15 49.0138 8.38624 arrow 1 arrow 1 4000 1 0 horizontal https://kalemkahveklavye.com 300 0
theme-sticky-logo-alt
img-alt
img-alt
img-alt
aşk öyküleri
Kapının eşiğinde sessizce oturuyor, bahçeyi izliyordu. Evin önü üstü kapatılmış genişçe bir balkon olarak kullanılıyordu. Buradan evin içine direk girebiliyorduk. Güneş doğmamıştı ama etraf sisle beraber aydınlanmaya başlamıştı. Koridorun sonunda, eşikte onu görünce yaklaşıp “Neden burada oturuyorsun?” dedim. Bahçeden gözlerini ayırmadan “Domuzlar gelmiş, mısır koçanlarını yemişler” dedi. “ Yaban domuzları mı?” diye sordum. Omzunun üzerinden…
Orhan’a… Vazoyu düşürüp kırdı. Dizlerinin üzerinde oturup kırdığı parçaları tek tek toplamaya başladı. Sol eliyle topladığı parçaları sakince sağ eline koydu. Aklından geçen duygu sömürüsü yüklü her şey onunlaydı, gözlerinin önündeydi. Belki de vazoyu bilerek kırmıştı. Bir ara gözlerini kapatıp vazoyu kırdığı her saniyeyi hatırlamaya çalıştı. Göl manzaralı evinde, balkonda sessizce otururken içinden neler aktı…
Bazı cinayetler planlı bir şekilde vuku bulur. Bazılarıysa farkında olmadan işlenir. Tertemiz ciğerlere sahip bir dosta ikram edilen ilk sigara gibi. İçlerinden en kötüsüyse doğaçlama cinayetler. Fail; can çekişen maktulü kurtarmak için ambulans çağırmak ya da ona bir darbe daha vurmak arasında gidip gelirken, bazen de tanrının yahut Azrail’in, katillik sınavının sonuçlarını ilan etmesini bekler.…
Başımı senden tarafa çevirmek istiyordum. Kendimi ne kadar zorlasam da bir türlü başaramıyordum bunu. Oysa yirmi dokuz yıldır başımı sağa ya da sola çevirmek istediğimde boyun kaslarım asla emrime itaatsizlik etmezdi. Belki sadece boynum tutulmuştur. İkimiz de deli yatarız, biliyorsun. Bu yüzden ayrı yastıklarda yatmak gayet iyi bir fikirdi. Sert yastığı kimin alacağı konusu açılmadı…