Kategori / Sert Kahve | Edebiyat
Ben zihnimi temizlemek istemiştim, beynim köpürdü birden Arınmak, dedim, demek ki, vazgeçmek demek beyninden. Özenmeyince güzel olur ya, özenmeden tepeden tırnağa, Bir şekerli bataklığa battım ben. Kendinden çıkılmazlık bir ilahi mesajdır yeterince hissedersen. Elbet bir lütuftur alkolsüz dönen baş, Maddesiz açılan algı, Nesnesiz gelen ilham. Yani kısaca, senin sana yettiğini bilmenin lütfu Karışır, kendinden çıkılmazlığın...
Sonsuza dek kaybolamayacağımı, mesajı doğru alanlar için bunun imkânsızlığını anladığımda; bir daha kaybolamayacak olmaktan korktuğumu fark ettim. İnsan büsbütün bir ışıktan yahut karanlıktan değil, ikisinden mürekkep bir yaratıktı. Ben öyleydim en azından ve içimdeki karanlığı, bazı geceler veya sabahlar bir yerlerde kaybolarak, zamanın çatlaklarından ve başkalarının, olduğumu sandıkları kişinin defolarından sızarak beslemem gerektiğini fark ettim....
Yirmi altı, yirmi yedi, yirmi sekiz, otuz ve diğerleri şeklinde devam eden kapı numaralarında, yirmi dokuz yoktu. Yaşımın olduğu kapı numarası yoksa, buradan çıkamazsın dedi bana. Yaklaşık on üç kere aramıştım. İlk beşinde cevap vermemiş, geri kalanında ise meşgule atmıştı. Ve bununla birlikte saatlerdir otobüs bekliyordum. Filozoflar günümüzde yaşasaydı, daha verimli olurlardı eminim. İnsan, soğuk...
Bak: 44 numara, sol tarafı yırtılmış ayakkabı hangi duayı ezberlerdilerse, onu koyacaklar içine Tırnağım kırıldı, ağladım İç çekerken babama ağlamaya başladım Sonra fabrikaya, sonra kendime, sonra sobadaki kömürün bitişine, sonra Soma’nın kadınları ve kızlarına… Annem yıllarca ayakkabı koymuştu kapımıza, Öyle uzun kalmıştı ki o ayakkabı kapının önünde; dua niyetine olduğunu sanmıştım Dua… Her gün okunuyordu...
Görevleri tıpkı HAARP gibi yapay depremler yaratmak ve dünya üzerinde birbirine aşık kimse kalmayana kadar evleri, sokakları, şehirleri yıkmak, yok etmekti. İki küçük deccaldi onlar, kim bilir. “Depremle yaşamaya alışmalısınız” diyeli çok olmuştu hilkat garibesi kambur deprem uzmanının.. Bir deccal gibiydi canına rahmet ucube… “Depremle yaşamaya alışmalısınız” diyen freak yaşlıya inat, kadın da erkek de depremin ortasına doğmuşlardı....
*Patronus büyüsü, Ruh Emiciler’den ve diğer karanlık yaratıklardan korunabilmek için yapılabilecek, saydam hayvan şeklinde oluşan bir büyü çeşididir. (Vikipedi) “Gördüğüm en güzel rüyanın bile sonunda tren raylarına bağlı buluyordum kendimi.”, babama dair aklımda kalan tek şeydi bu. Ha bir de kendisi yatalaktı. Afili cümleler kurmasını bu nedenle yadırgamıyordum. Bense pek konuşmam, konuşacak kimsem de...
Damla Orhan tarafından kaleme alınan Sahne 1: İki Kadın adlı öykü KalemKahveKlavye’de yayımlandı. Masanın üstünde duran sigaradan sundum ona Dudaklarına öyle yakışıyordu ki tütün rengi, ‘gözlerimi oyup sevgilisine vermeliyim’ diye düşündüm Dilimizi parmakladığımız hayatların dışındaydık Sessizliğin Nobel Ödülü tek bir kelimeyle kaçmıştı artık… Parmaklarımı kütlettim… anahtarla oyalandım… duman üfledim… “Ne zamandan beri duluz?” diye sordum...
Kitaptan toplanan işaretler, eşofmanla otobüse mi binilir sorusu, gayet avam görünen yüzük ve üstelik bir hayale karşı devrim yaparcasına kahverengi gözler… “Aşk eşofmanla yürümektir.” Choksatancakis Kalbim titredi. Midemdeki kelebek nüfusu konusuna girmiyorum. Bir erkeğin bir kadını gördüğünde hissetmesi gereken duygular bütününe aşk denir. Körlük hali, özgüven eksikliğine bağlı olarak terleme ve kekeleme, yersiz havalanma, ansızın...
Pele Panenka penaltısı için vuruş için : “Böyle bir penaltı kullanmak için birinin ya bir dâhi ya da çılgın olması gerekir“ diyor. “Bu memlekette yaşamak için de öyle” diyorum Pele’ye. İşimizde gücümüzde adamlarız. Metro, otobüs, bazen metrobüs yuvarlanıp gidiyoruz. Manşetler yanaklarımızdan aşağı çekiyor, anlam veremiyoruz, afallıyoruz ama en çok da mutsuz oluyoruz. Çekoslavakya’yı özleyenlerimiz çoğunlukta. 1976...
Devlete “ana” demenin zamanı, çocuklarını öldürdükten sonra rafa kalktı. Çünkü herkes gördü! Devlet Ana’nın kucağı sıcaktı, evet. Fakat cinsiyeti farklıydı. O bir erkekti, dolayısıyla rahim yerine kocaman bir siki vardı. Dudaklarımdaki sigarayı ateşleyip soruyu bekledim. Elini temizleyip karşıma kuruldu. “Şu çayı değiştirin” diyerek kızlara salık verdi. “İdil’i buldun mu?” Gözlerini gözlerime dikip ve başını yana...
“İki gündür hava çok soğuk.” Kaloriferin yanındaydı ve benden daha kadındı… Gergindim, çay ve sigara içiyordum tekli koltukta. Mutfağa gitti, açtık. Yumurta kırdı, plastik orijinal kaplarındaki kahvaltılıkları çıkardı. Hiçbir zaman porselen kahvaltılığı olmamıştı. Bardağım olduğu halde yeni bardak çıkardı bana. Ev işini seviyordu. Uyuşan ayağımı alıp masaya yürüdüm. Ve diğer ayağımın üstüne oturdum. “Deli deli...
Esaretime inandırıyor o adam beni. Rol yapamayacak kadar boş ve aygır gibi düzüyor karımı. Sıfır nokta üç metrekarede özerklik mücadelesi veren “Ters Dönmüş Böcekler Partisi”nin en zavallı gerillasıyım. “Biliyordur tam göğsünün altında yaşar gibi Biliyordur ki bir eylemdir yerine göre susmak.” PAS – Edip Cansever Kapı çaldı. Duyuyorum ama duyduğumu bilmiyorlar. Zahide abla gelmiş....
15
49.0138
8.38624
arrow
0
bullet
0
4000
1
0
horizontal
https://kalemkahveklavye.com
300
4000
1