theme-sticky-logo-alt
img-alt
img-alt
img-alt
img-alt

Yabanmersini Toplayıcıları · Kayıp, Yas ve Kimlik Üzerine

5 Ağustos 2025
90 Okunma

Amanda Peters’ın çok konuşulan romanı Yabanmersini Toplayıcıları Beyaz Baykuş Yayınları‘ndan Aslı Perker çevirisiyle yayımlandı.

Yazarın ilk romanı Yabanmersini Toplayıcıları, 2023’te Kanada’dan başlayıp kısa sürede dünya genelinde yankı uyandıran bir metne dönüştü. İlk bakışta küçük bir kızın kayboluşunu anlatan  hikâye, derinlerde çok daha geniş bir suçun, sessizliğin ve sistematik yok sayılmanın izini sürüyor.

Yabanmersini Toplayıcıları · Mi’kmaq Halkının Susturulmuş Hikâyesi

1962 yazında, Nova Scotia’dan Maine’e göç eden Mi’kmaq bir ailenin dört yaşındaki kızı Ruthie kaybolur. Bu kayıp, yalnızca o yazın değil, on yıllar sürecek bir yıkımın da başlangıcıdır. Ruthie’nin kardeşi Joe, onu en son gören kişidir. Ve bu “son görüş”, Joe’nun karakterine kazınan bir suçlulukla birlikte, yavaş yavaş onu kendinden vazgeçmeye itecektir.

Romanın diğer ekseninde, Ruthie olduğunu bilmeyen Norma yer alır. Norma, beyaz bir ailede büyüyen, rüyalarında tanımadığı yüzler gören, gövdesiyle ve kimliğiyle daima bir uyumsuzluk hisseden bir karakterdir. Peters, Joe ve Norma’nın anlatılarını birbirine paralel kurgularken aslında kimliğin, aidiyetin ve kültürel hafızanın ne kadar kırılgan —ve bir o kadar kalıcı— olduğunu gösterir.

Romanın güçlü yanlarından biri, Peters’ın karakterleri anlatma biçimi. Joe’nun monologları, sessizliği ve kendine yönelttiği öfkeyle biçimlenirken; Norma’nın zihni rüyalar, sezgiler ve bastırılmış bir geçmişin yankılarıyla örülür. Bu anlatılar, karakterlerin değil sadece, okuyucunun da iç dünyasına dokunur.

Norma ile Joe: İki Kimlik, Tek Kayıp

Yazar Amanda Peters, romanı bir gizem olarak değil, bir karakter çalışması olarak tasarlamış. Ve belki de bu yüzden, Ruthie’nin aslında Norma olduğunu erken sayfalarda tahmin etmemiz, romanın gücünü eksiltmiyor. Çünkü Peters’ın derdi “ne oldu”dan çok “olaydan sonra ne oldu” sorusunun peşine düşmek. Travmanın karakterlerin hayatlarını nasıl yeniden şekillendirdiğini, nasıl suskunlukla, suçlulukla, alkolle veya aşkla baş etmeye çalıştıklarını izliyoruz.

Bu yönüyle Yabanmersini Toplayıcıları, Marquez’in “Kırmızı Pazartesi”sini ya da Celan’ın şiirindeki boşluk duygusunu andırıyor: Ne olduğunu biliyoruz ama onun etrafında dönen hayat, o olay kadar yıkıcı.

Norma’nın annesinin aşırı korumacı tavırları, aslında Ruthie’yi çalmış bir kadının suçluluğu olarak beliriyor. Joe’nun yıllar süren bağımlılığı ise kardeşini koruyamamış olmanın ağırlığı. Ancak Peters, karakterlerini tek boyutlu kurbanlar olarak çizmiyor. Onları olduğu gibi, çoğu zaman çelişkili, kimi zaman hatalı ama her daim sahici biçimde aktarıyor.

Susturulan Seslerin Romanı

Yabanmersini Toplayıcıları sadece Ruthie’nin değil, Mi’kmaq halkının, yerli çocukların ve sistematik ayrımcılığın yarattığı görünmez acıların romanı. Peters, kendi ailesinin göç hikâyesinden yola çıkarak yazdığı bu ilk romanında büyük bir cesaret sergiliyor. Ne dramatizme ne de ajitasyona yaslanıyor. Aksine, kitabın tonunda bir çeşit dinginlik var —belki de en büyük öfkenin, en içe dönük suskunlukla yaşandığı bir coğrafyanın sesi bu.

Bu roman, yalnızca edebi değerleriyle değil; üzerine düşündürdükleriyle de önemli. Kitap kulüpleri için ideal bir tercih olduğu gibi, bugünün dünyasında kimlik, aidiyet, kültürel travmalar gibi konuları tartışmak isteyen her okura hitap ediyor.

Ve son bir not: Bu roman bir “ilk roman” olarak şaşırtıcı derecede olgun ve derin. Amanda Peters’ın kalemiyle tekrar karşılaşmayı şimdiden sabırsızlıkla bekliyoruz.

 

Yorum 0

Cevapla

15 49.0138 8.38624 arrow 0 bullet 0 4000 1 0 horizontal https://kalemkahveklavye.com 300 4000 1