theme-sticky-logo-alt
Kategori / Sert Kahve | Edebiyat
Hayır bu olamazdı. İnsanlar turnikelerden geçebilmek için kitaplarını mı basıyorlardı! Bir saniye, hayır hayır, o gördüğüm şey Anadolu motifleriyle süslenmiş ve üzerinde “Elif Şafak – Aşk” yazan bir tren miydi? Herkesin birbirine benzediği yerde, hiç kimse yok demektir –       M. Foucault Sarı çizgiye bakıyordum. Çizgi denemeyecek kadar kalın, ama çizgiden başka bir şey denemeyecek kadar da belirsizdi. Sarı çizgiyi geçmek...
Sahipsiz duygular, sahipsiz köpekler gibi barınağa kapatılır.  Yoğun bir savaş hâkimdir orada, hayatta kalması zordur. Aç bırakılır, dövülür ve bu şiddetin hıncını zayıf olanlardan alır diğerleri. Duygu Otel’in ismi de buradan geliyordu Yücel’e göre. Sahipsiz insanların kaldığı, köhne bir oteldi orası. Üç katlıydı, her katta dört oda vardı ve kalanların hepsi yatılıydı. Üç beş günlük...
Müslüm Çizmeci’nin ilk kez KalemKahveKlavye’de yayımlanan “Yıkım” esasen bir üçleme. Birazdan üçüncüsünü okumak üzere olduğunuz üçlemenin ilk şiiri BURADA, ikincisi BURADA. Hatta klip bile var. Bana oradan bir yalnızlık çek nurten, demli olsun ışıkları kapat, kapıyı kapat, kalbini aç, avcunu uzat ölüm kokan bir enkaz topladım sana güneş yok yağmur yok zeytin ekmek var karnım...
 Düşündüm de rüyalar korkunç derecede kalın Rüyalar içi tıka basa dolu metal kumbara Uzun bir anı yineledim, kafam bombok Küçük buluttan makas, büyük evliyalardan keten Bir sarıyı içime gömerken büyüdü küre enlemesine Yalnızlar griye otomatikleşir bir süre sonra Sekiz kilo beyni yıkayan bir makine yapmış Uyku yutan çocuğun ev gezmesinde Sanrısı mutfak korkuluğu olan bir...
bana oradan iki ölüm çek, birine şehit birine terörist diyelim diyelim ki bir ana haber bülteni havaya uçuruldu, bolca parazito vakit camiler, saraylar inşa ediliyordu tabutlar üzerine koalisyon görüşmeleri yapılıyordu keskin nişancılar eşliğinde bir çocuğun henüz on beşinde gövdesinden ayrılan kellesinde yazıyordu: devletimiz çok yaşa ve dinimiz ne hoşgörülü ben fabrika ayarlarına geri dönülebilen bir...
“Straplez olmayacak mı gelinlik, ama çok moda?”   Eksik bir çocuktum ben. Bir dağın tepesinden annemin karnına yuvarlanmış ve parçalara ayrılmışım misali. Sonra da toparlayan olmamış. Ben dahi. Kendini yere göğe sığdıramamış bir akla sahip olmak, günün her saati yeniden, yeniden ve yeniden ölmek gibi. Uyuyup uyandın mı? Tebrikler, doğdun. Şimdi ölümüne kadar durmadan sorgula, zaten önünde 24 saat...
Müslüm Çizmeci’nin “Yıkım” şiiri, misler gibi bir yapım ve [BADpoetry] logosu ile yayında! Ekipte Mert Kamiller ve Arda Gül yer alıyor. KalemKahveKlavye yazarlarından da olan şair Müslüm Çizmeci‘nin son zamanlarda oldukça ilgi çeken şiirlerinden, 3 bölümlük “Yıkım”ın ilk bölümü, şimdi video olarak karşımızda. Henüz 3.bölümü yayınlanmayan şiirin ilk bölümü için çekilen video [BADpoetry] etiketi ve...
KalemKahveKlavye yazarlarının müstakil eserler serisi Damla Orhan imzasıyla yayımlanan Ayraçsız ile devam ediyor. KalemKahveKlavye Dergi‘nin yayımlanmadığı bazı dönemlerde, KKK yazarlarının bazı müstakil metinlerini basacağız demiştik. Geçen sonbahar Akıl Destek Ünitesi ile başlayan serinin ikincisi de artık raflarda. Damla Orhan​ imzalı “Ayraçsız​” “mensur şiir” denilen, daha Türkçesiyle, düz yazı ile şiir arasında karanlık ve lirik bir...
Müslüm Çizmeci’nin ilk kez KalemKahveKlavye’de yayımlanan “Yıkım” esasen bir üçleme. Birazdan ikincisini okumak üzere olduğunuz üçlemenin ilk şiiri için BURADA, üçüncüsü BURADA. Klibi bile var. bu beni buraya kim koydu nurten? sanki benden ayrılmak istiyormuşsun da ayrılamıyormuşsun gibi bir his bütün gece beni tokatlayıp durdu ağzım yüzüm kırık dökük saçma sapan sana büyük laflar edemem...
Acelem yoktu. Kendi başıma kurgulamadığım zaman döngüsü içinde varlığımı konumlandırmanın gereksiz olduğuna karar vermiştim. Asansöre binmedim. Merdivenleri ağırca, ağırlığımca çıktım. Basamaklar olağandı. Bağırdım. Kelimelerim apartmanın duvarlarında yankılandı. Beş katlık yolculuğum boyunca hiçbir şey düşünmemeye odaklamıştım kendimi, tekrarlayıp durdum: “Hiç, hiç, hiç…” Işık otomatının “tık” sesiyle ürktüm. Ve karanlık. Ses; hızlanan soluklar, mesaisini tamamlayan kilit, yağlanma...
O gün uyandım ve her gün yaptığım gibi kettle’daki sıcak suyla çayı demledim. Tezgahta duran zeytini peynire batırıp ağzıma attım. Ayten henüz gelmemişti, sanırım parasını vermediğim için bana kızmıştı. Radyoyu açtım. Bir adam hikâye okuyordu, sesi çok hoştu. Zaten hep sesi tok olan adamları sevmişimdir. Onlara şiir okutmaktan keyif alırım… Çayın kokusu burnuma geldiğinde akşamdan...
Aralık 2014’te 12 sayfalık ve 150 adetlik bir baskıyla dağıtılan Akıl Destek Ünitesi, şimdi KalemKahveKlavye’de yayında. Kişisel notlar ve çizimler ile bir miktar kurgunun iç içe olduğu metni, Kadran Kadraj’ın sunumu gibi okumak da mümkün. Arka Kapak yazısı: Mütevazı Edebiyat Tanrısı’na ahşap bir sunakta sunulan ve bir kez okunduktan sonra saf kafein tozuyla birlikte yakılan...
15 49.0138 8.38624 arrow 0 bullet 0 4000 1 0 horizontal https://kalemkahveklavye.com 300 4000 1