Gökçe Bezirgan’ın İletişim Yayınları’ndan çıkan öykü kitabı “Hasta Öyküler ve Kulağakaçan” üzerine bir inceleme. Uzun zamandır kurgu okumaya ara vermiştim. Hem birkaç araştırma konusu için yapmam gereken bir alan taraması olduğundan, hem de ve daha önemlisi, sürekli yeni bir heyecanla, özellikle son dönem öykücü ve romancıların yazdıklarını alıp alıp düş kırıklığına uğramamdan. Romanlar, sanırım az...
Ferhan Şensoy’un Ortaoyuncular Yayınları’ndan çıkan yeni kitabı Kedittin Direniş üzerine bir Çağla Özden incelemesi. Beyoğlu’nda doğdum. Ne annemi, ne babamı, ne de kardeşlerimi doğru düzgün hatırlıyorum. Kendime yeni yeni geldiğim zamanlarda bir gün, etrafta çığlık çığlığa bağırıp kaçışan insanların tam ortasında kaldım. Nereye gideceklerini bilemez halde “birilerinden” kaçıyorlardı. Ve o “birileri” bana da korkutucu gelmeye...
“Ah ihtiyar medeniyet, çocuklarına sağlam yepyeni bir dünya kurmaktan bunca aciz misin? Bizi yabancı diyarlardan getirttiğin puslu yalanlarla mı besleyeceksin?” (Bu yazı ilk kez, KalemKahveKlavye Dergi’nin 3.sayısında yayımlandı. Yazarın bir “Yeşilçam serisi” niteliğinde yazdığı yazıların ilk parçasını ŞURADAN okuyabilirsiniz.) İSTANBUL ADAM Turist Ömer selamıyla selamlıyorum herkesi. Yandan çarklı, alaycı, akıllı ve daima hüzünlü bir Sadri...
Müslüm Çizmeci ile “Çalmayan Şiir” kitabının yazarı Zafer Yalçınpınar’ın, kitap çerçevesinde birçok konu hakkında konuştukları söyleşinin tam metni. Birazdan okuyacağınız, yormadan ve nefessiz bırakmadan derinlerine sizi kolayca çekecek ve çektiği hızla geri bırakacak olan aşağıdaki söyleşinin büyüsünü bozmadan ve söyleşenlerinden de izin almadan bu epigrafı yazmak istedim. Zafer Yalçınpınar -bilenler “evvel.org” ve “evvel fanzin”den bilir...
Bir tür 2014’ün en iyi kitapları listesine pek de benzemeyen bu yazı, kişisel bir değerlendirme olmakla birlikte bir toplu kitap incelemesi olarak da okunabilir. Elbette “en iyi kitaplar” gibi yanlış ve ne okuma zevkine, ne bilimselliğe sığan bir liste değil bu. Tamamen kişisel okuma listemden derlediğim notları içeriyor. Şimdi yazarken bana da inandırıcı gelmiyor ama...
Kafka’nın Dönüşüm’ünden altmış iki yıl önce yayımlanan Herman Melville imzalı Kâtip Bartleby , böceğe dönüşmeden önce son kale olan saf itiraz etme güdüsü üzerine kurulmuş. Ne yazık ki akabinde böceğe dönüşen insanoğlu, Dönüşüm’ün yayımlanmasının yüzüncü yılında sanırım insanlıktan çıkmak üzere. “Yapmamayı tercih ederim.” Bir cümle üzerine inşa edilen hikaye, Katip Bartleby. Okuyucunun hararetle okuyacağı ve...
Jean Echenoz’un Helikopter Yayınları tarafından çevrilen Şimşekler romanı ve Nikola Tesla üzerine bir Gezginci Erdem incelemesi. Kadın ve erkek, televizyon programına çıkar. Aralarında birbirlerini görmelerini engelleyecek bir paravan vardır ve onlar, evlenecekleri insanın paravanın arkasında olmalarını umarlar. Paravan açılır. Televizyon başındaki izleyiciler ve o an orada olan insanlar bu iki insanın ağzından çıkacak sözlere kilitlenirler....
NTV Yayınları’ndan çıkan Don Kişot çizgi roman yayınından hareketle Don Kişot’un geçmişte ve bugünde değiştirdikleri, yayımlanma geçmişi, Türkiye’de Don Kişot’a bakış, Cervantes’in İstanbul’da esir edilmesi ve muhtelif konular üzerine bir Gezginci Erdem incelemesi. “Romanın babası” Cervantes’tir ve “İlk Modern Roman” Don Kişot’tur. Bu bilindik tanımlar yüzyıllardır yapılır, Don Kişot ve Cervantes üzerine sözler söylenir. Söylenir...
Kürtaj illa depresif bir süreç midir? Richard Brautigan, iki adam, bir kadın, bir bebek ve bir araba ile buna karar verecektir. Aynı anda bir bebek reddedilirken, bir hayat nasıl işlenir, bunu tartışacaklardır. Kitap Kahve Kadın Dost İnziva Güzellik Kaos Yolculuk Kürtaj Richard Brautigan, “Kürtaj” kitabını* yazarken eminim ki böyle başlıklar belirleyerek yola çıkmamıştır. Ama aklında...
Yolun yarısına daha çok varken, yolun başını da geçmiş bir haldeyim. Bazen yaşantımı asansöründe yaşadığım bir apartmana benzetirim. Apartmanın kaç katlı olduğunu bilmiyorum. Belki mütevazı bir apartman değil de, küstahlık abidesi bir plazadır ömrüm. Belki de asansör ters istikamette seyrediyordur, ben burnumla birlikle yukarılarda dolanırken… Ömür dediğin şey çok ve az, tam ve yarım, kuru...
Cadı masalları, cadı hikâyeleri ve Cadı imgesinin bilinenin aksi işlevleri üzerine Burak Bayülgen tarafından hazırlanan karşılaştırmalı bir inceleme. Bu yazıda masallardaki cadı imgesini bir tehditten ziyade hikayenin devamlılığını sağlayan bir süreç olarak ele alacağız. Cadıyı hep bir tehdit olarak algılamış, ancak hikayenin içinde hikayenin devam etmesini sağlayan bir etken olarak ele almamışızdır. Cadıyla mücadele her...
“İşliyor ya sen ona bak!” Böyle diyor Bayram, filmin sonlarına doğru. Kaza sonucu kullanılmaz halde olan arabaya dair söylüyor ama memleketin hali geliyor gözümün önüne. Bu yazı KalemKahveKlavye Dergi’nin Haziran 2014 tarihli 2.sayısında yayımlanmıştır. Soma’daki cinayetin hatırlattığı 1978 yapımı Maden filmindeki gerçek haykırışla: “Asıl orospu çocuğu sizin gibi işçiyi satanlardır!” Ağlama, yıkılma, öfkelen! Yanlış Duymadın:...