15 49.0138 8.38624 arrow 1 arrow 1 4000 0 horizontal https://kalemkahveklavye.com 300 0
theme-sticky-logo-alt
img-alt
img-alt
img-alt
img-alt
googletag.cmd.push(function() { googletag.display('div-gpt-ad-1613070145932-0'); });
yalnızlık
Ben bu gürültülerin, düzenli ve düzensiz ritimlerin altındaki ağlatan etkiyi hissettiğimden beri içimde kürtajın yasaklandığı ülkedeki rahimlere yanlışlıkla yerleştirilmiş bebekler gibi büyüyen bir tedirginlik var. Yalnızlığı anlatan her şeyde olduğu gibi kimseye hitap etmiyor yazdıklarım, yalnızlıklı yazılar birine hitap ettiği an yalnızlığı incitmiş oluruz, bilmiyorlar. Yalnızlıktan şikayet edenlerle yolumu ayırdım, üzerinden beş kış geçti, altıncısına…
Hikayesi olmayan uykusuzluk, hikayesi olana göre anlamsızdır. Çocukken, günlerimin yatağa girmemle bitmediği çok gecem oldu. Uykumun gelmediği çoğu gece yarısı, cızırdayan radyo eşliğinde odamın geniş camlarına vuran yağmurları izlediğim, uykusuzluğuma değil can sıkıntıma yenildiğim için yavaş yavaş uyuduğum zamanlar. Can sıkıntısının getirdiği alışkanlıklar tutkuya döndüğünde gerçek uykusuzluklar sizi bulmaya başlar. Beni bulduğu zamanlardan hatırladığım sabah…
Arkamda kimsenin gücü yok. Bu hep böyleydi. Sırtında on parmaklık desteğin, omzunda bir avuçluk güvenin yokluğuyla yaşayanlardanım ben. Bu benim tercihim değil… Tercihler, sosyal varlık olduğunu sanan insanın ilk ütopyasıdır. Yalanlardan konuşacaksak, tercih; en büyük yalandır. Eskiden gözüyle görmediği şeylere inanan insanlara küfrederdim.  Hayat, insanı küfrettiği şeylere dönüştürüyor. Şimdi ben görmediklerime inanıyor muyum bilmiyorum ama…
      (4k-Dergi ‘nin İlk Sayısının Giriş Yazısıdır)     Bazı geceler beyazlayan saçlarım var, bazı geceler kararan bakışlarım. Biliyor musun, bazen yazmak da yetersizdi, kelimelerle çizilmiş resimler arzuladım. Ama düğmeleri açık kalmıştı ünlem işaretlerinin, sonra infilak etti noktalarım. Şimdi yine yazıyorum ama nihayeti yok ki hitaplarımın. Harflere anlamlar vermek isterken tüm anlamlar aradaki…
Avuç içlerime baktığımda kazandığım şaşkınlıkla boy ölçüşemez hiçbir hayret makamı. Tetikte kalıp mantıktan taviz vermemek için girdiğim kahve kafasıyla yarışamaz hiçbir alkol kafası. Bu seninle yaptığım bir tür av ile avcı kavgası; mesafe kapandığı anda açılan bir kedi-fare oyunu. Vermiş gibi göründüğüm tüm tavizler bana haz veren duygulara dönüşüyor. Döşüme oturan o demir lokma; içimde…
Çok güzel yerler gördüm. Ve görüyorum da hâlâ. Güzel denizler, ağaçlar, göller ve kuşlar… Yorgunluğumu benden devralan, kendimi kucağına bıraksam her şeyi rahata kavuşturacak gibi hissettiğim manzaralar… Önce gördüklerimle şimdikiler arasındaki çelişki, öncekilere aşkla, şimdikilere alışkanlıkla tutunmuş olmam. Bir kaçışın ardından varılan manzarayla, bir kaçışa açılan manzara arasındaki fark, manzaraya bakan göze aittir yalnızca; ve…