Sakın Bir T-Rex’e Kitap Gösterme! kitabının yazarı Rashmi Sirdeshpande ile okuma sevgisinin çocuklar üzerindeki gücünü konuştuk.
Elinize aldığınız bir kitap hayatınızı ne kadar değiştirebilir? Sizi daha zeki kılabilir, hayallerinizin sınırlarını genişletebilir mi? Peki ya koskoca bir T-Rex’i ülkenin başbakanlık koltuğuna oturtabilir mi? Sayfalarındaki o tatlı kaosla okuma tutkusunu adeta bir çığa dönüştüren Sakın Bir T-Rex’e Kitap Gösterme! kitabının yazarı Rashmi Sirdeshpande ile ilham dolu bir buluşma gerçekleştirdik. Eski bir hukukçu olan yazar, çocuk zihninde okuma sevgisinin nasıl adım adım büyüyen muhteşem bir güce dönüştüğünü, kütüphanelerin o büyüleyici dünyasını ve bir insanın ilk kitabının nasıl en büyük “süper güç” olabileceğini anlatıyor. Hazırsanız, okuma aşkıyla dünyayı fetheden o sıra dışı dinozorun hikâyesine ortak olalım!
Dünyayı Değiştiren O Güç: Okuma Sevgisi!
Sakın Bir T-Rex’e Kitap Gösterme! fikri nasıl ortaya çıktı? Bir dinozorun başbakan olma ihtimali size ilk ne zaman “eğlenceli” gelmeye başladı?
Biliyor musunuz, bu fikir aslında hayatta en çok sevdiğim şeylerin tam bir karışımı olarak doğdu: Dinozorlar, neşe, kaos, kütüphaneler ve kurgudan kurgu dışına kadar her türden kitap! Bir de tabii ki hırs ve büyük hayaller kurma fikri! Ben hedefi yüksek tutma fikrini de komik kitapları da çok seviyorum. Tüm bunları bir araya getirdim ve basit bir “YA ŞÖYLE OLURSA?” sorusuyla işe başladım: Bir T-Rex okumayı öğrense veya gerçekten çok ama çok zeki bir canlıya dönüşse… Yolculuğu nerede son bulurdu? İşte bütün hikâye, bu “Ya şöyle olursa ne olur?” sorusundan filizlendi.
“Okumak, Çocuğun Kendi Dünyasını Yönetme Gücüdür”

Kitapta bir T-Rex’in zekâsı okudukça keskinleşiyor. Sizce bir çocuğun eline geçen ilk kitabın o çocuğun “kendi dünyasının başbakanı” olması yolundaki rolü nedir?
Kitaplar çocukların kendilerini anlamalarına ve dünyada yollarını bulmalarına yardımcı olur. Öğrenmelerini, akıllanmalarını, bir şeyleri sorgulamalarını, yeni şeyler üretmelerini sağlar; onları fark yaratmaya ve hayal kurmaya teşvik eder. Elinize aldığınız o ilk kitap, her türlü harika şeyi yapabileceğiniz uzunca bir yolculuğun ilk adımıdır.
Hikâyede kütüphaneler ve kütüphaneciler çok merkezi bir yerde. Sizin çocukluğunuzda kütüphanelerin yeri neydi? Kitaplarla olan yakınlığınızdan bahseder misiniz?
Kütüphaneler çocukluğumun devasa bir parçasıydı. Annem ve babam doktor olduğu için birkaç yılda bir taşınmak zorunda kalırdık ama gittiğimiz her yerde ilk iş olarak yerel kütüphanemizi bulurduk. Kitaplarla dolu bir odaya adım attığımda hissettiğim o “VAY CANINA!” duygusunu dün gibi hatırlıyorum. Hâlâ da öyle hissederim. Daha okumayı sökmeden önce, kitapların ne kadar kıymetli, ne kadar güzel şeyler olduğunu biliyordum. Özel olduklarını hissediyordum!
Hukuk eğitimi almış ve bir süre bu alanda çalışmış birisiniz. Kanunlardan, kurallardan ve ciddi metinlerden “okuyan dinozorlar” ve “maceracı çocuklar” dünyasına geçiş yapmak size nasıl hissettirdi?
Aslında eski mesleğimi gerçekten çok seviyordum ama hayatımda daha yaratıcı ve esnek bir alana ihtiyacım vardı. Çocuklar için yazmak beni inanılmaz derecede besledi ve zenginleştirdi. Tüm dünyada okunan ve el üstünde tutulan kitaplar yaratabiliyor olmayı çok seviyorum. Diane Ewen gibi şahane çizerlerle birlikte çalışabilmeye bayılıyorum. Bu tam anlamıyla hayalimdeki meslek!
Yazarken en çok hangi aşamada eğlendiniz? Fikri bulduğunuzda mı yoksa Diane Ewen’ın o canlı çizimleriyle hikâyenin birleştiğini gördüğünüzde mi?
