontal https://kalemkahveklavye.com 300 4000 1