theme-sticky-logo-alt
img-alt
img-alt
img-alt
img-alt

Cadı Masalları ve Cadı Hikâyeleri · Hikaye Devam Edecekse…

10 Eylül 2014
Cadı masalları, cadı hikâyeleri ve Cadı imgesinin bilinenin aksi işlevleri üzerine Burak Bayülgen tarafından hazırlanan karşılaştırmalı bir inceleme.
Bu yazıda masallardaki cadı imgesini bir tehditten ziyade hikayenin devamlılığını sağlayan bir süreç olarak ele alacağız. Cadıyı hep bir tehdit olarak algılamış, ancak hikayenin içinde hikayenin devam etmesini sağlayan bir etken olarak ele almamışızdır. Cadıyla mücadele her daim hikayenin çözümlenme sürecine giden bir etkendir. Yine de cadı varsa hikaye vardır, devam eder ve de ucu açıktır, halbuki prens gibi özdeşleştiğimiz, tarafını tuttuğumuz etkenler hikayenin sonlanmasını sağlamakta ve de hayal dünyamızın da ötesinde bir finali sonsuzlaştırarak hikayenin devamını ebediyen zihinlerimizden silmektedir.
Cadının hikayesi Maleficent’ın davet edilmeyişi kadar alıngan bir sebepten kaynaklanmaz. Cadı, hikayenin okuyucu ve izleyici açısından en yakın dostudur. Cadı, hikayenin süregelmesini sağlayandır. Cadı, küçük prenses okuyucular ve izleyiciler tarafından özdeşleşilmek istenmeyen ama hikayenin devam etmesini sağlayan en yetkin etkendir.
Ormanda dolaşan, bulutların ötesinde bir sarayda yaşayan ve tabiri caizse ne idüğü belirsiz yakışıklı bir prensin bir öpücükle gönlü çalan karizmasının hikayenin en büyük tehdidi olduğunu ancak daha fazla okuyacak sayfa ve izlenecek kadraj kalmadığında anlarız. Hikaye prens sayesinde bitmiştir ve devam etmeyecektir. Üstelik ucu tamamen açık bir çıkmazla sonlandırır hikayeyi: ”VE SONSUZA DEK MUTLU YAŞADILAR” ibaresi ile…
Sonsuza dek mutlu yaşadılar’ın hikayenin devam etmediği bir platformda hiçbir anlamı olmadığı gibi, cadı ile olan iletişimi kesildiğinde merak da uyandırmamaktadır.
Kitapçılarda bulunan bir Disney hikaye konseptinden bahsetmekte yarar var: Prensesin öyküsüne karşın kitabı bir de tersten okuduğunuzda cadının hikayesiyle karşılaşıyor, prensesin tüm masumane gözüken hikayesini bir de cadının gözünden, perspektifinden, haklı/haksız ayrımından okuyorsunuz. Halbuki bu tersten okuma örneği ile cadının haklı çıkabileceği bir düzlem ve olaylar silsilesi aramak da gerekmemektedir ki bu bile alternatif bir hikayeyi oluşturmakta, hikayenin devam etmesini, yeniden başlamasını, başka bir perspektifle incelenmesini mümkün kılmaktadır. İki adet perspektifimiz vardır, ancak cadının ekstra bir yaşam öyküsüne daha ihtiyacı yoktur. Cadı birinci perspektife zaten direkt etki etmekte, hikayenin yol almasında birincil payı ele almaktadır.
Prensesin hikayesi kadar cadının hikayesi alternatif bir olay örgüsü yaratmada ikincil bir perspektife gerek duymadan birinci perspektife direkt etki eder. Hikayenin kısaltılmasında etki eden prense nazaran cadının hikayeyi uzatan etkisi göz önüne alındığında cadıya haklı/haksız ayrımından yaklaşmanın bir karakter öyküsü daha yaratmakta faydası yoktur. Cadıyla halen özdeşleşilmeyecek, cadı halen tehdit olarak algılanacaktır. Yine de prensesin hikayedeki özdeşleşilmesini uzatan faktör cadının prensesin hikayesini daha fazla uzatması, çözüme kavuşmasında olaylar silsilesini zorlaştırarak özdeşleşmeyi kuvvetlendirmesidir.
