Milli Eğitim Bakanlığı, KOSGEB, İLESAM ve Avrasya Yazarlar Birliği işbirliğiyle gerçekleştirilecek olan 12. Ankara Kitap Fuarı 2018 yılının ilk fuarı olarak 16-26 Şubat tarihleri arasında ATO Congresium’da 12’nci kez düzenlenecek. 300’ü aşkın yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılacağı fuarda, on gün süresince söyleşi, panel, şiir dinletileri ve çocuk aktiviteleriyle birlikte binden fazla etkinlik gerçekleştirilecek. Ankara Sahaf...
Kadınların iç dünyaları, saklı duyguları, erkeklerle ve birbirleriyle ilişkilerinin içyüzü Erendiz Atasü’nün başat konularından olmuştur, her zaman. Kadınlığım, Yazarlığım, Yurdum “Yirmi yılda öykülerin, romanların dışında ne çok yazı kaleme almışım! Kavga yazıları, barış yazıları, içe bakış yazıları… Edebiyat, seyahat düşünceleri… Yitirdiklerimizin ardında kalan boşluğun ve acının yazıları… Kadın olmakla yazar olmanın kesiştiği noktada duran, kadınlığını...
KalemKahveKlavye.com’da bir pop-up halinde okurlarımıza yönelttiğimiz Okur Anketi’nin ilkini 1000’e yakın cevapla sonuçlandırdık. Anketi boş bırakanlar, “asdsffgfh” şeklinde yahut bir dizi şirin küfür ve “sana ne”yle yanıt verenler haricinde gelen cevapları derledik. Tahmin edileceği gibi açık ara “kağıt parçası, not kağıdı, peçete, post-it” gibi objeler koyanların sayısı listenin başını çekiyor. Çok az bir farkla ise...
“Türk edebiyatını piyasaya teslim eden holding yayıncılarının başarılı olduğu bugünlerde; çuvaldızlarımızı elimizden bırakmadan kendimize iğne batırmaktan vazgeçmememiz gerekiyor.” Modern Avusturya edebiyatının önemli isimlerinden Arthur Schnitzler’in, geçtiğimiz sene Aylak Adam Yayınlarınca Türkçeye kazandırılan Geç Gelen Şöhret adlı romanı; önceki yüzyıl başında edebiyat uğraşısının ve bunun öznelerinin yaşadıkları koşullar, sahip oldukları düşünceler, taşıdıkları içsel çelişkilerle bunların toplumsal...
“Dokunulmaz konuları romanına boca edip estetik niteliğinin düşüklüğüne karşı bu konuların dokunulmazlığına sığınanlarda art niyet aranır aranmalıdır.” Röportaj: Nalan Temeltaş Nice zamandır emek verdiğiniz oldukça agresif ve provokatif metinlerinizin Türkiye Entelijansiyası ile derdi ne? Tonlamanız ve vurgularınız edebi cüruf kaldırmaya yetecek mi? Yol ve hedef? Sadece bir cümle ile söylemek gerekirse “nesneleri-kavramları adıyla çağırmak” diyebilirsiniz....
Artık yayıncılık, birçoğu okuma kültürüne bile sahip olmayan sermaye sahiplerinin, önce yazarı sonra kitabı popüler yapmayı amaçlayan girişimcilerin, dünyanın ve ülkenin trendine göre kitaplar basan işverenlerin, bin bir heves ve emekle hazırlanmış dosyaları enikonu okumak yerine ahbapçılık yapan editörlerin elinde. Yirmi otuz yıl öncesine kadar günün edebiyatını konuşacak olsaydık yazarın hayatı ve yayıncılık...
“Çöküş, insanın ayağa kalkmasıyla başladı. Çöküşten başka bir şey yok” Şenol Erdoğan adı hemen herkes için Altıkırkbeş ile birlikte anılagelmiştir. Kadıköy’e, Altıkırkbeş’e, Kaybedenler Kulübü’ne dair bilinenler yığınının içinde kendisinin de belirttiği gibi “tek gerçek şey”dir oysa. Doksanlardan bu yana, üstelik en gençlerimizden bile daha hevesli, daha nitelikli üretmeye devam eden, yakın zamanda kendisiyle birlikte anılan...
“Evet, edebiyatçı günahkar bir peygamber olduğuna inanmalıdır ve iğneyle kuyu kazar gibi sabırla kitapları okumanın yanı sıra kendini, insanlığı, toplumu ve doğayı okumalıdır.” Çağımızın edebiyatı kısır ve sığ tartışmaların, bir yanıyla da tartışamamaların ortasında zenginleşemeden ve yükselemeden edebi nehrimize akmakta. Herkes günün yazarları ve eserleri üzerinden bilindik, farksız, alışılagelmiş tanıtım cümleleri kurmakta, edebiyat eleştirisi...
İyi edebiyat nitelikli zaman ister ve biz zamanımızı iyi kullanamadığımızda ortaya koyacağımız eserlerin de niteliği şüpheli olacaktır. Bazen bir şeyi yazmaya başladığımda büyük patlamadan itibaren ne olduysa anlatmak istediğimi fark ediyorum. “Sosyal medya” denince de böyle ama söz veriyorum, kısa keseceğim. İnternetle tanışıklığımızdan beri çeşitli iletişim ortamları oldu. BBS’i kaçırdım, ama chat (irc), icq, msn,...
Kitabı editör yapar ancak yayımcılığın rotası ahbapçılık ya da web şöhretçiliğine kaydığı için editörün bilgeliği ya da birikimi bir şey ifade etmiyordu. Özümsemek istemeyecekleri şeyleri özümsemeye çalışacaklardı; uyuşturucu ya da sokak romantizminin edebi kollarında yüzmek isteyeceklerdi. Oysa sanat hayvanlığını bir kenara bırakmışlardı. Çok eskidendi. Biz onlara hiçbir şey demedik, onlardan hiçbir şey istemedik. Sanat hayvanlığını...
Cehalet alanında niceliksel hedeflere kolayca ulaşılabilir; Yeni Sinsiyet’in birtakım hesapları, kalemleri, sayıları ortalama bir kararlılık sergileyerek çarpıtabildiği, hileli oranlar icat edebildiği, her konuda dezenformasyon ya da gerçeklik terörü uygulayabildiği biliniyor. Yeni sinsiyet tipolojisi tarafından kurgulanan tüm enstrümanların birer saat gibi tıkır tıkır işlemesine, cehalet alanının genişleyerek devasa bir cehalet ortamına dönüşmesine, işbu havzadaki dipsizlik duygusunun...
Yeni kültür politikaları her şeyi bir tüketim nesnesi haline getirdiğinden bunların “çok okunanalar, çok satanlar, mutlaka okunması gerekenler” listeleriyle yaratılan algı yönetimiyle tüketilmesi zorunlu hale getirilmektedir. İnsanın ilk sanat yapıtı, mağara duvarlarına avını ve avı çevresinde dans ederken kendini betimleyerek çizdiği resimlerdir. O, resimleri çizerken, avlayacağı hayvanı etkileyip onu kolayca elde edebileceği inancındaydı. Daha...
15
49.0138
8.38624
arrow
0
bullet
0
4000
1
0
horizontal
https://kalemkahveklavye.com
300
4000
1