Diane’in çizimlerini ilk gördüğüm an MUHTEŞEMDİ! Öyle parlak, öyle renkli ve eğlenceli ki hikâyeye tam anlamıyla cuk oturdu. Küçük okurların daha kelimelerin ne anlama geldiğini tam olarak çözemeden o sayfaları çevirmekten ve çizimlerdeki detayları keşfetmekten büyük keyif alacağını biliyorum. Bu yüzden evet, hikâyenin canlandığını görmek inanılmaz bir histi. Bir de tabii ki o basılmış, bitmiş kitabı elime alıp “Bunu BİZ YAPTIK!” demek paha biçilemezdi.
“Bu Kitap Özünde Okuma Aşkının O Sınır Tanımayan Saf Coşkusunun Bir Yansıması”

Kendi otizm ve DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) tanınızdan sonra, dünyayı ve hikâyeleri algılama biçiminizin aslında sizin önemli bir parçanız olduğunu belirtiyorsunuz. Sakın Bir T-Rex’e Kitap Gösterme! kitabındaki o “adım adım büyüyen ve eğlenceli bir şekilde absürtleşen mantık zinciri”, aslında sizin zihninizin dünyayı organize etme ve detaylandırma biçiminin bir yansıması mı? Nöroçeşitli çocuklara, kendi zihinlerinin “farklı çalışma şekliyle” neler inşa edebileceklerini anlatmak ister misiniz?
Kesinlikle evet! Aslında bu kitabı yazdıktan sonra tanı aldım ama şimdi geriye dönüp baktığımda, bu durum yüzümü güldürüyor çünkü bu kitap hem nörotipik çocuklarda hem de özellikle nöroçeşitli çocuklarda çok derin bir karşılık buldu. Şimdi net bir şekilde görebiliyorum ki bu kitap, özünde “otistik neşenin” bir yansıması. Otistik ya da DEHB’li çocukların genellikle içinde tamamen kaybolabildikleri çok derin ilgi alanları olur. İşte bu kitap tam olarak bunu anlatıyor: okumanın o saf, yoğun NEŞESİNİ… O neşenin derinliklerine dalıp sizi nerelere götürebileceğini görmek… Ve evet, o eğlenceli mantık zinciri muhtemelen tamamen otistik beynimle, kitaptaki o KAOS ise DEHB tarafımla ilgili. Ve ben buna bayılıyorum!
Nöroçeşitli çocuklara söylemek istediğim şey şu: Beynimizin bazen bizi zorlayabileceğini biliyorum. Herkes için çok kolay görünen bazı şeyler bizim için hiç de öyle olmayabilir. Ancak beynimiz aynı zamanda çok güzel ve mucizevi bir şeydir. Dünyayı görme ve deneyimleme biçimimiz, o beyinlerin neler yapabileceği, neler yaratabileceği ve kendimize iyi bakıp ilgi alanlarımızın peşinden gittiğimizde hangi sorunları çözebileceğimiz… İşte, bu tam bir SİHİR. Saf bir sihir. Bunu asla unutmayın!
“Hepimiz olasılıklarla doluyuz!”
Normalde dinozorları müzede iskelet olarak ya da filmlerde korkunç devler olarak görmeye alışığız. Neden bu karmaşık ve zarif yetenekleri yüklemek için kocaman dinozorları seçtiniz?
Ha-ha, çok doğru! Dinozorlara her zaman hayranlık duymuşumdur. Bu yüzden komik bir hikâyede, bu devasa yaratıkların okumaya (ve gelecek hikâyelerde matematiğe, bilime, sanata) âşık olması fikri bana çok cazip geldi. Sanırım bu tezatlığın getirdiği o beklenmedik durum hoşuma gidiyor. Bence toplum biz insanlardan da bazen kalıplara uygun davranmamızı bekliyor. İnsanlar bizim hangi konuda/alanda kapasitemiz olduğunu bildiklerini sanıyorlar. Oysa hepimiz olasılıklarla doluyuz! Çocukların da bunu görmesini istiyorum.
Bu kitabı eline alan ve içindeki o devasa T-Rex’le arkadaş olan minik Türk okurlarınıza tek bir cümle söyleyecek olsanız, bu ne olurdu?
Bu kitabı eline alan küçük Türk okurlarıma şunu söylemek isterim: Umarım, bu kitabı okurken Diane ve benim onu yaratırken aldığımız keyfin aynısını alırsınız çünkü biz bu kitabı tam anlamıyla SİZİN İÇİN yaptık. Kitapların ve okumanın dünyasını keşfettiğinizde hayatın ne kadar eğlenceli ve sıra dışı olabileceğini size göstermek için yazdık.
Sakın Bir T-Rex’e Kitap Gösterme! · İncelemek ve Satın Almak İçin TIKLAYIN!









