theme-sticky-logo-alt
Kategori / Filtre Kahve | İnceleme
Aristo’nun söylemiyle, politikon zoon olan insan; yani siyasal-sosyal bir varlık olan insan, yaşamını sürdürmesini toplumsallığına borçludur. İçinden geçtiği zamanın, coğrafyanın ve ait olduğu toplumun etkisi altındadır. Öyleyse öncelikle, içinde yaşadığımız zamanın oluşturduğu topluma ve onu oluşturan koşullara şöyle bir göz atalım. İnsan, ilerleyen bilim ve tekniğin etkisinde, değişen üretim anlayışıyla, ihtiyacının ötesinde, “üretmek için üretime”...
On bir sene önce ilk baskısını yapmış olan roman; kurguladığı gelecek atmosferinin etkileyiciliği bir yana, Black Mirror, Westworld gibi günümüz popüler dizilerinden argümanlar taşımasıyla şaşırttı öncelikle beni. Boğaziçi ve Oxford üniversitelerinde öğrenim gören; öncesinde Boğaziçi, şimdi ise Sabancı Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Y. Hakan Erdem’in Zaman Çöktü adlı romanı ilk olarak 2006 yılında basılmıştı. Geçtiğimiz...
“İnsan ağaç değildir, kökü olmaz. Kalkar, yürür, gider!” Juan Goytisolo Sürgünlük nerede, ne zaman ve hangi koşullarda başlayacağı bilinmez bir yolculuktur ama sonuçta bir cezadır muhatabı için, hem de egemenlerce hükmedildiyse kaçınılmaz bir cezadır. Bu kaçınılmazlık koşulların getirdiğidir. Koşulların oluşmasına sebep olan da yazarın muhalif düşünceleridir. Yazarın siyasal erkle, toplumla ve toplumsal kurumlarla olan çatışması devletle...
Hamdi Koç’un Can Yayınları‘ndan çıkan son romanı Yalnız Kaldınız, Peyami Bey üzerine Gözde Aktürk’ün kaleme aldığı bir inceleme. İlk defa Melekler Erkek Olur adlı romanıyla gönlümüzü fetheden ve ondan sonraki kitaplarıyla da bu fethe devam eden; Çıplak ve Yalnız romanıyla 2014 Orhan Kemal Roman Ödülü’ne layık görülen yazar Hamdi Koç yine çarpıcı bir romanla bizimle. Yalnız...
“Ölümün olduğu yerde, hiçbir şey çok da ciddi değildir aslında.” Bu aralar Kafka’dan alıntılanan bu söz, moda deyimle, sosyal medyada, yerli yersiz çok kullanılıyor. Öyle midir gerçekten. Ölüm var diye ciddiyet olmamalı mıdır? Düşünceleriyle çağlar ötesi olmuş bu büyük yazarların ve düşünürlerin yapıtlarından seçilmiş, taşıdıkları anlamları duruma göre farklılaşan cümlelerin gelişi güzel kullanılmasına karşıyım. Yaşama ve...
Emrah Serbes ve yeni romanı “Müptezeller” üzerine bir Özgür Akkaya incelemesi…   (Bu bir okur eleştirisidir.)   Erken Kaybedenler büyüyor ve kaybetmeye devam ediyor. Tam anlamıyla bir devam kitabı değil aslında durum. “Erken Kaybedenler” kitabındaki bir karakterin gençlik yaşamı gibi…. Küçükken kaybetmeye alışmış bir kişiliğin büyüyünce kazanması pek beklenir bir durum değil elbette. Kitabın ismi...
“Okurken bir ayağımız gerçekte, bir ayağımız rüyada – aslında çoğunlukla kâbusta- sallanıyor, kahraman iki dünya arasında savrulurken biz de ayaklarımızı sallıyoruz sınırın üstünde.”   Bu yazı daha önce 16 Eylül 2016 tarihli Aydınlık Gazetesi Kitap Eki’nde “Tek Kişilik Öyküler” adıyla yayımlanmıştır. Ursula K. Le Guin’in Çocuk ve Gölge makalesinde, Le Guin, Carl G. Jung’un gölge...
Yapımı kesinleşen, detayları verilmeye başlanan, yakın zamanda izleyeceğimiz, farklı türlerden en heyecan verici filmleri derledik. Bir yandan yeni hikayeler, bir yandan edebiyat uyarlamaları, bir yandan geçmiş uyarlamaların yeni teknoloji ve yorumlarla karşımıza çıkacak filmleri, bir yandan da süper kahraman evrenlerinin rekabeti derken sinema dünyası her zamankinden daha heyecanlı ve gösterişli. 2016’nın Ekim ayından itibaren aldığımız...
Siren Yayınları tarafından Türkçeye kazandırılan, Dave Eggers’ın “Çember” romanı üzerine bir Gözde Aktürk incelemesi… Şu gün gözlerimizi kapayıp dünyada her kişinin, her kurum ve kuruluşun ne yaptığının, ne düşündüğünün, nerede olduğunun açıkça tüm dünyaca bilindiği bir hayatı hayal etmek hiç de zor değil. Çünkü zaten bunun başlangıcındayız. Teknoloji, internet ve özellikle sosyal medyadaki gelişmeler her...
“Stranger Things, klişeleri doğru bir anlatım diliyle kullanarak sürükleyici bir hikâye yaratmayı da başarıyor.” “Demogorgon got me.” Eğer bilim kurgu/gerilim türlerinde yapılmış bir dizi, hem de bir dönem dizisi olduğu iddiasıyla izleyicinin karşısına çıkıyorsa, esinlendiği, göndermeler yaptığı dönemin yapıtlarına selam duruyorsa, bu, o diziye bir şans vermemiz için yegâne unsur mudur? Ya da o dizi...
Cevap, belki de sevgidir. İnsanın en fenasında istifade edeceğimiz taraf, o insanda sevilmeye değer olan taraftır belki. Sait Faik Abasıyanık, sevdiği insanları anlattı, biz de sevelim diye. Türk edebiyatının –Tahsin Yücel’in deyişiyle- “kökü kendisinde olan” büyük öykücüsü Sait Faik Abasıyanık’ın ismi söylendiğinde, okuyanların zihninde canlanan resimlerde birbirine benzeyen şeyler vardır. Mesela şiirsellik, yalınlık, yazıya dökülmüş...
Her kuşağın okurunun, eleştirmeninin, yazarının kendi döneminin dilinden, kurgusundan şikayetçi olması değişmez bir durum. Şöyle bir Tanzimat’a kadar gidip her on yılın öne çıkan edebiyat eleştirilerini okusak “Çok şahane bir dönem yaşıyoruz. Öykücülerimiz, romancılarımız, şairlerimiz adeta birer edebiyat bombası.” tadında yazılar görmemiz imkansız olsa gerek. Bu yüzden bir yazarı, bir eseri eleştirirken geriye dönük durumları,...
15 49.0138 8.38624 arrow 0 bullet 0 4000 1 0 horizontal https://kalemkahveklavye.com 300 4000 1

Bu kapanacak 0 saniye