İşte o günlerde anlamıştım işlenenin, yaratılandan daha değerli olduğunu. Tanrı tarafından bize sunulmuş bir balık, insan tarafından bize sunulmuş bir cam fanustan daha değersizdi. “Şeytan işletmeci, İnsan müşteri…” Ticaret ve popüler kültür salgını üzerine söylenmiş güzel bir söz dizisi. Söz dizisi ifadesi ise son derece alengirli olduğu için cümle deyip geçmek en iyisi olabilir. Her...
Onun ölmesi, sadece bu hayatta kavuşabilmemizi güçleştirmişti. Bizi bekleyen koca bir cennet vardı ve o cennetin yolu da çalıştığım çağrı merkezinden geçiyordu. Düzeltmek gerekirse: Çalıştığım çağrı merkezinin çatısından. Cep telefonu icat edildiğinden beri günlüğüme yazdığım ilk kelime oldu bu. Cep telefonları piyasaya çıktığında henüz okuma yazma bilen bir birey olmadığım, günlük olarak yazdığım ilk satırlardı...
Ölüm korkusunu yenen insan, ölüme yeniliyordu. Tetanos aşısı olurken, göbeğine vurulan paslı iğneden tetanos kapmak gibi. Üzerimde, Zincire Vurulmuş Prometheus ’u bulalı ve beni bu çukurun içine tıkalı tam yirmi beş gün olmuştu. Yaşadıklarımı kısaca anlatacağım, gücüm yettiği kadar da tarif edeceğim. Anlatmakla tarif etmek, göstermekle temas ettirmek gibidir. Yediğin güzel bir yemeğin içindeki malzemeleri...
Çocukluğum, ben henüz çocukken öldü… Öldürdüler onu. Sınavlarla ve hayal bozan silahlarıyla… Bir çocuğun, çocukluğunu elinden almak istiyorsanız ona, “Olamazsın” deyin, her ne olmak istiyorsa. Standart bir Pazar sabahına uyanmıştım. Standart bir Pazar sabahı nasıl olur diye sorarsanız: “İnsanların sevgilileri ile birlikte lunaparklara gittiği, aileleri ile beraber kahvaltı ettiği ya da kaldırımlara park edilen arabalar yüzünden...
Gururlu bir kum torbasını kimse önemsemez. Sadece yumruklar” dedi karşısında duran naif denizkızına… Adem, şansını ilk kez Havva’da denedi. Havva ise onu kullandı. Tanrı’ya karşı gelen Adem; çenesinin sağ alt köşesine sonsuz kudrette, hızı birimlerle ölçülemeyecek bir yumruk yedi. Uğruna yasak elmayı kopardığı, yumruk yemeyi göze aldığı Havva ise ona bir buz bile vermedi. Çenesi...
“Ama ısrarlı bir kader, rastlatırsa seni ona… Kendini Tanrı’ya emanet et.” Edgar Allan Poe – “Sone – Sessizlik” Burada yazanların tümü, her şeyini kaybetmiş bir adama aittir. Anlatacaklarıma inanmanız benim için bir önem arz etmemekte. Kısacası; inanmamanız, inanmanız kadar önemli. Kısanın da kısası: Hiç… Hayatımın büyük bir çoğunluğunu Bakırköy’de geçirdim. Eğer Bakırköy’de yaşıyorsanız, herhangi birisinizdir....
“Sıradanlaşmış bir farklılık, farklılık mıdır?” Hayata yabancılaşmak üzere olan bir insanın günlüğü ne kadar sahici olabilir ki? Benimki de o denli yapmacık. Adımın, yaşımın, ne olduğumun, kim olduğumun, nereli olduğumun ve nasıl var olduğumun hiçbir önemi yok. Belli bir değer ve öneme sahip olan tek şey, az sonra üst kat komşumu öldürecek olmam. Belki daha...
15
49.0138
8.38624
arrow
0
bullet
0
4000
1
0
horizontal
https://kalemkahveklavye.com
300
4000
1