theme-sticky-logo-alt
img-alt
img-alt
img-alt
img-alt

Nicola Sanders’ten Paranoyak · Sinir Bozucu Bir Kurmaca Şöleni

2 Nisan 2025
128 Okunma

İngiliz yazar Nicola Sanders’ın Don’t Let Her Stay romanı, Nox Yayınları etiketi ve Paranoyak ismiyle raflarda yerini aldı. Kitabın çevirisi Ece Çavuşlu imzasını taşıyor. Paranoyak okurunu başından sonuna kadar bir soru işaretiyle baş başa bırakıyor: Gerçekten paranoyak olan kim?

Joanne, ilk bakışta her şeye sahip bir kadın gibi: Sevgi dolu bir eş, dünyalar tatlısı bir bebek, sessiz bir kasabada gösterişli bir ev… Ancak kocasının ilk evliliğinden olan kızı Chloe’nin aniden “barışma” bahanesiyle evlerine dönmesiyle bu tablo çatlamaya başlıyor. Joanne’in hayatı gitgide bir korku tüneline dönüşüyor ama etrafındaki hiç kimse –özellikle de kocası Richard– bu dönüşümü fark etmiyor. Çünkü Chloe, yalnız kaldıklarında şeytani bir kedi yavrusu gibi pençelerini gösteriyor ama babasının yanında neredeyse bir melek.

Sanders burada okurun sinir uçlarıyla oynuyor: Acaba Joanne geçmiş travmaları yüzünden gerçekten aklını mı yitiriyor? Yoksa Chloe bir manipülasyon ustası mı? Roman boyunca ne Joanne’in ne de Chloe’nin tam olarak güvenilir olup olmadığını anlayamıyoruz.

Gaz Lambası Etkisi: Akıl ve Gerçeklik Arasındaki İnce Çizgi

Kitabın yabancı dildeki yorumlarında sıkça geçen ve son zamanlarda epey moda olan bir kavram var: gaslighting. Kitaptaki en can sıkıcı karakter olan Richard, neredeyse sessiz bir zorba. Eşinin zihinsel sağlığıyla, özellikle de annesinin geçmişte yaşadığı psikolojik sorunlarıyla oynayarak onu yalnızlaştırıyor. Joanne’in kafası karıştıkça okurun da kafası karışıyor. Üstelik Chloe’nin geçmişi de hiç temiz değil. Annesinin gizemli ölümü ve kaybedilen bir kız kardeş… Bütün bunlar romanı “küçük olaylardan büyük paranoyalara” dönüşen bir zincire çeviriyor.

Chloe karakteri o kadar iyi yazılmış ki, bir yandan “bu kız gerçekten yardım istiyor olabilir mi?” diye düşünürken diğer yandan “bu evin dibine dinamit koydu resmen” diyorsunuz. Her şeyin ortasında bir bebek olması ise tansiyonu sürekli yüksek tutuyor. Bazen o kadar geriliyorsunuz ki “biri bu bebeği alıp güvenli bir yere koysun artık!” diye iç geçiriyorsunuz.

Paranoyak : Bilindik Bir Hikâye Ama Sonuna Kadar Nefes Tutma Garantili

Evet, daha önce izlediğimiz, hatta belki okuduğumuz hikâyelere benzer dinamikler var. Üvey çocuk, geçmişten gelen travmalar, kıskançlık, yalnızlık… Ama Sanders’ın farkı, bu klişeleri öyle bir iç içe örmesi ki, son sayfaya kadar kimin doğruyu söylediğine karar veremiyoruz. Özellikle romanın açılış sahnesi, sinematik bir kaçış sekansıyla başlıyor ve okura şu soruyu soruyor: “Joanne neden kaçıyor?” Cevabı öğrenene kadar kitabı elinizden bırakmak istemiyoruz.

Ece Çavuşlu’nun çevirisi oldukça akıcı. Karakterlerin konuşma diline uygun tonlamaları, duygusal geçişleri ve gerilimin kademeli tırmanışını hissettirmeyi başarıyor. Nox Yayınları’nın kapak tasarımı da kitabın temasına uygun; sade ama tehditkâr.

Nicola Sanders’in Paranoyak romanı, psikolojik gerilim seven ama her satırda yeni bir korku tohumu ekilmesini isteyen okurlar için biçilmiş kaftan. Zekice kurgulanmış karakter dinamikleri, sürprizli finali ve yer yer sinir bozucu gerçekçiliğiyle kolay unutulacak bir kitap değil.

Akıl oyunlarını ve esnek gerçekliği sevenler bu romanı mutlaka listenize alsın.

Yorum 0

    Cevapla

    15 49.0138 8.38624 arrow 0 bullet 0 4000 1 0 horizontal https://kalemkahveklavye.com 300 4000 1