Bugün çok kara ve yalnız trenlere uçurtma attım
Biliyorlardı, çok yalnız ve kara trenlere uçurtma atmak,
İki kalbin kan kusarken vedalaşması gibi bir şeydir
Ruhları bozkırın içine çeken sanki sonsuz raylar,
Balkonu denize açılan evlerde sürekli bir ıslaklık halidir
Ellerimle, bu ellerimle, gökyüzünde atlara yer açtım
Biliyorlardı, bir kısrak geçişinin makûl miktardaki sarhoşluğu,
Göçebelerin fısıltılarıyla uyanan kurdun kulak berraklığı gibi bir şeydir
Taş kopar, yuvarlanır dereden
Orman susar fakat hüzünlü kaplumbağalar intihar eder
Kendimi aradım, kimse açmadı, kimse sevmedi milyon kilometre derinlikteki gözlerimi
Bir şehrin köşegen suçlularıyla sıvasız odalarda yürümek,
Apartman boşluğuna bakan pencerelerden izmarit fırlatmak gibi bir şeydir
Bu yangın keşke geçmişimizi yaksa, olmuyor, olmuyor
Biliyorlardı, ateşin içinden kopan kıvılcımın özgürlük sevinci,
Tel örgülü bir tımarhane bahçesinden dışarı tükürmek gibi bir şeydir
Yürüdüm, yürüdüm, han içlerinde, çayhane buharlarıyla
Kendimi aradım gece gece, ampulü patlamış bir odada kaybolan paslı çiviyim
Biliyorlardı, bir yerlerde çarpışma ihtimalimizin olması,
Kara ve yalnız bir trenin uçurtma çiçekleri açması gibi bir şeydir
Kendimi aradım ve meşgul çaldım
İnsanın acımasızca kendine meşgul çalması,
İdam anında bir celladın taksitlerini düşünmesi gibi bir şeydir
Görsel: enuscrap.tumblr.com/









