Yiğit Kulabaş’ın ilk kez 2006 yılında okurla buluşan romanı Zamanya 20. yılına özel bir versiyonla yeniden raflarda. Karakarga Yayınları etiketiyle çıkan eser bu sefer usta çizer M.K. Perker’in karakteristik çizgileriyle bir grafik roman olarak karşımızda.
Metnin uyarlaması bizzat yazar Yiğit Kulabaş tarafından yapılmış; bu da orijinal anlatının ruhunun korunmasını sağlamış. İnovasyon, pazarlama ve teknoloji dünyasının içinden gelen yazar Yiğit Kulabaş, “zaman yönetimi” ve “kurumsal yapılar” üzerine epey kafa yoran bir isim. Bu profesyonel arka plan, Zamanya’nın temelindeki kapitalizm ve kurumsal hayat eleştirisini oldukça “içeriden” bir yaklaşımla ve teknik bir derinlikle okurun karşısına çıkarıyor.

Yiğit Kulabaş’ın yirmi yıl önce kaleme aldığı Zamanya, M.K. Perker’in çizgileriyle görsel bir anlatıya dönüşerek KaraKarga Yayınları etiketiyle okura sunuldu.
Zamanya · Selim ve Kerim’in Zaman Sarmalı

Hikâye, birbirine taban tabana zıt iki karakterin bir günü üzerinden ilerliyor. Selim, hayatı saatlere, vapurlara ve yemek molalarına sıkışmış, “zamanın uydusu” olmuş bir beyaz yakalı. Acıktığı için değil, saat 12:00 olduğu için yemek yiyen Selim’in trajedisi, aslında modern insanın en büyük hapishanesini; yani rutini temsil ediyor. Diğer yanda ise Kerim var. Kerim, “Zaman” isimli devasa bir şirketin “Büyük Gece Projesi” için iş görüşmesine çağrılıyor. Bu görüşme onu bir gün içinde dört kıtada on iki şehre taşırken, zamanın nasıl üretildiğini, pazarlandığını ve manipüle edildiğini keşfettiği metafizik bir yolculuğa dönüştürüyor.
Grafik roman formatı, romandaki bu hızı ve mekânsal geçişleri aktarmak için biçilmiş kaftan desek klişe bir ifade kullanmakla birlikte doğruyu da söylemiş oluruz. Kerim’in küresel yolculuğundaki dinamizm ile Selim’in monotonluğunun yarattığı kontrast, görsel bir dille çok daha etkileyici kılınmış.
Çizgiden Hikâyeye · M.K. Perker’in Görsel Dünyası

M.K. Perker’in çizgileri, Zamanya’nın distopik, yer yer esprili ve bazen de melankolik atmosferine kusursuz bir eşlikçi olmuş. Perker, karakterlerin yüzündeki yorgunluğu ve kurumsal binaların soğukluğunu öyle bir detaycılıkla işlemiş ki hikâyenin alt metnindeki o “zaman deliliği” hissini (Za-mania) okura hızla ve derinden veriyor. Romanın 2006 versiyonunda okurların “keşke bir anime ya da film olsa” dediği o görsel potansiyel, Perker’in ustalığıyla sayfalarda canlanmış.
Öte yandan, grafik romanın baskı kalitesi (kuşeye yakın beyaz kağıt, büyük boy ve sert kapak seçimi), çalışmanın aynı zamanda koleksiyonluk bir sanat eseri niteliğine sahip olmasını da sağlamış. Rüyaların geçtiği sahnelerdeki sürreal dokunuşlar ve Kulabaş’ın özgün metaforları, çizgisel anlatının gücüyle zihnimize daha net kazınıyor.

Yiğit Kulabaş’ın bir diğer eseri Bensiz Ayna‘nın incelemesi burada.









