Düşündüm de rüyalar korkunç derecede kalın
Rüyalar içi tıka basa dolu
metal kumbara
metal kumbara
Uzun bir anı yineledim, kafam
bombok
bombok
Küçük buluttan makas, büyük
evliyalardan keten
evliyalardan keten
Bir sarıyı içime gömerken
büyüdü küre enlemesine
büyüdü küre enlemesine
Yalnızlar griye otomatikleşir bir süre sonra
Sekiz kilo beyni yıkayan bir
makine yapmış
makine yapmış
Uyku yutan çocuğun ev gezmesinde
Sanrısı mutfak korkuluğu olan bir kadın
Düşündüm de rüyalar korkunç derecede kalın
Rüyalar içi tıka basa dolu
metal kumbara
metal kumbara
Gitgide silikleşiyor gök ve yüz kenarları
Otogarlar bir çirkini daha çağırıyor uykulu sesiyle
Uzun bir anı yinelerken kendimi
heceledim
heceledim
Kafam bombok ve yollar ölüm
gibi uzanıyor önümde
gibi uzanıyor önümde
Yüzümü veriyorum bir leyleğe
Götürsün diye çok uzak bir
saten akşamına
saten akşamına
Düşündüm de dışarısı hep gözler denizi
Dışarısı kararmış gümüşlerle
çevrili bir rüya
çevrili bir rüya
Bir ayraç koyuyorum gözlerinin bittiği yere
Bir buket el veriyorum ellerine











bu bir şiir değil üzgünüm hemde çok..
İşim gereği ben de 'de' yi ayrı yazmadığınız için çok üzüldüm sevgili Latife Cihan. :))