Koray Sarıdoğan Dizi Film
“Katil kim?” sorusundan daha önemli sorular soran ve sorduran polisiyelere bir örnek olarak True Detective ve ilk üç bölümünün düşündürdükleri. Stephen King’in romanından uyarlanan “Under the Dome” dizisinden bu yana yanılmıyorsam ilk kez bir diziyi yazıyorum.  Edebiyatın bir parçası olarak sayılabilecek olan senaryodaki başarısı, buram buram nitelikli sinema kokan, polisiye yapayım derken salt aksiyondan başka…
Thomas Vinterberg yönetmenliğinde çekilen ve başrolünde Mads Mikkelsen ‘ın yer aldığı Jagten (Onur Savaşı – The Hunt) üzerine birkaç söz. Jagten ‘i izledikten sonra bu yazının da başlığı olan, merhum Brandon Lee’nin The Crow’daki repliği aklıma geldi. Tabii, “Cehennem başkalarıdır” sözünü  hatırlamak da mümkün. Danimarka sinemasından çıktığı için orijinal dilinde Jagten, İngilizce’de “The Hunt” adlandırılan film, Türkçeye “Onur Savaşı” olarak çevrildi. Son dönem yabancı…
Türk Rock grupları arasında hem müzikleri hem duruşları itibariyle özgün bir yere sahip olan Deli Gömleği grubu yeni albümü “Zaman”ı yayınladı.  Deli Gömleği bahsinden önce genel bir giriş yapmalı. Rock müzik önce dünyada, sonra Türkiye’de uzun yıllar bir tür gürültü olarak algılandı. Zaman içerisinde farklı alt türlere bölünerek oluşturulan “alternatif” Rock yapan, daha marjinal ve…
Spoiler tadında şeyler yok, anlattıklarım filmin belkemiği olan kısımlar. Fragmanda olmayan bir şey yok bu yazıda. Sanırım… “The Words” bizde “Çalıntı Hayat” adıyla gösterime girdi. Yazarlıkla, edebiyatla yakından ilgili olmayanlar için iki yüzü de tura olan bir madeni para gibi gelebilir ama yine de güzelliğinden bir şey kaybetmez film. Yazıyorsanız, yazan insanlar, yazarlar, kitaplar ile ilgiliyseniz, artık…
Kendisiyle derdi olanlardan mısın? Hayır, bak; öyle saçıyla başıyla, kusur gördüğü şeyle derdi olandan bahsetmiyorum. Günlük hayatla ya da iş hayatıyla derdi olandan da… Hayatı, öncesi ve sonrasıyla bir bütün olarak düşünüp, bu bütünün merkezinde olup hiçbir şeyi değiştiremeyenlerden bahsediyorum. Anlam ararken başından geçenleri hayatı yapmış ama yine de bir yere varamamışlardan. Beşikten mezara dek…
2005…Yakın gözükse de uzak bir yıl. Çanakkale’de, üniversitede ve kendi evimde ilk yılım. Sabahları dağıtımını yaptığım yerel gazetenin ofisine gelen bir davetiyeyi patronum bana veriyor. “Sen gidersin” diyor: Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası eşliğinde Selva Erdener adında bir sopranonun konseri. Resmi ağızla 90.Yıl Gösteri Merkezi’nde, biz oraya “çadır” deriz. Dört dörtlük Klasik müzik dinleyicisi değilsem…