Yoran ve yıpratan, hayatın son bulacağı değil; bunu düşünmekti. Küçük bekleyişler beraberinde büyük mucizeleri getirirmiş… Güne kulak çınlamasıyla başlamıştım. Kurt kapanına yakalanmış bir vampir gibiydim ayrıca. Hem acı çekiyordum hem de günün ışımasıyla hayata veda edecektim. Daha da kötüsü: Bir kurda yardım etmiş, tek bacağını kurtarmıştım. Dayanışma kavramına önem versem de bazı konularda yersiz olduğunu...
Patrick uyuyordu. *** Açık pencerelerden içeri sineklerin girdiği bir kentten bahsediyoruz. Hırsızlara ve güvercinlere yer yoktu burada. Işığı gören sinekler üşüşüyordu içeri. Günümüz dünyasından farkı, sinek kovanların olmayışıydı. Bugün hemen hemen her pencerenin ardında yer alan zehirler ve alarmlara kimse gerek duymuyordu. Sebebi güven değil, kimsesizlikti. Tembellik ve çalınacak kadar değerli bir şeyin olmayışıydı. Sokakları...
O yaşatmayı seviyordu, öldürmeyi değil. Yazılarımız yan yana geldiğinde; bir seri katille süper kahraman el ele tutuşuyordu. Ailem ve çevrem tarafından sevilen biriydim. Yaptığım onca şeye rağmen beni desteklemeleri de bunun en büyük göstergesiydi. Birinin sizi desteklemesi tabii ki de sevildiğinizin kanıtı olamaz, fakat onlara verecek bir şeyimin olmayışı ve buna rağmen benimle sürekli paylaşabilecek...
Şehirden çok uzakta, bomboş bir yolun sağ şeridinde orta hızla ilerliyordu. Saati bozulduğu için, tahmin yürütebiliyordu sadece: Gece yarısıydı… Kendinden başka kimse olmadığı için, hız konusunda esnek davranabiliyordu. Rüzgar rahatsız ettiği zaman yavaşlıyor, zamana karşı yarıştığını düşündüğünde ise gaza basıyordu. Fren kullanmıyordu hiç. Karşısına ne bir geyik, ne de bir insan çıkmıştı yaklaşık bir buçuk...
Yirmi altı, yirmi yedi, yirmi sekiz, otuz ve diğerleri şeklinde devam eden kapı numaralarında, yirmi dokuz yoktu. Yaşımın olduğu kapı numarası yoksa, buradan çıkamazsın dedi bana. Yaklaşık on üç kere aramıştım. İlk beşinde cevap vermemiş, geri kalanında ise meşgule atmıştı. Ve bununla birlikte saatlerdir otobüs bekliyordum. Filozoflar günümüzde yaşasaydı, daha verimli olurlardı eminim. İnsan, soğuk...
*Patronus büyüsü, Ruh Emiciler’den ve diğer karanlık yaratıklardan korunabilmek için yapılabilecek, saydam hayvan şeklinde oluşan bir büyü çeşididir. (Vikipedi) “Gördüğüm en güzel rüyanın bile sonunda tren raylarına bağlı buluyordum kendimi.”, babama dair aklımda kalan tek şeydi bu. Ha bir de kendisi yatalaktı. Afili cümleler kurmasını bu nedenle yadırgamıyordum. Bense pek konuşmam, konuşacak kimsem de...
Söz konusu ilahi adalet, mahşer gününde zaten devreye girecekken, neden günahkar insanların o güne o kadar rahatça yaşamalarına müsaade etmezler anlamıyorum. Ne olduysa, yaşadığım dairenin çatı katını temizleme fikrine kapılmamla oldu. Yaşadığım onca acı veren, rahatsız eden olaylar tekrardan canlandı gözümde ve bunların yineleneceğini...
Alkolik olmak, alkolik olarak mimlenmekten iyidir. Çünkü o zaman çevrenizden, şahsınıza itham edilen onca hakaret ve yakıştırmayı duyuyor –fakat sabaha unutuyor olursunuz. Ayık bir kafayla onları duyup, ayık bir kafayla yatağa yatıp ve aynı ayık kafayla onları kafanızda yargılayıp, birer birer cinayet planları yapmak oldukça ağır bir yüktü zayıf bünyem için. Doğruydu aslında… Uzunca bir...
“Yorgunum. Öyle, genel bir yorgunluk bu, birkaç saat uyuduktan sonra geçecek gibi olanlardan değil. Öyle olsaydı şimdiye çoktan zımba gibi biri olmuştum, çünkü yirmi dört saatten ibaret olan günün yirmi saatini yatakta geçiriyorum. Yatakta hiç iyi değilim. Kabuslar görüyorum. Onlara yeniliyorum, uyanıyorum –tekrar uyuyup tekrar yeniliyorum ve her seferinde daha da kötü yeniliyorum Beckett’ın aksine....
Rüyalar cinayet işlemez, o cepte; fakat işletme ihtimali var… Sıradan bir akşam yemeği sonrası, yatılan uykuda verilen devre aralarından biriydi. Sıradan bir akşam yemeğiydi, çünkü evlendiğim kadının daha önce hiçbir mutfak tecrübesi olmadığı için fastfood ile geçirdiğim her akşam, rutine dönüşmüştü benim için. Yemek yapamaz, bulaşık yıkayamaz, çay demleyemez –sadece oturur, kitap okur ve konuşurdu....
Müşteki’nin ilk bölümü için TIKLA Her şey tam o konuşmanın ortasında başladı. Hiçbir sağlık problemi yoktu aslında. Koşarken tıkanıyordu ara sıra ama onu sebebi de içtiği sigaralardı. Başka bir şey değildi. Bana bir şeylerin ters gittiğini söyledi. Derken sandalyesinden kalkıp, odanın içinde kendini oradan oraya atmaya başladı. O andan itibaren kendimi kaybedip koşarak aileme haber...
(İşbu hikaye iki bölüm olup, ikinci bölümü 21 Eylül akşamı neşredilecektir.)) Araştırmacı Bay … M ’nin defterinden: “Soyları ta Osmanlı dönemine dayanan iki ailenin hikayesi, şu sıralar son derece ün kazanmıştı. Müşteki ve Arşın isimli bu köklü ailelerden, Müşteki olanı saray ressamı, Arşın olanı ise padişahın terzisiydi. Adı sanat tarihi kitaplarında geçmeyen Müştekiler’in, fotoğraf gerçekliğine...
15
49.0138
8.38624
arrow
0
bullet
0
4000
1
0
horizontal
https://kalemkahveklavye.com
300
4000
1