theme-sticky-logo-alt
Kategori / Sert Kahve | Edebiyat
9 saat 59 dakika kaçtım, oyun oynadım, sigara sardım, müzik duydum, çivi battı elime onu çıkardım… …Aslında 2 yıl önce olmuştu o olay. Yıllar önce değil… Konuşmam bitince fark ettim… Yıllar önce ben doğmuştum ve anne sütüm bozuk değildi. “Yıllar önce” dedim, 2 yaşım anını hatırlamak istemediğimden. Ama unutmamıştım…  2 yas tuttum… Memeden ağzıma akan süte ten karıştı. Küfür,...
Çünkü; benim ayaklarım benzinle çalışmıyor, alışverişimi pos makinesine sokulan çipli prangalarla yapmıyorum. Tek slip kafası yok bende. Zaten slip olan her şeyden nefret ederim. Direksiyon elimde, huni kafamda; yavaş yavaş damıtıyorum zihnimi boşluğa… Sek için, sert değil bu sefer cümlelerim. Masadaki sohbet tozlarını arkadaşımın kredi kartıyla bölüyorum. Tam 5, yazı ile “beş” çizgi! Bende yok çünkü kredi...
Anneler inanç konusunda birinci Ta ki çocuklarını kaybedene dek Kaşlarım pırpır ediyor Gözlerimin kederinden Uçup havalanacaklar sanki Sıyrılıp gözyaşı denizinden Onun elinde, benim ellerim Küçük hiç büyümeyecek ellerim Hikayelerimiz birleşmiş Damarlarımız yer yer kesişen kavşaklar Ağlama diyorum, üzme beni Bu hikayeyi baştan ben yazmadım ki Hem istersen kalem senin elinde Silip tekrar baştan yazabilirsin beni Güçlü...
Bir kızı olacaktı, adını Nisa koyacak ve o küçük bana benzeyip seri kadın olacaktı! Ben öldürdüm… Çünkü yalnızların oğlanları olmalı!  Etrafım sarıldı teslim ol! Evet, evet ben öldürdüm içimin fazlalıklarını. Gereksiz yerdi, durmadan kilo alırdı. Bir kızı olacaktı, adını Nisa koyacak ve o küçük bana benzeyip seri kadın olacaktı! Ben öldürdüm… Çünkü yalnızların oğlanları olmalı! Ancak o...
Kimse boğazımızdan öpmeyecek bizi anne, Kimse düğüme dayamayacak kulağını. İçimdeki çocuğa sûreler inecek, İçimdeki çocuk aklımı ıslatacak anne. Kalbimiz kırıldı biraz anne, Ama öpersen geçecek. Dökülecek alnımdan kibir, sırtımdan el izleri. Her gün kendimi bekledim iş dönüşlerinde, İçimdeki çocuğu koşturdum her yokuşta. Her akşamda, Her anıda. Büyüme, diye tembihledim anne, Musibetlerce talan olmuş bir evken çocukluğum. İnsan...
Gözlerini açtı titreyerek kadın. Gerindi. Boğaz havasını çekti içine. Gülümsedi. Öyle böyle değil, hayran hayran gülümsedi. Telefona baktı. “Siktir et” der gibi, afedersiniz, dudağını büktü. Biz daha ölmedik! Koy bir kadeh daha! Anlatacağım sabırsızlanma! Bir gün… Bir gün bir kadın oturdu üstüme. Kızıl saçlı. İlk, saçlarına bakarım ben kadınların. Kahverengiydi gözleri. Kadınların gözleri her renktir aslında,...
Siz yalınızı Boğaz’dan seçe durun Onların helası bile manzaralı, sokaklarda Bakın bir çingene asmış boynuna bebeğini Sizden daha iyi bakar çocuğuna Annesini daha çok sever yavrusu Sizin şımarık çocuklarınıza kıyasla Her birey muhtaçtır diğerine burada Komşusuz yapılmaz Çingeneler Sokağı’nda Biri bir zâdeyi mi çarptı Robin Hood misali paylaşır hemen akranlarıyla Kahraman yüreği var onlarda Hiç...
Derler ki: Yedinci gün Tanrı dinlenmeye çekilmiş. Bahçesindeki kuğulara bakarken -muhtemelen hamakta- uykuya dalıp gitmiş. Rüyasında dünyayı görmüş. Güneşin etrafında raks ederken gördüğü bu yuvarlağı yarattım mı yaratmadım mı sorusunu uyur uyanık kendine sormuş. Deneb‘in altında uyuyorum. O öyle bir yıldız ki parlak gölgesiyle sarıyor rüyalarımı. Her gece yeniden aşık oluyorum. Kuğunun narin boynunu şanslı insanlara bırakıyorum. Yetinirim...
Anlamsızca sokaktan sokağa girdim ve insanlara bakmadım, ne zaman ki anlamlı bir hareket, anlamlı bir seçim yaptığımı düşündüm, işte o zaman başıma kötü bir şey geldi.  “Buraya seni neden getirdim biliyor musun? Haydi canım, soru mu bu da? Tabii ki bilmiyorsun, ya da sezmişsindir belki. Gerçi seni buraya kadar getirebilmek bile benim için bir başarı....
Söyle, nasıl vuruldu dağlarım sırt sırta. İnsan… Su kadar şeffaf ol bana, Su kadar temiz… JasondeCairesTaylor-Silent Evolution İnsan… Ayıkla taşı ömrümden. El et, derman ver… “Koştum da yorulmadım” de bana… Söyle, yok hakikatin bir köşesi… İnsan… Koş yetiş an’ıma, An ki ziyan… İki günü bir ölüler var koynumda… Söyle, bir duvardı hayat, ördüğüm an be...
Lütfü Ağabey de umut torbası gibi adamdır. Ağzında bir “Düzelecek” lafı, bir de kısa Maltepe eksik olmaz. “Memleket düzelecek yormayın kafanızı. Beşiktaş düzelecek çocuklar. İşler düzelecek be loçkam!*” “Sanki dünyadaki bütün çay ocakları kapalı Ve göklerden tepelere inen bir sokak Ya da bir akarsuyum ben…” – Edip Cansever Uçuyordu adeta Selim. Sağ açıkta oynardı. Topu aldığı...
İki ucunu yapıştırdığım her şey kırık hâlâ Neva… Sesimi duysan tanımazsın… İçimde bir yabancı öteler durur sesimi… Sesimi duysan güz… Dokunsan her yerim iz… Tanrının imlediği bir köşe başıyım sanki Neva… Soracak olsan miladlar anlatacağım sana… Soracak olsan savaşlar…zehirler…taht kavgaları… Taşlar dökeceğim sorsan yüzümden… Kum tüküreceğim her yere… İki ucunu yapıştırdığım her şey kırık hâlâ Neva…...
15 49.0138 8.38624 arrow 0 bullet 0 4000 1 0 horizontal https://kalemkahveklavye.com 300 4000 1