15 49.0138 8.38624 arrow 1 arrow 1 4000 1 0 horizontal https://kalemkahveklavye.com 300 0
theme-sticky-logo-alt
img-alt
img-alt
img-alt
img-alt
Tuna Bahar
 Siren Yayınları tarafından Avi Pardo çevirisiyle yayımlanan, Henry Miller’ın “Marousi’nin Devi” kitabı üzerine… Öyle bir kitap düşünün ki hem seyahatname, hem anı-otobiyografi hem de düşünce kitabı olsun. Yani Henry Miller her zaman yaptığını yapmış ve birçok türü bir araya getirmiş “Marousi’nin Devi”nde… “… Türk bende neredeyse anında antipati uyandırdı. İnsanı çileden çıkaran bir mantık takıntısı…
Genç Osman, “Gökyüzü Masmavi” albümü ve şarkıları üzerine Tuna Bahar kaleminden bir deneme yazısı. Bizler tarihin ortanca çocukları mıyız, emin değilim; ancak biraz ukalalıkla şunu diyebilirim ki bizler, keşfedilmemiş kayıp bir kuşağız… Yalakaların, oyunbozanların, mızıkçıların arasına doğmuşuz. Doğru bildiğini her yerde her zaman yapanlardan olmuşuz. Bize “her doğru her yerde söylenmez” bile dediler. Tanrı aşkına!…
Minare Gölgesi‘ni büyük, çok büyük bir roman yapan nedir, diye sorsalar, düşünmeden “gerçekliği” derim. Yazılan her satırın gerçek olması. Minare Gölgesi‘nin haberini Levent Cantek‘in Agos röportajında aldığımdan beri bu kitabı okumaya dair dizginleyemediğim bir istek hareketlenmişti içimde. Kitabın dağıtım günü İletişim Yayınları‘nın Cağaloğlu’ndaki ofisine giderek Minare Gölgesi‘ni aldım. Bazen böyle olur; bir kitap çıkar, ilgimi çeker, işi…
Son dönem yerli yazarlar arasında dili ve üslubu ile sıyrılan Serhat Poyraz ile ilk romanı “Şehristan Rivayetleri“, yazarlığı, kişiliği, fikirleri, hayatı üzerine Kalem Kahve Klavye blog yazarlarından Tuna Bahar tarafından yapılan röportajı, başlangıçta Elfaz dergisi için yapıldıysa da derginin geciken yayınlanma tarihi nedeniyle blog üzerinden yayınlamaya karar verdik. İlk şunu sorayım: Muhteşem ilk romanın “Şehristan Rivayetleri” Haziran…
Hakan Günday, “şimdi ellerim ceplerimde hiç olmadıkları” kadar demişti ya Kinyas’ta, hayatlarımızın hiçbir sonuca bağlanamaması durumu yüzünden, yani bu muallak durum yüzünden demiştir onu.  Türkçede “mual” diye bir kelime olmayabilir; ancak Endonezya dilinde “mual” midesi bulanmış anlamına geliyor. Bizdeki “muallak” nereden çıktı? Hiçbir fikrim yok, araştırmaya halim de yok. En nihayetinde “muallak” ın işin sonucunu görememek, herhangi bir…
4k/ Elfaz Dergisi “Sıkıntı” Konseptli 1. Sayısında Yayınlanmıştır Görsel: Berna Bilgin Kendimi terk ettiğimi bilmiyordum. Az önce anladım. İnsan bir mektup bırakırdı oysa. Klişe diyip geçmeyelim. İnsan kendini terk edince, klişelere bile muhtaç kalıyor. Böyle durumlarda veda mektubu da önemli bir klişe hâline geliyor. Klişe olmayınca kroşe yersin. Üstelik nereden geldiğini de bilemezsin. Şaşkın şaşkın…