Etim de
kemiğim de Tanrı’da
Beni
yaratmasını istemiyorum!
kemiğim de Tanrı’da
Beni
yaratmasını istemiyorum!
İşte bu
sessizliğin içimde piyano çalıyor
sessizliğin içimde piyano çalıyor
Kendimin
içine giriyorum;
içine giriyorum;
İki
kapının sağından giriyorum
kapının sağından giriyorum
Saçlarımı
beyaz iple topluyorum yürürken
beyaz iple topluyorum yürürken
Fısıltılar
duyuyorum
duyuyorum
Hiçbirinin
sureti yok, adları çok!
sureti yok, adları çok!
Yüksek
sesle konuşmak yasak
sesle konuşmak yasak
Çünkü
susuyorsun…
susuyorsun…
Öyle bir
susuyorsun ki karşımda
susuyorsun ki karşımda
Ayakkabılarımı
çıkarıp ilerliyorum
çıkarıp ilerliyorum
Bastığım
yeri görmüyorum
yeri görmüyorum
Daha
derine daha ileriye
derine daha ileriye
Benim
için endişelenme,
için endişelenme,
Müzik
koruyor…
koruyor…
Korkuyorsan
benim için; susma!
benim için; susma!
Elimde
mumum, dileğimle yanıyorum…
mumum, dileğimle yanıyorum…
Sonra bir
sabah,
sabah,
Şeytan
ile melek ebeveynim olup
ile melek ebeveynim olup
Beni
Yaradan’a götürüyorlar
Yaradan’a götürüyorlar
Sırama
oturuyorum
oturuyorum
Kimse
bana nereye oturmam gerektiğini söylemiyor
bana nereye oturmam gerektiğini söylemiyor
Hala
susuyorsun…
susuyorsun…
Yanlış
sırada olduğumu anlıyorum
sırada olduğumu anlıyorum
Etim de
kemiğim de Tanrı’da
kemiğim de Tanrı’da
Beni
yaratmasını istemiyorum!
yaratmasını istemiyorum!
“Günah!”
diye bağırıyorum kollarını açmış adama
diye bağırıyorum kollarını açmış adama
“Çıkart!”
diyor bana sessizce
diyor bana sessizce
O kadar
sustun ki ben oradayken
sustun ki ben oradayken
Günah
çıkarttım,
çıkarttım,
Anlattım,
Anlatamadım…









