Yıl 1941. Şiiri kökten değiştirecek bir kitap basılıyor. Büyükçe bir boyda, kaba bir kâğıda İkinci Dünya Savaşı’nda basılan bu kitabın ismi ise: Garip. Altmış sayfalık bu kitabın içinde üç şair ismi yer alıyor: Melih Cevdet, Oktay Rifat ve Orhan Veli. Şiiri fildişi kulesine hapsetmişlere karşı Don Kişot misali yalnızlığından alıp sokaklara çıkaran işte bu üç...
Muhammed Baykara’nın kaleme aldığı kahve kültürüne dair yazıların ve Kahve Kültürü kategorisinin tamamına BURADAN ulaşabilirsiniz. “Denizlerin dalgasıyım, Ben halkımın kavgasıyım. Yarınların sevdasıyım, Yenilmedim ki!” Dizeleri okurken üstat Selda Bağcan’ın billur sesi kulaklarınızda çınladı değil mi? Ne de güzel söyler Queen Elizabeth Hall’da, Utrecht’te Rock Festivali’nde, Bodrum Antik Tiyatro’da, Van’da halk konserinde… Ah ulan!* *TDK: kabaca...
Rollo May “Yaratma Cesareti” kitabına yazdığı önsözde, “Bitmemişlik niteliğinin hep kalacağını, bunun bizzat yaratıcı sürecin bir parçası olduğunu anladım,” der. Bu açıdan bakıldığında, aslında her sanat eseri biraz bitmemiş, biraz yarım kalmıştır. Bir edebi eseri okurken, gözlerimizle ve zihnimizle algıladığımız eseri, vicdanımızın ona yüklediği anlamlarla tamamlarız, hatta yeniden yaratırız. Anlam yükleyip sahiplendiğimiz andan itibaren o...
“Düşün azizim, cam kırılıyor bir de etrafına bakıyorsun ki kırılan cam yok… Bu ne demek?” Sevim Burak-Sahibinin Sesi Kendisini bir oyun yazarı olarak görmeyen ve tanımlamayan bir yazardır Sevim Burak. Fakat üslubunu beğenelim ya da beğenmeyelim, oyunlarında yarattığı kadınlar bahsedilmeye değer karakterlerdir. Bu yüzden de ölümünün 35. yılı vesilesiyle, bundan tam sekiz sene önce yazdığım...
Jean Genet’nin yaşamöyküsüne, kitaplarına, oyunlarına dair bir tersinden inceleme. 10 Maddede “Neden Jean Genet Okumamalıyız?”, İbrahim Alp Okur’un kaleminden KalemKahveKlavye’de. 1 – Temiz başlangıçlardan yanaysanız Jean Genet size göre bir yazar değildir. Çünkü onun aykırılığı doğumuyla birlikte başlar. 19 Aralık 1910 tarihinde, Paris’te gayrimeşru olarak doğan bir çocuktur Genet ve annesi tarafından kimsesizler yurduna terk...
Yazıyı yazmaya başlamadan önce, Herman Melville’in Kâtip Bartleby ’sini tekrar okurken, zihnimde Franz Kafka’nın Açlık Sanatçısı öyküsü o kadar çok çaktı ki Kâtip Bartleby’i tek başına yazamayacağımı fark ettim. Böylece Açlık Sanatçısı, Kâtip Bartleby’nin yanına bütün yalnızlığıyla usulca oturdu. “Varsayımların değil, tercihlerin adamıydı.” Kâtip Bartleby- Herman Melville Yolun hemen başında iki karakterin de ne kadar...
Oturduğum ortopedik koltuktan baktığım tiyatro sahnesinde, bir tırın konteynerine sıkıştırılmış bir sürü mal görüyordum. Bu mallardan bazıları canlıydı. Size, bana benziyorlardı. Basbayağı insandı bunlar. Oturduğum koltuk Ortadoğu’daydı. İzmir Devlet Tiyatrosu’nda, Hüseyin Alp Tahmaz’ın yazdığı, Volkan Özgömeç’in yönettiği “Nereye” adlı oyun için ayırtılmış bir koltuk… Asya’dan Avrupa’ya doğru uzanan bir yemek borusunun üzerinde… Bundan üç yıl...
Tarih, asla kendisi için değil, daima birileri içindir. Yeni Tarihselcilik (New Historicism), başında “yeni” sıfatı olan tüm akımlar gibi kendisinden önce gelişen bakış açısına bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Bu bakış açısı, 1950’lere kadar metin çözümleme alanında hâkimiyetini sürdüren tarihselci anlayıştır. Metnin içindeki anlamı keşfetme çabası, eleştirel bakışı beraberinde getirmiş ve dil felsefesinin de bu...
“Ara Güler’i tanır mısınız? Kim bu soruya kolayca olumlu yanıt verebilir? Kim bir sanatçıyı tanıdığını rahatlıkla söyleyebilir? Özellikle o sanatçının ürünlerini topluca izlemek, incelemek, yapıtlarının asıllarını görmek olanaksızsa. Ne ürünlerinin toplandığı bir müze, ne derli toplu bir albüm, ne de o sanatçıyı tanıtan bir kitap yoksa elinizde?” Samih Rıfat’ın 2002 yılındaki bu çağrısına yanıt niteliğinde...
Mecburiyet, devlete hayır diyememenin, karşı gelememenin ve gücün baskısını hissetmenin yol açtığı psikolojik bir savaşın romanı olarak değerlendirilebilir. Genel bir bakış açısıyla romanda; savaş karşıtı ressam Ferdinand’ın, bir yandan savaştan kaçarken öte yandan da içinde yaşadığı savaşta kaybettiklerinin işlendiği söylenebilir. Huzurlu bir dünya isteyen Ferdinand ve eşi, savaşın gerekli olmadığını düşünmektedir.. Öte yandan Paula, eşinin...
Yekta Kopan’ın Can Yayınları’ndan çıkan yeni kitabı “Sıradan Bir Gün”, sıradanlığın aslında nasıl bir karmaşa yaratabileceğini ve belki de ihtiyacımız olan tek şeyin bu “sıradan karmaşa” olduğunu anlatıyor bize… Yazarın, kitabın başkahramanı Armağan için biçtiği rol oldukça ilginç: Armağan Gündoğdu, pazarlamacı eşi ve onun piyasada bir türlü dikiş tutturamayan tiyatro sevdalısı arkadaşının çakırkeyif bir sohbet...
14.10.2016 tarihli Hürriyet gazetesinin internet sitesinde şöyle bir manşet karşımıza çıkmıştı: “Tarihin ilk uzay ülkesi Asgardia ile tanışın!” Haberin içeriğinde ise şöyle deniyordu: “Yaklaşık 100.000 insanın Dünya yörüngesinde kurulacak olan bir uzay istasyonunda kendi kural ve yasalarıyla yaşamasını öngören uzay ülkesi Asgardia; meteor, uzay çöpü ve diğer tehditlere karşı Yeryüzü’nü korumaya çalışacak.”(1) Resmi internet sitesinde,...