fbpx
Damla Orhan
 Dilimin kemiğini köpek yavrusu yedikten sonra kekemeliğim geçti. Adına sadece “Köpek” dediğim o yavru, yalnızlığın dibine kadar havladı ve öldü, ağladım ama geçti… “Hiç bu kadar aşağılanmamıştım!” Kendi sesimden çıkana bir an inandım bakkalın çırağı kadar. Kapıyı kapatınca kahkaha çınladı duvarlarda. Neden öyle dedim sahi? Boş ver… İçeriden adam sesi geliyor, birisi kendini yatağımda unutmuş!…
Uykuyu öldürdüm, şimdi morarmasını bekliyorum rüyalarımın. Gömeceğim hepinizi!    Göğsüm sıkışırken, Ölüyorum ben… Gençmişim daha, bok ağızlılar öyle diyorlar. Neden morarıyorum o zaman? Tenim terimden akıyor, görünmeyen kadınlar doğuruyorum. Hepsi benden daha güzel… Sonra izin vermiyorum büyümelerine! Bacaklarımı açsam kayacaklar ya, ben tuttukça huyumdan çıkıyorlar dışarı. Bir adamı mahvediyor biri, tırnakları kırmızıya boyanmışken aşık oluyor.…
Okuma öğrendiğimden beri yazıyorum. Ölüler Fatiha ‘yı yazarlar ama okunmazlar. İstanbul… Dudaklarımı ısırarak yaşlanmama şahit olan; üzerinde, kadın olarak hiç düşünemediğim Kız Kulesi ‘nin karakalemli hali İstanbul kupam. İçi tavşan kanıyla dolu. Tavşanın kanını yedi damla alkolle içiyorum. Dışı namuslu, içi beş para etmez olduğumu anlıyorum. Ayak sesleri tahtada… Kapı bir hışımla kapandı. Hayatımdan biri…
Güzelliğimi sattım ben. Parça parça çıplak kaldı zihnim. Üşümedim hiç, annem ölüydü. Kimsesizler çabuk büyür bayım. Alkolik hayatın kızıydım. İçki aklımı alsa da ben hiç kaçamadım. Dizini dövmedi babam ama kızını ben de dövdüm!  O adam götürdü çenemin titreyişini. Bir daha da içmedim gözümün suyunu… Nasıl bu kadar çirkinim diye ağlarken Orhan, bense onun sesini…
Duyuyorum 4 meleğiyle Ethem sonsuzmuş artık. Tanrım çıldırmama izin ver!  (Tarih: 16 Haziran 2013 saat: 03:47 ve ben kusuyorum, bağırıyorum, dövülüyorum, Tenim sağlam… Yazılarım düşük yapıyor. Çok sancıyorum, kalem ve düşünce kaybediyorum… …sonra, parantez dışı kalıyorum.) Uyunmuyor, uyutmuyor bu gece. Ruhum deliniyor… Binlerce çığlık duyuyorum gidemediğim yerlerden. Korkuyorum, ürküyorum sabahı görmekten. Kan akacak doğmamış bebelerden. Dinliyorum radyodan…
Okuyorum yine. Çok okumak tehlikeli denir hep Cidden öyle… Tanrı ‘yı aşağı çektim, Derdi ne diye. Onun da bildiğini sanmıyorum. “Kukla gibi oynuyorsun benle!” diye bağırdığımda,  “oku o zaman!…”  Dinleri yavaş yavaş reddediyorum… Ve bunu kimse bilmiyor. Ölümsüzlük fikri kulağa hoş, Bedene değil! Tanrı uzuyor saçlarımda, Tanrıyı kazıtacak cesaretteyim. İntihara gerek duymadan hayatta kalıyorum. Nasılsa:…
Kalbim sevgili… o duşta şimdi, temizlenip hazırlanacak. Ve bir daha asla rimelini yüzüne akıtmayacak!  İntihar eden kadının cezalandırılması yazılarımda… Harflerin kanı çekildi, ben sigara yaktım. Çırılçıplak cansız bedenin az sonra moraracak dudaklarında kahvem. Teşebbüs edip defalarca caydığım aklımı bu nisada buldum.  Özenmedim… Binlerce gazete kağıdına adımın meze olup oradan da üstüne kusulmasını istemezmişim. Ya da…
İçimin ebeveynleri akşam ezanından sonra salmıyorlar ki öleyim. Körebem yok, oyun değil bu… Deliriyorum ben! Toplayın bütün sokak hayvanlarını! Kaçırın masum çocukları! Yakın şehir kütüphanelerini! Annemin mezarına sereceğim çeyizimi, gelsinler görmeye. Boşalttığım sandığa babamın kemiklerini koyacağım, her sızladığında morfin basacağım.  İçimin ebeveynleri akşam ezanından sonra salmıyorlar ki öleyim. Körebem yok, oyun değil bu… Allah demeyi…
9 saat 59 dakika kaçtım, oyun oynadım, sigara sardım, müzik duydum, çivi battı elime onu çıkardım… …Aslında 2 yıl önce olmuştu o olay. Yıllar önce değil… Konuşmam bitince fark ettim… Yıllar önce ben doğmuştum ve anne sütüm bozuk değildi. “Yıllar önce” dedim, 2 yaşım anını hatırlamak istemediğimden. Ama unutmamıştım…  2 yas tuttum… Memeden ağzıma akan süte ten karıştı. Küfür,…