theme-sticky-logo-alt
Etiket / can yayınları
“Sadece bir şey bizi kurtarabilir.” “Ama olmadı işte, çoğu kez beklenen olmaz. Ekilir, biçilir ama iki şey arasında çoğunlukla bir bağlantı yoktur. Olduğunu öğretirler sana ama… bilmem, ben hiç görmedim. Zaman olur ekersin, zaman olur biçersin, o kadar… İşte bunun için bilgelik gereksiz bir kural, hüzün doğru olmayan bir duygudur, her zaman. O gün özenle...
“Şerbetçi’de yangın mı çıkmış? Ama o çok eskidendi. Bir daha dönülemeyecek kadar eskiden. Bu odadaki koku da ne? Yangın… Çıldırmış bir haldeydim. Kaybetmenin eşiğine varmıştım. Havada is kokusu. Yangınla başladı her şey ve yangınla bitti. Fareler, her yer farelerle doluydu yine.” Kül ve Yel’de Müge İplikçi hepimize tanıdık gelecek bir aile hikâyesi anlatıyor. Toprakları unutmakla...
Alman medya platformu Kress  geleceğin medyasına yön verecek  girişimcileri açıkladı. Kress tarafından oluşturulan jüri, 200 girişimci arasından 25 isim belirledi. Listede Socrates Almanya’nın yayıncısı  Can Öz de yer aldı. Almanya’da ilk kez Kasım 2016’da yayımlanan Socrates  derginin merkezi  Berlin’de; baskısı Braunschweig’de, pazarlaması Cromatics tarafından Dresden’de, dağıtımı ise DPV tarafından Hamburg’da yapılıyor. Derginin dağıtım ağında Avusturya, İtalya, İsviçre, Portekiz...
Can Yayınları’nın kurucusu Erdal Öz’ün anısını yaşatmak için ailesi tarafından her yıl düzenlenen Erdal Öz Edebiyat Ödülü, yeni sahibini buldu. Başkanlığını Kaya Genç’in üstlendiği, Handan İnci, Asuman Kafaoğlu Büke, Oğuz Demiralp, Sibel Irzık, Cemil Kavukçu ve Can Yayınları adına Sırma Köksal’dan oluşan Seçici Kurul, bu yıl onuncusu verilecek olan ödülün şair, çevirmen, akademisyen Cevat Çapan’a...
“Hikâye de burada sona erişti, bundan ilerisi görünmez artık. ” Şeyh Galip Türkiye’de öykünün güçlü bir tarihi var… Ömer Seyfettin’den Sait Faik’e, toplumcu edebiyattan ’50 kuşağına, öykü yazarlarımızın gücü, üretimi, yaratıcılığı hiç eksilmedi, Tahsin Yücel’in de dediği gibi, Sait Faik, Orhan Kemal gibi yazarların sayısı dünyada da çok fazla değildir… Öykü Gazetesi, edebiyatımızın bu kanalıyla beslenip günümüzde...
“Biz de yalnızız. Buraya gelen herkes yalnız. Ne kadar içseler de değişen bir şey olmuyor. Ama kimse bu herifin yaptığını yapmıyor. Annesinin ölümünden girdi, gemiden çıktı. Peki, annesinin öldüğü doğru muydu?” “Değildi Gero.” “Şimdi öyle diyorsun ama, baştan sen de inanmıştın.” Yüzünüz Kuşlar Yüzünüz, nereye giderse gitsin yalnızlığından kurtulamayan insanın yürek burkan portresini çiziyor. Orta yaşın...
Mitchel P. Roth’tan evrensel boyutta bir suç ve ceza ansiklopedisi “Göze Göz: Suç ve Cezanın Küresel Tarihi” Can Yayınları’ndan çıktı. Suç ve ceza… İnsanlık tarihinin başlangıcından gelip günümüzün dijital dünyasına bağlanan iki kavram. Ve bu uzun yolculuk boyunca cinayetler, hırsızlıklar, tecavüzler, yolsuzluklar, savaş suçları, bunların yanı başında idam, hapishane, sürgün, toplumsal baskı, linç… Göze Göz’de Mitchel P....
Bazen belli bir alanda ortaya atılan bir görüş baskın hale gelir, zaman içinde neredeyse tartışılmaz nitelik kazanır, sonraki kuşakların da eleştirel bir bakış getirmemesi sonucunda yegâne gerçeğe dönüşür. Uluslararası ilişkiler düşünüldüğünde, 1648 tarihi ve bu tarihin çağrıştırdığı Westphalia Barışı böyle bir özelliğe sahiptir: Ulus-devletin tanımlanması, Ortaçağ’dan modern zamanlara geçiş, modern anlamıyla uluslararası ilişkilerin oluşumu vb....
“Ben bir usta değilim, bir öğrenciyim.” “Seksen yaşında olduğumun kuşkusuz farkındayım. Her an ölebileceğimi umuyorum ama yaşamayı sürdürmekten, hayal kurmak benim işim olduğuna göre hayal kurmayı sürdürmekten başka ne gelir elimden? Durmadan hayal kurmalıyım, sonra da o hayaller sözcüklere dönüşmeli, ben de o sözcüklerle boğuşmalı, onlarla elimden gelenin en iyisini ya da en kötüsünü ortaya...
“Eğer gazete iyi hikâye koyuyorsa okuyucular da yavaş yavaş iyi hikâyeye alışır, kötüsünü beğenmez olurlar” Haldun Taner Türkiye’de öykünün güçlü bir tarihi var… Ömer Seyfettin’den Sait Faik’e, toplumcu edebiyattan ’50 kuşağına, öykü yazarlarımızın gücü, üretimi, yaratıcılığı hiç eksilmedi, Tahsin Yücel’in de dediği gibi, Sait Faik, Orhan Kemal gibi yazarların sayısı dünyada da çok fazla değildir… Öykü Gazetesi,...
Eugene Schoulgin Türkiye’yi, Türkiye’deki yaşam koşullarını, siyasal, sosyal, ekonomik yapıyı yakından bilen Norveçli bir yazar ve düşünür. Bu bilgi, gözlem ve deneyimlerinden yola çıkarak ülkenin 20. yüzyıldan 21. yüzyıla uzanan panoramasındaki köşe taşlarını çarpıcı bir romanda edebiyat dünyasına armağan ediyor. Bir Başka Dünyadan’da Schoulgin, Batılı gözüyle o başka dünyaya bakmakla kalmıyor, yer yer Batılı gözlemcileri...
Bazen, asıl meseleye hiç girmeden saatlerce konuşuruz… “Ona baktığım zaman kendi kurallarının dışına hiçbir zaman çıkmamış huysuz bir adam görüyorum. Hepimizde bulunan o geçirgen, biçim değiştiren şeffaf zar, onun çevresinde zamanla katılaşmış, koyulaşmış gibi. On yıldır ne tutkuyla birini sevdiğini gördüm ne de yeni bir arkadaşı olduğunu. Acaba bu da bir sevme biçimi mi? Bir...
15 49.0138 8.38624 arrow 0 bullet 0 4000 1 0 horizontal https://kalemkahveklavye.com 300 4000 1