İlhamını Kocaeli’nden geçen 30° doğu meridyeninden alan 30° Doğu Meridyeni Kocaeli/ Bir Zaman Fraktalı adlı sergiyi, 25 Mayıs 2025 tarihine kadar Seka Sanat İhtisas Merkezi’nde ziyaret edebilirsiniz.
Eski Türklerde “öd” denilen “zaman”, sözlükte “ölçülmüş veya ölçülebilen bir dönem, uzaysal boyutu olmayan bir süreklilik,” olarak tanımlanıyor. Tarih boyunca felsefenin, fiziğin, kısacası hayatın ilgi alanlarından biri olan zaman kavramı, bugün karşımıza sanatın bir parçası olarak çıkıyor. Neden mi böyle bir giriş yaptım? Çünkü size bir sergiden söz etmek istiyorum. Kocaeli’de sanatın zamana tanıklık etmesi çıkış noktasıyla açılan bu sergi, “30° Doğu Meridyeni Kocaeli/ Bir Zaman Fraktalı” adıyla sunuluyor ve ilhamını şehirden geçen 30° doğu meridyeninden alıyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın, zamanı şu cümlelerle yorumlamış:
“30° Doğu Meridyeni’nin Kocaeli’den geçmesi, geçmişte Türkiye’nin zamanını belirleyen önemli bir referans noktasıydı. Bu sergiyle, bu tarihsel gerçeği sanatsal bir bakış açısıyla yeniden gündeme taşıyoruz…”

Yıldızların İçinden
Gözle göremeyip hissederek yaşadığımız olguların mekânlara sirayet edişinin bilimsel ve yaşamsal dilinin sanata göz kırpışı bu aslında. Sergi, ziyaretçilerinin çağdaş sanatın çok katmanlı olarak bir şehri yeniden yorumlamasını ve gözlemlemesini sağlıyor; Kocaeli’nin doğa, tarih, kültür ve sanayi temalarını bir araya getiriyor. Burada bireysel bir anlatıdan çok toplumsal hafızanın yansımasından söz ediliyor. Zaman, mekân ve hafıza, bu serginin anlatımıyla sanatta yeni bir boyut kazanıyor. Tüm bu çalışmanın arka planındaki isimleri anmadan olmaz elbet. Prof. Dr. Uğur Batı’nın küratörlüğünü üstlendiği serginin sanat yönetmenliğini ise ressam Akın Ekici yapıyor. Şehrin kültürel mirası ile çağdaş sanatın bir araya geldiği sergide yağlıboya, seramik, alüminyum baskı, seramik, batik, tekstil, moda tasarımı, moda enstalasyonu, sergrafi, ipek şardonlu baskılar, kufi ve makili türde 60’tan fazla eser yer alıyor. Sanatçı Ekinci ise sergiyle ilgili konuşmasında şu sözlere yer vermiş:
“’30° Doğu Meridyeni Kocaeli’ sergisi, kentin doğasını, tarihini ve kültürel mirasını somut ve soyut biçimlerde anlatmaya çalıştık. Flamingoların meridyene doğru uçuşu ve günün burada başlayıp burada bitmesi gibi temalar, şehri sanatsal bir anlatıya dönüştürdü.”
İlgi çekici bir diğer nokta ise sergiyle eşzamanlı hazırlanan 30° Doğu Meridyeni Şehrengîz adlı kitap. Prof. Dr. Batı’nın kaleme aldığı bu kitap şehrin belleğini de tutuyor ve Batı şu sözleri kaydediyor:
“… 30. meridyenin Kocaeli’den geçmesi, kente zamanla ilgili sembolik bir değer katıyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin kültürel vizyonuyla şekillendirdiğimiz bu güçlü temayı, moda, seramik, görsel sanatlar ve hat gibi farklı disiplinlerden oluşan 65 parçalık koleksiyonla izleyicilere sunduk. Bu eserler, zaman kavramını ve kentin simgelerini çok katmanlı bir bakışla ele alıyor…”
Küçüklüğümden beri zaman üzerine düşündüğüm bir konu olmuştur. Öyle fiziğin bir kolu olup icatlar çıkaracak boyutta olmadım ama felsefesi ilgimi çekti. Hayatımızda bir madalyonun asılı durduğunu ve onun benzersiz yüzleri bulunduğunu, bu yüzlerin hepsinin de zamanın içinde sallanarak bir varmış bir yok olduğunu düşündüm hep mesela. Sanki görünmez halatlar vardır da zaman onlardan süzülerek akar gider. Evet, halat, kesinlikle ince bir ip benzetmesi yapamazdım. Görünmez bile olsalar onların güçlü halatlar olduğunu ve akıp giden zamanı bir nebze olsun anlamlı kılmak için direndiklerini düşünmek istiyorum. Ama Coğrafya derslerinde meridyenlerin de hep incecik çizgiler olduğu söylendi bize. En azından öyle resmediyorduk. Olsun. Coğrafya, bir şehrin kaderini belirleyen bir meridyenin incecik bir çizgide olduğuna inanıyor olabilir, ama benim daha çok bu serginin çıkış noktasının romantik yanında kalmak hoşuma gidiyor. Çünkü o meridyen sadece saatleri değil, bir şehrin kültürünü de ifade ediyor. Öyle ki Kocaeli’den geçen 30° doğu meridyeni Türkiye için zamanın başlangıcı anlamına geliyor. Antimeridyeni, yani karşılığı olan 150° batı meridyeniyle tam bir meridyen dairesi oluşturarak zamanı büyüleyici bir döngüye dönüştürüyor. Buna zamanın fraktal yapısı denir. Bir sarmal olan, bu döngüdür. Aslında büyüleyici olan. Yani şöyle de denebilir: Her gün her şey Kocaeli’nde başlar, Kocaeli’nde biter. Düşünsenize, aradan medeniyetler, tarihler geçiyor. Sonra bir gün sanata gönül veren insanlar bir araya gelerek bu meridyenin yansımasını bir sanat anlatısına dönüştürüyor. Sanat ve edebiyatla iç içe geçen bu anlatıda “Kartepe’de açan çiğdemin zarafeti de var, Körfez’in mavisinde saklı bin yıllık bir hatıranın soluğu da…”

