Kategori / Sert Kahve | Edebiyat
Bu akşam, bu akşam, duvarlarla beyaz kadehlere başladık Bu akşam işte, bir terzi dikkatiyle söktüm göğsünden kalbimi Sonra oturma odaları sustu, ama kumandalar bulundu, zafer senin Çıldırdım, yavrusunu yuvasında bulamayan bir arı kuşu gibi Merhaba çivi delikleri, çatlak sıvalar, tütünlü perde Duvarlar. O duvarlara çaktığımız uzun sessizlikler… Bu akşam, bu akşam, intiharları önemseyen bir sağanak...
Bir adım daha atacak gücüm kalmadı. Ulaştırmam gereken şu “çok gizli” mektubu yırtıp atmak geliyor içimden. Yamaca kadar güçlükle geldim fakat tepeyi aşamayacağım. İnce, kuru bir ağacın gövdesine sırtımı dayayıp oturdum. Ağaç ağırlığımı kaldırabilecek gibi değil. Kar fırtınası kurt uluması dehşetiyle korkumu büsbütün körüklüyor. Pes etmemeliyim, uyuşmamalıyım burada, inatlaşmalıyım soğukla. İnce, küçük bir sürü kar...
“Olumlu düşüncenin, maddeyi nasıl da doğrudan etkilediğini biliyor musunuz? Yoksa siz bardağın dolu tarafını göremeyenlerden misiniz? Pek çoklarınca tartışmalı olan bu konuda hâlâ pozitif düşüncenin insan yaşamına etkilerini araştıran deneyler yapılıyor. Sonuçları ne olur bilemeyiz, ama bakış açınızın sizi yansıttığı, bir gerçek! Haydi, durmayın, bir de diğer taraftan bakın! ” *** Bardağın yarısı...
Yirmi dört saatten fazladır koltukta, yanımda market poşetleri, oturuyorum. Avuç içlerimin yanmasıyla ellerimin birbirine kenetli olduğunu fark ettim ve kim bilir kaç saatten sonra yirmi parmağımı ikiye bölüp, uyuşan ellerimi yavaşça hareket ettirmeye çalıştım. Ellerimi henüz tam hissetmeye başlamamışken parmak uçlarımdan ipler çıktı ve iplerin ucu ileri fırlatılan tükürük gibi halıya düştü. Halının üstünde işaret...
Bugün çok kara ve yalnız trenlere uçurtma attım Biliyorlardı, çok yalnız ve kara trenlere uçurtma atmak, İki kalbin kan kusarken vedalaşması gibi bir şeydir Ruhları bozkırın içine çeken sanki sonsuz raylar, Balkonu denize açılan evlerde sürekli bir ıslaklık halidir Ellerimle, bu ellerimle, gökyüzünde atlara yer açtım Biliyorlardı, bir kısrak geçişinin makûl miktardaki sarhoşluğu, Göçebelerin fısıltılarıyla...
Klişeye bulaşma riskini de alarak, şiir içimde hep vardı- gibi bir cümleyle bu içsel döküme başlama hevesindeyim. İlk okuduğumda çarpıldığım şairler Orhan Veli, Bob Dylan, Poe ve Baudelaire’di. Bu son ikisi bende o zaman anlayamayacağım bir çatlağa sebep oldular. Poe ve Baudelaire’in içimde yarattığı zaman ve uzayda yırtılma deneyimi Hermes’in Zümrüt Tableti’nden, simya surelerine, Hayyam’ın...
Berker Yörgüç’ün, birinci bölümünü okuduğunuz “Yaya Yolcu” şiirinin tüm bölümlerine BURADAN ulaşabilirsiniz. I Kabuktu hır çıkaran, kabuktu silah bırakan Antlaşmayı bozan kabuktu, nöbette uyuklayan Seni görünce kendini bıraktığı yerde bulan biz Dersteki uğultu kabuktu Yürürken zincir sesleri gelirdi koridordan II Sesleri kulaklarıma Zincir şıngırtılarıyla gelen dünya Dün ateş yakarken ovalarında Şimdi telefonda donuk bir sestir...
“İnsan psikolojisinin kara kutusu rüyalarla ilgili yepyeni bilgiler açığa çıktı! Bazı bilim adamlarınca parmak izi gibi biricik olan rüyalar, diğer bilim adamlarınca kolektif bir alt bilincin meyvesi. Bu noktada makaleler ikiye ayrılıyor. Rüyaların doğru hatırlanıp hatırlanmadığı ve tam anlamıyla paylaşılıp paylaşılamayacağı soruları ise hâlâ gizemini koruyor. Siz siz olun, rüyanızı hayra yorun!” *** Artık üstünde...
“Arkeologlar meşhur antik kentte alışılmadık türde bir yazıt daha keşfetti. Ne zamana ait olduğu bilinmeyen höyük yeniden koruma altına alındı. Bir kısmı çözülen tabletlerin üzerinde çalışılmalar yürütülmeye devam ediliyor. Uzmanlar tabletlerin bulunduğu yerin bir mezar olup olmadığını bilmediklerini ancak çevresinde kırık bir ayna ve ne olduğu belirlenemeyen küçük bir takım objeler gömülü bulunduğunu belirtti” ***...
Özgür Atmaca’nın KalemKahveKlavye için kaleme aldığı Kentler ve Müzik serisinin diğer yazılarını okumak için TIKLAYIN. Tek başına şarkı olmayı başarmış bir kenti tasvir etmeye çalışmak anlamsız boş bir çaba gibi. Kulaklarımla gördüğümü yazıp sükûna bırakayım. Paris, yükseklere çıkıp baktığınızda düzlemde olan kentlerden. Bu düzlemde her şeyi görebildiğinizi düşünmek ise Paris hakkında duyulan tüm dramatik çıkarımları...
Bu resim panoya asılmayacak, bu ütü ilk oturuşta bozulacak Okul duvarları boyanacak ve kokusu aklından hiç çıkmayacak Onların arasından geçersen, biraz Yusuf isen yani Bıçak ilk senin elini kanatacak Çekiç sesindeki ritim, düz çizgilerin verdiği bulantı Daha buradan yol geçecek ama yolda kimse yürümeyecek Otopark yapılacak camilerin altına Yani çekmeceler düzgün olsa da kalan her...
İnsan, insan olamadan geldim buraya. Ne zamandır buradayım? Bilmem. Ne kadar daha bekleyeceğim? Bilmem. Bildiğim bir şey var; insan hala tam anlamıyla insan olabilmiş değil. Değil belki ama şansı var kabuğunu kırmaya. Beklemek demiştim değil mi? Beklerken ben insan olmayı, çok şey oldu. Çok şey değişti. Bir köpeği tekmeleyene “hayvan” demeye başladı insanlar mesela. Köpeğin...
15
49.0138
8.38624
arrow
0
bullet
0
4000
1
0
horizontal
https://kalemkahveklavye.com
300
4000
1