Kanla Kirlenmiş Evrak ve İsmet Özel örneği üzerinden bir şiir inceleme örneği deneyeceğiz. Şiirde bir “biyografik inceleme” mümkün müdür? Şairin imgelerle, metaforlarla işaret ettiği nesneler ne olursa olsun, okuyanda uyandırdığı etkiler kadar farklı ve zengin anlamlara gebe bir edebi türü müstakil inceleme yöntemiyle belli bir kanala sokabilir miyiz? Yoksa farklı inceleme yöntemleriyle, algı şablonlarıyla şiiri...
Türk Rock grupları arasında hem müzikleri hem duruşları itibariyle özgün bir yere sahip olan Deli Gömleği grubu yeni albümü “Zaman”ı yayınladı. Deli Gömleği bahsinden önce genel bir giriş yapmalı. Rock müzik önce dünyada, sonra Türkiye’de uzun yıllar bir tür gürültü olarak algılandı. Zaman içerisinde farklı alt türlere bölünerek oluşturulan “alternatif” Rock yapan, daha marjinal ve...
April Yayıncılık etiketi ile yayınlanan Murat Menteş’in yeni romanı Ruhi Mücerret ve Murat Menteş romanları üzerine yarı akademik bir inceleme. Murat Menteş olunmadan Murat Menteş romanları yazmak ne kadar zorsa, bir Murat Menteş romanını yorumlamak da o kadar zor. Standart bir inceleme yazmak isterken yer yer akademik üsluba kaydığımı ve yazının kalan kısmını okumadan önce Ruhi Mücerret ‘i bitirdiğinizden...
Özlem Tekin yeni albümü “Kargalar” ile Rock ve Metal müzik camiasını silkelemekle kalmıyor, çoğu hayranınca özlenen Özlem’i geri getiriyor. Bakalım albümü dinleyip headbang yaparken yazabilecek miyim? Bir konuyu baştan belirleyelim: Sanatçı ile hayran kitlesi arasındaki ilişkinin tutkulu olanına varım ama hastalıklı olanına değil. Sanatçı denen zat, zaten sırf sanatla uğraşmayı seçtiği için az buçuk rahatsız...
Önceki bazı albümlerinde olduğu kadar dibe sürüklemese de duygusu keskin ama daha naif bir albüm olmuş. Bu naifiyet, bazıları için çekici olsa da ben FD’nin beni en çok dibe çekmesini sevdim. Feridun Düzağaç ‘tan ve bendeki yerinden bahsetmek istesem, ta çocukluğuma “Aşkın –e Hali” şarkısına kadar gitmem gerekir. Ortaokulda bir yaz tatili Ankara’ya gittiğimde yine para...
ÖNCE BUNU AÇ |Dinlemeye korktuğum şarkılar var. Hayatımın çalma listesinde ilk 10’a girecek kadar taptığım, ama asla yolda yürürken, kahve içerken, bu dünyanın sıradan bir anında dinleyemeyecek kadar korktuğum, endişelendiğim şarkılar… The Fountain filminin soundtrack albümü baştan sona bu şarkılardan birkaçını taşıyor. Sadece müzikleri değil, The Fountain de beni korkutuyor. Aynı filmi birkaç kez izleme isteği, saplantılı insanların bir...
iyi bir cerrahın birkaç eti yarması gerektiği gibi, cümle mühendisliği için kelime öldürmüşlüğüm çoktur. bir kesikle bitecek bir ömrün sonu gelmesin diye hayatta kalmayı sürdürmek için çırpınarak, belki de renklensin diye tonlardan yoksun bu gökkuşağı, en gerekli cümlelerim hep baş aşağı. ama hep baş aşağı. hayatta kalma güdüsü ile anlaşılma çabası arasında damarlar çizerken, bir şeylerin...
Spoiler tadında şeyler yok, anlattıklarım filmin belkemiği olan kısımlar. Fragmanda olmayan bir şey yok bu yazıda. Sanırım… “The Words” bizde “Çalıntı Hayat” adıyla gösterime girdi. Yazarlıkla, edebiyatla yakından ilgili olmayanlar için iki yüzü de tura olan bir madeni para gibi gelebilir ama yine de güzelliğinden bir şey kaybetmez film. Yazıyorsanız, yazan insanlar, yazarlar, kitaplar ile ilgiliyseniz, artık...
Tuğba Onu dinlerken gözlerimi kaçırmıyordum. Bir tek onu dinlerken… Ama onu anlamıyordum da. Çözmeye çalıştığı şeylerin beni ne kadar ilgilendirmediğini benim kadar o da düşünüyor muydu? Bu hayatın ötesini kafasına bu kadar takarken bu dünyada kaçırdığı şeylerin ve kırdığı kalplerin ne kadar farkındaydı? İkimiz de bilmiyorduk. İki kere iki dört: Gördüklerinden sorumlu, görmediklerinden muafsındır. Öyle...
Kendisiyle derdi olanlardan mısın? Hayır, bak; öyle saçıyla başıyla, kusur gördüğü şeyle derdi olandan bahsetmiyorum. Günlük hayatla ya da iş hayatıyla derdi olandan da… Hayatı, öncesi ve sonrasıyla bir bütün olarak düşünüp, bu bütünün merkezinde olup hiçbir şeyi değiştiremeyenlerden bahsediyorum. Anlam ararken başından geçenleri hayatı yapmış ama yine de bir yere varamamışlardan. Beşikten mezara dek...
4k/KalemKahveKlavye Dergi’nin Nisan-2012 tarihli “Öz” konseptli sayısında yayınlanmıştır. En başta, bu sıralar Hakan Günday neler yapıyor, diye başlamak isterim. Son zamanlarda DOT Tiyatrosu ile birlikte çalıştığını biliyorum. Buradaki çalışmalar, yeni projeler hakkında vereceğin ipuçları var mı? Aslında ben de tam olarak ne yaptığımı bilmiyorum. Mutlaka anlatılması gerektiğine inandığım birtakım hikâyeler var ve onları anlatabileceğim en doğru...
Biraz nefes alabilseydim aranızda, her şey çok farklı olabilirdi. İnsan derisine hassas bu burun, kendi derimden bile rahatsızken çoğu zaman, nasıl girip gezerdim aranızda? Kalabalıklarınızda, topluluklarınızda, toplantılarınızda? Hem ait, hem sahip nasıl olabilirdim? Nasıl içim gidiyor bilseniz, nasıl içim akıyor kendimi birileriyle bir arada hissedebilmek için. Saf dışı bırakıldığım her yere, asla atılmayacak ciğeri kasap...
15
49.0138
8.38624
arrow
0
bullet
0
4000
1
0
horizontal
https://kalemkahveklavye.com
300
4000
1