**
Örneğin, Ariel’in sesi (The Little Mermaid) Ursula tarafından esir alındığında diyalogsuz katastrofu yaşatabilen yine Ursula’nın ta kendisidir. Bacaklara kavuşan Ariel’in bedensel olarak hikayeye katkısı Ursula’nınkinden daha az işlevseldir. Ariel’in hikayenin sonunda bacaklara kavuşması gökten inen bir mucize gibi babası Poseidon tarafından sağlanır. Ariel’in çözümsüzlüğü ve bacaklara kavuşma arzusu önce Ursula tarafından Ariel’i işlevsizleştirerek, daha sonra da Ursula’nın felaketi daha da arttırmak istemesiyle yaratılır. Ursula bu hususta ekstra bir yaşam öyküsüyle daha boğuşmanın gereksizliğinde birinci perspektife zaten tamamen etki etmektedir.
Bir diğer örnek olarak Cinderella’yı verebiliriz. İyilik perisine nazaran Cinderella’nın o meşhur ayakkabısını merdivenlerde ayağından fırlatan üvey annenin balo yasağıdır. Zamansal olarak kısalan bu yasak ile baloda bir ayakkabı değerindeki güzel prenses arasındaki fark bir iyilik perisinin pazarlığıyla eşdeğerdir. Cinderella’nın iyilik dolu kalbiyle bir iyilik perisi arasında pazarlığa oturulmasını sağlayan etken üvey annenin kızına duyduğu kıskançlık kadar onu zor işlerde çalıştırması ve iyiliğinin bu vesileyle açığa çıkmasıdır.
Aladdin’de Jafar zaten hikayenin bitmemesi için elinden geleni ardına koymamaktadır. Metin boyunca Sultan’dan gördüğü izleyicinin gözüne hoş ama Jafar’ın gözünde korkunç eziyet lambadaki cini ele geçirdiği sürece alacağı intikam ile uzama vaat etmekte, Aladdin’in yeniden cine kavuşabilmesi için gereken süreyi üç dilek hakkıyla gittikçe uzatmaktadır. Sadece cine kavuşmakla kalmayarak siyasi olarak da bir yasa çıkartarak Prenses Jasmine’nin kendisiyle evlenebilmesi için harcadığı çaba da sadece üç dilek hakkının getirilerine daha da fazlasını ekleyecek, metnin süresini ve Aladdin ve Jasmine ile özdeşleşme süresini gittikçe uzatacaktır. Tersten okumanın en etkili olduğu ölçü Jafar’ın kendisidir ancak kendi yaşamöyküsü zaten haklı/haksız ayrımından türemekte, eylemleri bu ayrımdan beslenerek Jafar’ın cine ulaşmasında büyük önem taşımaktadır. Hali hazırda lambanın tesadüfen Aladdin’e geçmesi zaten metnin başında lambanın esas iktidarının Jafar olduğunu ısrarla betimlemekte, onun sultan olmaya doğru hikayesini esas perspektife de atfetmektedir.
Yukarıda verilen bu en bilindik örnekler cadının hikayenin devamlılığını sağlaması açısından bilinçli bir yol almasıyla, eylemlerinin farkındalığıyla da açıklanabilir. Ama iki örnek daha vardır ki cadının bilinçli olarak prensesi tamamen yok etmek istemesiyle ve ancak başka bir tehdit olan Prens ile çözümlenebilmesiyle açıklanabilir. Yine de prensesin yok oluşuyla; yani en çok özdeşleşilen karakterin ortadan kaldırılmasıyla hikayenin bitmesi arasında uzun bir mesafe olduğunu hatırlatmak gerekir. Prensesin ortadan bilinçlice kaldırılması hikayenin durağanlaştığı, sakinleştiği anlamına gelmekte ama bittiği anlamına gelmemektedir. Halen sürebilecek ve hatta ”SONSUZA DEK” uzayacak bir zaman diliminin cadı tarafından temellerinin atıldığı bir örgünün kurulduğunu bu kasıttan anlayacağız. Bu hususta iki önermeyle karşılaşacağız:
(1) Ya hikaye sonsuza dek durağanlaşacak, devam edecek ama çözümlenmeyecek ya da…
(2) Hikaye sonsuza dek kapanacak ve devam etmeyecektir.