Zaman Döngüsü
Sergiye döner ve Ressam Ekici’ye şöyle bir mercek tutarsak, çalışmalarında zamanı ve geometriyi baz aldığını öğrendim. Onun resimlerinin özünde hep iç içe geçmiş sarmallardaki zaman ve mekân var. Ayrıca fraktalları kimi zaman doğadan, kimi zaman kültürden, kimi zaman da insan bedeninden ve duygularından esinlendiği, insan ruhundan ilham aldığı söyleniyor.
Tabii yazıyı sonlandırmadan sergide yer alan başka isimlere de hakkını teslim etmek gerek. Moda Akademisi tarafından tasarlanıp hazırlanan altı tekstil eseri sergide yer alırken, “imece” usulü anlayışla ressam Ekici’ye, sanatçı dostlarından Hat Sanatçısı İsmail Hakkı Gurbetçi, Seramik Sanatçısı Esra Uyman, Batik Sanatçısı Mine Aydoğan, Renk Sanatçısı Gülen Turan, Baskı Sanatçısı Hayrettin Susam da katkıda bulunmuş. Ayrıca serginin görsel yönetmenliğini de Özkan Kale üstlenmiş. Hem zamanın hem de serginin hakkında çok şey söylenebilir, evet ama bir yerde de durmak gerek. Dilerseniz Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde 2 Mayıs 2025 günü ziyarete açılan sergiyi 25 Mayıs’a kadar ziyaret edebilirsiniz.

Tarihi İzmit Evleri

Bunca zaman çok sayıda biyografi yazmış olsam da iş kendimden bahsetmeye gelince, yanakları al al olan küçük bir kız çocuğuyum. İçimdeki kırmızı balonu her gün gezintiye çıkarıp bulutlara gönderiyor, sonra bana geri dönmesini bekliyorum; aslında hepimiz gibi. Ben sadece o dönene dek yazıyorum… Daha ayakları yere basan cümleler kurmam gerekirse: Merhaba, ben Damla Karakuş. 1 Eylül 1990 doğumluyum. Mühendislik diplomamdan uçak yaptığımdan beri sadece yazıyor ve bazen de resim yapıyorum. Hayatta en çok hayvanları, ağaçları, çiçekleri ve bulutları seviyorum.











