theme-sticky-logo-alt
img-alt
img-alt
img-alt
img-alt
Etiket / notabene yayınları
“Ancak ölüm, göğsünüzde kavuşmaz da gövdenize dar gelirse, o zaman fena; o zaman ölümün sefaleti başlar.”[1]  Akın Çokuğurluel’in üçüncü romanı Çobanaldatan, okudukça bir fotoğraf karesinden filme dönüşüyor adeta. İlk sayfalarda diline alışmakta güçlük çeksem de yazarın, zaman içinde yapmaya çalıştığı şeyi fark ettiğimi sanıyorum. Fotoğraftan filme dönmek dedim ya; metin başladığında kahramanın gözünden okuduğumuz bu...
İstanbul’un en karakteristik, en eski semtlerinden biri Yeldeğirmeni… Bugün dünyada, ülkede ve İstanbul’da yaşanan ve bütün yaldızına rağmen bireylerce bir türlü kanıksanamayan dönüşüm, belki başka şehir ve semtlerdeki gibi çirkin, vahşi bir şekilde değil ama geçmişten bugüne gömlek değiştirmesi açısından Yeldeğirmeni’ni de etkiledi. Bugün yeni bir semt, yeni bir yaşam tarzıyla karşımıza çıkan Yeldeğirmeni’ni, tüm...
Rüzgâr Ceyda Alpak, İstanbul’un tarihi semtlerinden birini; çocukluğunun Yeldeğirmeni’ni anlatıyor kitabında. Her birinin sonu denize çıkan yokuşlu sokaklarını, sinagogları, havraları, sokaklar dolusu çocukları, güzelim komşulukları ve insanları… Sünget, Emek, Demirciyan, Menase, Valpreda, Ekşioğlu apartmanlarını… Uzunhafız, Ortaç, Yeşilay Sokak, Paris Mahallesi’ni… Agop, Terzi Salamon, Bekçi Selo, Kunduracı Yorgo, Ahmet Abi, Dursun Amca ve Ester Teyze’yi… Bir...
15 49.0138 8.38624 arrow 0 bullet 0 4000 1 0 horizontal https://kalemkahveklavye.com 300 4000 1