Taze Kahve | Haber
  “Bir zamanlar Kadınlar Yardım Derneği’ndeki hanımlardan birine ne demiştim,biliyor musun?Bu hanım her şeyi dert edinmekten adeta hoşlanan birisiydi.Ben on yaşındaydım ve ona mutluluk oyununu öğretmeye çalışıyordum.Sanırım pek başarılı olamıyordum.En sonunda sabrım taştı ve şöyle dedim:’Her neyse, sizi bu kadar çok üzecek şey olduğu için mutlu olabilirsiniz,çünkü siz üzülmekten zevk alıyorsunuz?'”(ELEANOR H. PORTER-Pollyanna)     Yaşamayı…
2005…Yakın gözükse de uzak bir yıl. Çanakkale’de, üniversitede ve kendi evimde ilk yılım. Sabahları dağıtımını yaptığım yerel gazetenin ofisine gelen bir davetiyeyi patronum bana veriyor. “Sen gidersin” diyor: Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası eşliğinde Selva Erdener adında bir sopranonun konseri. Resmi ağızla 90.Yıl Gösteri Merkezi’nde, biz oraya “çadır” deriz. Dört dörtlük Klasik müzik dinleyicisi değilsem…
3. Turgut Uyar Şiir Yarışması Büyük şair Turgut Uyar adına “Bencekitap Yayınları” tarafından üç yıldır düzenlenen şiir yarışması bu yıl 19 Mart 2013 tarihine dek başvuru alacak. Jürisinde Hami Çağdaş, Tarık Günersel, Sennur Sezer, Gonca Özmen, Gültekin Emre gibi isimlerin olduğu yarışmanın ayrıntılarını ŞURADAN öğrenebilirsiniz.  Tilki Kitap Şiir Yarışması Sempatik edebiyat sitelerinden olan Tilki Kitap…
     Elle tutulamayacak şeylere duyulan özlem, benzemez başka hiçbir özleme. Bir şehir, bir geçmiş, hep kulaklarda çınlayan ama melodisi olmayan bir şarkı… Özlersin; anneni değil, kardeşini, sevgilini değil de onu özlersin. Dönmeyecek ve kopyalanmayacak bir geçmiş takıntısı… Vicdanının sorgulamaya dayalı metabolizması, onu iç organların arasındaki yerinde sıkıştırır köşeye -ki o yer değişir herkese göre…    …
     Sanat ürünlerinin, sıradan şeylerden en güzel farkı; bazen ne anlattığı değil ne hissettirdiğidir. Anlamadığımız, yabancı bir dilden dökülen melodilere kendimizi kaptırışımız da, sözleri olmayan enstrümantal şarkılarda kendimizce bir şeyler hissetmemiz de bu yüzdendir.        “Bu yüzden” demişken (bilinçli değil, konu böylece buraya bağlandı), hem benim hem de müzik piyasasının son birkaç aydır sıkça adını…
  Neresinden başlamamı istersin? Tabanlarımın seri seslerle yere vuruşundan mı, soluk alışlarımın sesini kafamın içinde duymamdan mı? Kollarımın bir ileri bir geri sallanmasından mı, kulağımdaki gitarın tiz tınılarından mı? Koşmak, dostum, insan bedenindeki en ilginç fonksiyonlardan birisidir. Yürümenin hiçbir şeye yeterli olmadığının ispatı… Yetişmek için, kaçmak için, zinde kalmak, eğlenmek, oyun oynamak için koşmak… Başka?…
       Güneş uyanalı iki saat, ben uyanalı bir saat olmuştu. Kanıksanmışlığı ile yabancılığı at başı giden rahat yatağımdan çıkmak, pencerelerime kalp masajı  yapan sabah ayazının soğukluğunda zordu. Fakat kalktım; uyuyarak geçen elli yılın ardından elli birinciye doğru seyrederken daha fazla uyumanın, bu önemli ve beklenen sabaha yapılacak tek kötülük olduğunu hissetmiştim. Kendime doğru işleyen güçlü…
Alanya/Antalya merkezli çıkıp uluslararası dağıtımı yapılan GüncelSanat Dergisi’nde, Koray Sarıdoğan imzalı “Yeraltı Edebiyatı’na Giriş-Azil ve Dövüş Kulübü Karşılaştırması” başlıklı makalenin yayınlanan ilk bölümü:   (Derginin Künyesidir…) (Pek çok dipnot vardı fakat bu sayıya koymamışlar, belki ikinci bölüme…Bilginize…)
    Bilinç akışı dedikleri şey aslında bilinçsiz bir akıştır; anlamış olmalıyım artık. Çıktığım o sahnede, bilmem kaç bin kişinin alkışladığı zirvedeki adam,ben;  her birinin gözlerine bakmak istemiştim. Bu sahne ne zamandır buradaydı? Dört dakika; kulaklıklarımdaki şarkı çalmaya başladığından beri… Ne zaman takmıştım kulaklıklarımı? Yedi dakika; otobüse bindiğimden beri. Yolculuğa ne zaman başlamıştım peki? Yirmi küsur…