15 49.0138 8.38624 arrow 1 arrow 1 4000 1 0 horizontal https://kalemkahveklavye.com 300 0
theme-sticky-logo-alt
img-alt
img-alt
img-alt
aşk
Uruguaylı yazar Horacio Quiroga Latin Amerika’nın Poe’su olarak anılıyor; Cortázar, Borges ve Márquez’in yirminci yüzyıl başındaki öncülü sayılıyor. Öykülerinde akılla delilik, tutkuyla pişmanlık, aşkla hastalık birbirini kovalıyor, ölümse buluşma ânını bekleyen bir gölge gibi. Qurioga’nın en büyük temaları insanın faniliği ile aşk ya da dünyada bir yer gibi mutlak bir şey arayışı arasındaki dram, ölümün…
Kültür sanat sezonu dopdolu bir gündemle açıldı. Sezonun öne çıkan adreslerinden biri de Kumbaracı50. Özellikle edebiyat severlerin ilgi göstereceğini düşündüğümüz Kumbaracı50 ve Altıdan Sonra Tiyatro’nun dopdolu programı açıklandı. Adres: Tomtom Mh. Kumbaracı Yokuşu No:50 Beyoğlu. DÜNYANIN EN GÜZEL ARABİSTANI Konuk Ekip: EKİP Tiyatrosu 1 KASIM 20:30 *PRÖMİYER 2 KASIM 20:30  Yazan: Turgut Uyar Yöneten: Mirza…
“Kültür Sanat Hayat” dergisi Pulbiber’in Şubat 2016 tarihli 5.sayısında “Müzeyyen Senar” ve “Aşk” dosyaları var.  Adını Didem Madak’ın Pulbiber Mahallesi şiirinden alan Pulbiber Kültür Sanat Hayat dergisinin Şubat 2016 tarihli 5.sayısında Müzeyyen Senar’lı kapak çizimi ve “Aşk” kapak konusu dikkat çekiyor. Geçtiğimiz yıl 8 Şubat’ta hayatını kaybeden büyük sanatçı Müzeyyen Senar’ın anlatıldığı 5.sayıda birçok ünlü…
Ona kalsa birbirlerinden bir kadavra çıkarana kadar sevebilirdi adamı, sevişebilirdi. Ona kalsa o sokağın girişine heykellerini bile diktirirdi Beyoğlu Belediyesi’yle anlaşıp. Kadına kalsa adam onu istemeye geldiğinde, Türk Kahvesi’nin yanında çiğ et ikram edebilirdi. Allahın emri, Peygamber’in kavliyle bileklerini kesebilirdi ona kalsa. Ama ona kalmadı… Tanıştıkları gece adam gözlerini hafifçe kısarak “İçmeye benim ofisimde mi…
Her “rüya” kelimesi geçtiğinde Freud‘un ruhunu çağırmak gerekmez. Ruhu gelmez. Gelse de bir şey değiştirmez. Bir rüya bazen sadece bir rüyadır. Yağmurun sürekli yağmasından şikayetçiydi kadın. Almanya’dan şikayetçiydi. Aşklarından, aşklarının karşılıksız olmasından, bu karşılıksızlığın hoyratça yüzüne vurulmasından şikayetçiydi. Bu kadar çok şikayet ettiği için kendinden şikayetçiydi. Kendinden şikayetçi olduğu için yaşadığı çaresizlik duygusundan şikayetçiydi. Çaresizlik…
Ayrılık kaçınılmaz ama nasıl söyleyeceksin? Söylemeyeceksin. Adileşeceksin. Kanın damarlarında donacak. Tavırların değişecek, suçlayacaksın. Aşkın yeşil cenneti, ilişkinin rögar kapağı açık unutulduğundan leş gibi kokuyor. Burnunu tıka ve son cümlelerinin içinde kesinlikle “aşk” olmasın. Aşık oldun. Klasiklerin sayfalarından taşarcasına coşkuyla dolusun. Gözleri aklında, saçları, dudakları belki de boynu. Algıların zayıf bu aralar. Bakışların dalgın. Aklın bir karış…
Çok bekledim dudağıma sürülecek bir kaşık balı. Çok bekledim sessiz sakin oturulacak tanıdık bir tahta masayı… Ahkam keseceğim yeni bir şey yok;  yeni anladığım hiçbir şey yok. Anladığım hiçbir şey… Çok bekleyince, önce büyüyor sancı. Sızı yayılıyor, avuçta kımıldayan cıva gibi; bazen bölünse de birleşiyor bir yerde. Evet, beklemenin bir acısı var ve hızla büyüyor…