Nispeten Maleficent’ın Uyuyan Güzel’i 18 yaşına dek beklemesi hikayeyi uzatan bir süreçtir ve Prens’in Uyuyan Güzel’i inzivada keşfetmesi hikayenin sonunu şimdiden belirlemekteydi. Maleficent’ın 18 yaşında Uyuyan Güzel’i eline bir iğ batması sonucu öldürmek istemesinin ve bu eylemde başarılı olmasının ardından devreye giren Prens ile hikaye iki tehdit arasında süregelme ile bitme noktasında birbiriyle kapışır. Halbuki Maleficent’ın 18 yıl sürecek uzun bir hikayeyi bitirmesi kendiliğinden bir kehanetle zaten uykuya teslim olacak ve hikaye Prens onu öpene kadar devam edecekti. Dolayısıyla Maleficent’ın kehaneti tüm halkı da kapsayan bir uyku ile sonsuzluğa giden bir süreci temsil ediyordu. Prens ile Maleficent’ın kapışması ise bir kez daha bu süreklilik ile sona eriş arasındaki ciddi bir savaşımdı.

Zehirli/sihirli elmayla Pamuk Prenses’i cezbetmek isteyen bir üvey anneyle daha karşı karşıya kaldığımızda buradaki temel işlevin Pamuk Prenses hikayesini direkt sonlandırmak arzusu taşıdığını fark ederiz. Cadı ne kadar Pamuk Prenses’i öldürmek isterse hikaye bir o kadar daha uzar. Önce avcıya emir verilir Pamuk Prenses’in kalbi Cadı’ya getirilsin diye, ardından Pamuk Prenses’e kıyılamaz. Zehirli elma ise en son çaredir ki başarıya ulaşmıştır… Ancak Pamuk Prenses öldüğünde bile hikaye sonlanmamıştır çünkü Cadı bir uçurumdan aşağı düşmüş ve ölmüş, Pamuk Prenses’i hayata döndürecek sihir ve büyünün kaynağı yok olmuştur. Dolayısıyla Yedi Cüceler’in cam tabut başında tutacağı yas Prens devreye girmeseydi sonsuza dek sürecekti. İşte bu hususta hikaye Pamuk Prenses’in ölümünde bile devam ederken ne idüğü belirsiz Prens gelerek bir öpücükle (tıpkı Uyuyan Güzel’de de olduğu gibi) bu ölüm uykusunu sonlandırır ve hikayeyi SONSUZA KADAR MUTLU YAŞAMAK ÜZERE sonlandırır. Artık Pamuk Prenses’in bulutlar üzerindeki hikayesi ne merak uyandırmakta, ne de cezbetmektedir okuyucuyu ve de seyirciyi… Dolayısıyla öldürme arzusunun ve bu eylemin gerçekleşmesinin bile Pamuk Prenses’in hikayesini sonlandırmaya ama metnin devam etmesine yaradığına tanık oluruz.
Bu örnekler birincil perspektifte zaten cadının en yetkin etken olduğunu ve hikayenin devamını ve sürekliliğini sağladığını, tıpkı tersten okuyarak cadıyı haklı/haksız ayrımından okumak gibi cadının ekstra bir perspektife ihtiyacı olmadığını, birincil perspektifte cadının tüm dürtülerinin ve arzularının, kıskançlığının, kin ve hasedinin metnin sürekliliğinde bir etken olduğunu göstermektedir. Metnin sürekliliğinde hikayeyi bitiren etkeni (Prens) bir tehdit olarak algılamak ise metnin devam edip etmediğiyle, prensesle özdeşleşmenin bitip bitmediğiyle ilişkilidir.

 

Yorum 0

    Cevapla

    15 49.0138 8.38624 arrow 0 bullet 0 4000 1 0 horizontal https://kalemkahveklavye.com 300 4000 1