Cemal Süreya, ölümünün 23.yılında anılıyor. Ülke çapında pek çok yerde gerçekleştirilecek etkinliklerin yanı sıra İstanbul’da da özel bir program hazırlandı. “Cemal Süreya Anma ve Şiir Ödülleri” adı verilen etkinliği Cemal Süreya Kültür ve Sanat Derneği hazırlıyor. Sunucu olarak Celile Toyon Uysal ‘ı göreceğimiz gecede ödül töreni sonrasında Cemal Süreya şiirleri üzerine hazırlanmış olan “Üstü Kalsın”...
Şimdi şimdi anlıyorum ki aramızdaki her şey, daha biz yaşamadan olmuştu. Birbirimizden önce yazdıklarımız, kurguladıklarımız, tasarladıklarımız; zamanı gelince ikimizin yaşayacağı şeyleri zaten anlatmıştı. Tanrı’dan bir ilham, bir lütuf ve küçük bir kıyaktı bu. Yazılarını yaşadıktan sonra yazan bünyeme, hep ağız yoluyla aldığı ilacı anal yoldan almış etkisi yarattın sen. Geçeceğini biliyorum; kalacak olanlardan korkuyorum. Tanpınar...
“Geçmiş sessiz yıkılır” yazmıştım kimsenin okumadığı romanımın girişinde. Ne zaman o yıkıldığını sandığım geçmişten biraz uzaklaşsam, bugünümü azıcık sevmeye başlasam, yastığımın altında gizlendiği yerden çıkıp geliyor geçmişim. Haksızlığa uğramak büyük lütuftur, elinde olmadan kaybettiğin şeyler, daha büyük getiriler için sus payı olur karşındakine. Sana söyleyecek sözü olmaz kimsenin, kuzu gibiyken kurda dönüşürsün gitgide. Haksızlığa uğramak...
Edebiyat bilimi açısından belki önemlidir ancak anlaşılmak – hissedilmek çizgisi söz konusu olduğunda şiir okuyan için şairin hangi ekole ait olduğunun pek de önemi yoktur. O yüzden “Falancacılardan Özdemir Asaf” diye başlamaya gerek görmüyorum. Şiirdeki imge zenginliği ve imgelerin biraz da tutarlı yerleşimi, şairin şairlik yeteneğinden ziyade “şiir zekası” ile ilgili bir şey. Ve hiçbir...
iyi bir cerrahın birkaç eti yarması gerektiği gibi, cümle mühendisliği için kelime öldürmüşlüğüm çoktur. bir kesikle bitecek bir ömrün sonu gelmesin diye hayatta kalmayı sürdürmek için çırpınarak, belki de renklensin diye tonlardan yoksun bu gökkuşağı, en gerekli cümlelerim hep baş aşağı. ama hep baş aşağı. hayatta kalma güdüsü ile anlaşılma çabası arasında damarlar çizerken, bir şeylerin...
Patti Smith imzalı, Türkçeye Domingo Yayınevi’nce kazandırılan Çoluk Çocuk kitabının yeni bölümlerle bir seri olarak süreceği açıklanı. Patti Smith, pek çok Türk dinleyicisinin de hem kulağını, hem kalbini kazanan isimlerden. Sanata adanmış bir hayattan ziyade “sanat” haline getirilmiş bir hayatın önemli örneklerinden de birisi… Geçtiğimiz yıl yoğun olarak okunan “Çoluk Çocuk” kitabında, sanat aşkının üstüne...
Tuğba Onu dinlerken gözlerimi kaçırmıyordum. Bir tek onu dinlerken… Ama onu anlamıyordum da. Çözmeye çalıştığı şeylerin beni ne kadar ilgilendirmediğini benim kadar o da düşünüyor muydu? Bu hayatın ötesini kafasına bu kadar takarken bu dünyada kaçırdığı şeylerin ve kırdığı kalplerin ne kadar farkındaydı? İkimiz de bilmiyorduk. İki kere iki dört: Gördüklerinden sorumlu, görmediklerinden muafsındır. Öyle...
Kendisiyle derdi olanlardan mısın? Hayır, bak; öyle saçıyla başıyla, kusur gördüğü şeyle derdi olandan bahsetmiyorum. Günlük hayatla ya da iş hayatıyla derdi olandan da… Hayatı, öncesi ve sonrasıyla bir bütün olarak düşünüp, bu bütünün merkezinde olup hiçbir şeyi değiştiremeyenlerden bahsediyorum. Anlam ararken başından geçenleri hayatı yapmış ama yine de bir yere varamamışlardan. Beşikten mezara dek...
4k/KalemKahveKlavye Dergi’nin Nisan-2012 tarihli “Öz” konseptli sayısında yayınlanmıştır. En başta, bu sıralar Hakan Günday neler yapıyor, diye başlamak isterim. Son zamanlarda DOT Tiyatrosu ile birlikte çalıştığını biliyorum. Buradaki çalışmalar, yeni projeler hakkında vereceğin ipuçları var mı? Aslında ben de tam olarak ne yaptığımı bilmiyorum. Mutlaka anlatılması gerektiğine inandığım birtakım hikâyeler var ve onları anlatabileceğim en doğru...
Ben bu gürültülerin, düzenli ve düzensiz ritimlerin altındaki ağlatan etkiyi hissettiğimden beri içimde kürtajın yasaklandığı ülkedeki rahimlere yanlışlıkla yerleştirilmiş bebekler gibi büyüyen bir tedirginlik var. Yalnızlığı anlatan her şeyde olduğu gibi kimseye hitap etmiyor yazdıklarım, yalnızlıklı yazılar birine hitap ettiği an yalnızlığı incitmiş oluruz, bilmiyorlar. Yalnızlıktan şikayet edenlerle yolumu ayırdım, üzerinden beş kış geçti, altıncısına...
Biraz nefes alabilseydim aranızda, her şey çok farklı olabilirdi. İnsan derisine hassas bu burun, kendi derimden bile rahatsızken çoğu zaman, nasıl girip gezerdim aranızda? Kalabalıklarınızda, topluluklarınızda, toplantılarınızda? Hem ait, hem sahip nasıl olabilirdim? Nasıl içim gidiyor bilseniz, nasıl içim akıyor kendimi birileriyle bir arada hissedebilmek için. Saf dışı bırakıldığım her yere, asla atılmayacak ciğeri kasap...
Her şeyin bundan sonra başladığına seni kim ikna edebilir? 4k/KalemKahveKlavye Konsepti’nin yeni sezon edebiyat dergisi “Elfaz“, “SIKINTI” konseptli ilk sayısı ile yayında. Flash formatında, fon müziği eşliğinde online okumak için TIKLAYINPDF formatında bilgisayarınıza indirmek içinTIKLAYIN “Can sıkıntısı bir varoluş meselesidir” mottosuyla yola çıkan Elfaz’ın bu sayısında; Arif Kadir Güler, Azel Yılmaz, Buket Duran, Gezginci Erdem,...
15
49.0138
8.38624
arrow
0
bullet
0
4000
1
0
horizontal
https://kalemkahveklavye.com
300
4000
1