15 49.0138 8.38624 arrow 1 arrow 1 4000 1 0 horizontal https://kalemkahveklavye.com 300 0
theme-sticky-logo-alt
img-alt
img-alt
img-alt

4k
Her şeyin bundan sonra başladığına seni kim ikna edebilir? 4k/KalemKahveKlavye Konsepti’nin yeni sezon edebiyat dergisi “Elfaz“, “SIKINTI” konseptli ilk sayısı ile yayında. Flash formatında, fon müziği eşliğinde online okumak için TIKLAYINPDF formatında bilgisayarınıza indirmek içinTIKLAYIN “Can sıkıntısı bir varoluş meselesidir” mottosuyla yola çıkan Elfaz’ın bu sayısında;  Arif Kadir Güler, Azel Yılmaz, Buket Duran,  Gezginci Erdem,…
“Elfaz” bir 4k/KalemKahveKlavye Konsepti ürünüdür. Nisan 2011-Nisan 2012 arası yayınlanan KalemKahveKlavye Dergi’nin halefidir. “Can Sıkıntısı”nı varoluş meselesi haline getirmiş, yaptığı her şeyin dünyadaki sıkıntının getirisi olduğunu bazen veya her zaman düşünen kişilerin eserlerini ya da beklentilerini içerir. Herhangi bir ideoloji ile güdümlenmemiştir. Mevzulara, dünyaya fırlatılmış gibi hisseden bir canlının hiç bitmeyen, varoluşunu anlamlandırma ya da…
Kabullenmeler başlamamışken, beklentiler düşmemişken; hayallerden tavizler vermeden mutlu olma çabası hala geçerliyken, mutlu olma gibi bir çaba söz konusuyken, aklım çıkardı “Bu kış da bitecek” diye… İnsanlar işlerine gidemeyeceklerinden, yollarda yürüyemeyeceklerinden, artık huzurun kendisi olmuş rutin akışları bozulacağından sevmezlerdi kışı, yağmuru… Benimse hayatım henüz adrenalinin kendisi olmamıştı; henüz, her an bir yerlere geç kalmışım, bir…
Avuç içlerime baktığımda kazandığım şaşkınlıkla boy ölçüşemez hiçbir hayret makamı. Tetikte kalıp mantıktan taviz vermemek için girdiğim kahve kafasıyla yarışamaz hiçbir alkol kafası. Bu seninle yaptığım bir tür av ile avcı kavgası; mesafe kapandığı anda açılan bir kedi-fare oyunu. Vermiş gibi göründüğüm tüm tavizler bana haz veren duygulara dönüşüyor. Döşüme oturan o demir lokma; içimde…
Çok bekledim dudağıma sürülecek bir kaşık balı. Çok bekledim sessiz sakin oturulacak tanıdık bir tahta masayı… Ahkam keseceğim yeni bir şey yok;  yeni anladığım hiçbir şey yok. Anladığım hiçbir şey… Çok bekleyince, önce büyüyor sancı. Sızı yayılıyor, avuçta kımıldayan cıva gibi; bazen bölünse de birleşiyor bir yerde. Evet, beklemenin bir acısı var ve hızla büyüyor…
Yaptığımız her şey ölüm gerçeğine direnmek için… Bunca ölüm, bunca hayat, bunca ideal, bunca para, plan ve boş veriş; bunca sanat ve kültür… Öleceğimiz an için güçlü bir teselli yaratıyoruz ki gece yataklarımıza girdiğimizde, “Ne olacak benim sonum” kaygısını biraz olsun rahatlatalım… Hiçbir şey bitmeyecek; her şeyin bitişi bire bir kendi bitişimize bağlı… Her şey…
   Bazılarının psikolojisi açık alanlar ister. Ben çocukluk karabasanlarımdan beri dar alanlarda rahatım. Hiçbir geniş yatak, tek kişilik kanepe kadar huzurlu uykular veremez. Hiçbir kanepe, duvar köşesinde sıkışmış sandalye kadar güvende değildir. Hiçbir güneşli an, yağmur ve rüzgarın işbirliği kadar diri hissettirmez. Gerçekten mutlu olduğumuz anlarda yaşadığımızı hissetmek zordur çünkü. Mutluluk ölümü, mutsuzluk yaşamı hatırlatır.…