Elçin Özsoy’u çoğunluk Rock FM’deki yayınlarından, bir o kadarı da Gezi direnişi için söylediği “N’olur Diren” parçasından tanır. Bunların ardında müzik birikimini sürekli güçlendiren bir DJ ve gündemden de kopmayan bir Elçin Özsoy var. Hem onu yakından tanımak, hem de son dönem kültür-sanat ve toplumsal olaylarını konuşmak için tatlı bir sohbet gerçekleştirdik. Kendisine teşekkür ederek...
Doğu ile Batı arasında, bugün halen sürmekte olan kimlik bunalımının ilk tohumlarından birisi de Tanzimat’tı elbet. Çağlardır cahil bırakılmış/kalmış halk, ne olup biteceğini tepeden inme komutlardan beklerken üst üste gelen meşrutiyetler, Cumhuriyet’ler, ihtilaller, muhtıralar, seçimler ve diğer pek çok “tepeden inme” kararlar, toplumsal travmalar yarattığı gibi bireylerin de akıl ve ruh sağlığını bozmuş oldu tabii. Bireylerin travmalarını tamamen siyasi ve...
Peçeteye çizip cebime koyduğun yol tarifinin, üzerinden kırk kadim geçmiş. Gelmiştim kapına Tanrım, lakin adresin değişmiş. Beni çağırdığın yerlerde bulamadım seni, Yıkık bir eve çıkıyor ayetlerin, hadislerin de… Üstelik AVM dikeceklermiş belediye enkazı temizleyince. Sevgili Tanrım; beni sürdüğün bu gezegende düşünmek için çok zamanım oldu. Bir asırdan diğerine eskitirken ruhumu sen buralarda yoktun; öyle ki Unutuverdim...
Ben zihnimi temizlemek istemiştim, beynim köpürdü birden Arınmak, dedim, demek ki, vazgeçmek demek beyninden. Özenmeyince güzel olur ya, özenmeden tepeden tırnağa, Bir şekerli bataklığa battım ben. Kendinden çıkılmazlık bir ilahi mesajdır yeterince hissedersen. Elbet bir lütuftur alkolsüz dönen baş, Maddesiz açılan algı, Nesnesiz gelen ilham. Yani kısaca, senin sana yettiğini bilmenin lütfu Karışır, kendinden çıkılmazlığın...
Sonsuza dek kaybolamayacağımı, mesajı doğru alanlar için bunun imkânsızlığını anladığımda; bir daha kaybolamayacak olmaktan korktuğumu fark ettim. İnsan büsbütün bir ışıktan yahut karanlıktan değil, ikisinden mürekkep bir yaratıktı. Ben öyleydim en azından ve içimdeki karanlığı, bazı geceler veya sabahlar bir yerlerde kaybolarak, zamanın çatlaklarından ve başkalarının, olduğumu sandıkları kişinin defolarından sızarak beslemem gerektiğini fark ettim....
İletişim Yayınları etiketiyle çıkan, Levent Cantek ve Berat Pekmezci imzalı çizgi roman Emanet Şehir üzerine… Her ne kadar “çizgi roman” diye başlık atsam da Emanet Şehir, esasen bir grafik roman. Metinlerini ve senaryosunu Levent Cantek’in kaleminden, görsel gücünü Berat Pekmezci’nin çizimlerinden alan bir dönem hikayesi. Bazı açılardan bugünkü kuşağa da çok yabancı gelmeyecek bir dönemin....
İKSV tarafından bu yıl 33.kez düzenlenen İstanbul Film Festivali ‘nden film önerileri. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) ile Akbank işbirliğinde düzenlenip çok sayıda kuruluşun destek verdiği İstanbul Film Festivali ‘ne sayılı günler kaldı. İstanbul Film Festivali 2014 yılında 33.kez düzenleniyor. 5-20 Nisan tarihleri arasında 26 bölümlük seçki kapsamında 200’den fazla filmin yer alacağı festivalde pek...
Murathan Mungan’ın “Kadınlar Arasında” seçkisi ve Sezgin Kaymaz’ın “Deccal’in Hatırı” romanı üzerine… *Bu yazı ilk kez 17 Mart 2014 günü Radikal Kitap ‘ta yayınlanmıştır. Bir edebi metne konu olabilecek şeyleri sıralamak istesek herhalde listenin başına “aşk” geçer. Ne var ki tabiatın özünden doğan, bazen tensel, bazen duygusal anlamlar yüklediğimiz aşk konusu, endüstriyel edebiyatın popülerliğe oynadığı...
“Katil kim?” sorusundan daha önemli sorular soran ve sorduran polisiyelere bir örnek olarak True Detective ve ilk üç bölümünün düşündürdükleri. Stephen King’in romanından uyarlanan “Under the Dome” dizisinden bu yana yanılmıyorsam ilk kez bir diziyi yazıyorum. Edebiyatın bir parçası olarak sayılabilecek olan senaryodaki başarısı, buram buram nitelikli sinema kokan, polisiye yapayım derken salt aksiyondan başka...
İhsan Oktay Anar kitapları, kolayca incelenecek ve uzunluğu ile derinliği ne olursa olsun “tamamlanmış” incelemeler yapılabilecek kitaplardan değil. İyi ki de değil. Öncekilere nispeten Galîz Kahraman, dili itibariyle daha yüzeyden, olaylar itibariyle daha yakın dönemden gitmesine rağmen İhsan Oktay Anar kitapları ile ilgili bu geleneği bozmuyor. Roman bölüm araları olmaksızın, sayfa atlamasız başlıyor ve baş...
Anı türü, bir anı bibliyografyası ve Halid Ziya’nın Kırk Yıl incelemesi çerçevesinde edebiyatımızda hatıralar ile ilgili bazı düşünceler. Edebiyat hatıraları, bizde çoğunlukla akademik çalışmalar için kaynak amaçlı ilgi görmüş olsa da edebiyat tarihine ve yazarlara ilgi duyan okurların da zevkle okuyabileceği eserler elbette var. Yarım porsiyonluk eski bir edebiyat öğretmeni olarak, edebiyat hatıraları kapsamında bizim edebiyat tarihimizdeki hatıra türü eserlere ilginin az...
Murat Arda Pelin adlı ilk romanıyla okur karşısında. Destek Yayınları etiketiyle çıkan “Pelin” adlı romanı ve düşündürdükeri üzerine bir inceleme. Kitap incelemesi yazmak, mutlaka kitaba mesafeli ve objektif bakmak mıdır, bilemiyorum. Bazen metnin içinden çıkamıyor, kitabın sayfaları arasında bulduğum tenha bir köşeden yazıyorum ne yazacaksam. Murat Arda’nın “Pelin”i için de aynı durum geçerli. Halid Ziya, zamanında “Kırık hayatlar”ı yazmıştı....
15
49.0138
8.38624
arrow
0
bullet
0
4000
1
0
horizontal
https://kalemkahveklavye.com
300
4000
1