theme-sticky-logo-alt
img-alt
img-alt
img-alt
img-alt
Etiket / sülbiye yıldırım
Edebiyat dünyamızda açıkça dillendirilmeyen konulardan birisi eleştiri ve eleştirmen olgusudur. Türkiye’de Tanzimatla birlikte, özellikle Ahmet Mithat’ın yayınlarıyla gündeme giren eleştiri ne yazık ki günümüze geldiğimizde işlevini yitirmiştir. Eleştiri mekanizmasının neden işlemediği konusunu ayrı tutarak Ocak ayında çıkan bir kitaptan söz etmek istiyorum. Şair kimliğinin yanında, eleştirmen kimliğiyle de öne çıkan Mehmet Aslan, son yıllarda çok...
20. yüzyıl bilimsel anlamda insanın en büyük atılımı yaptığı yüzyıldır. Bilim insanları; eğer insanın o sonsuz merak duygusu olmasaydı ve hayal gücünü çalıştırmasaydı bugünkü bilgi birikimi mümkün olmazdı diyerek, bilimsel gelişmelerde en büyük payı insanın hayal gücüne ve merak duygusuna veriyorlar. Merakın ve hayal gücünün etkili olduğu alanlardan biri de, insanın kendini ifade yollarından biri...
Öyle tarihler vardır ki yarattığı acıların şiddeti hiç eksilmez, onları yaşantımızın önemli bir parçası olarak sürekli hatırlarız. Hatta bir daha aynı acılar yaşanmasın, unutulmasın diye çabalarız. Aklımızdan isyanı, gönlümüzden sorumluluğu hiç çıkmayan 13 Mayıs 2014 tarihi de acısı hiç dinmeyen bir olayın tanığı olarak, yüreğimizde ağırlığını her daim hissettiren önemli olaylardan biri. 13 Mayıs 2014...
Okumak, zihinsel olduğu kadar fiziksel olarak da kitapla bağ kurmayı gerektirir. Onlara dokunmak, kâğıdın kokusunu içine çekmek, yeni basımların çıkış tarihlerini takip etmek, kitaplıklar oluşturup onları biriktirmek bambaşka bir sevgidir. Kitap fuarları bu anlamda kitapseverlerin bayramı bekler gibi bekledikleri bir kültür olayıdır. Kitap vasıtasıyla kurulan yazar ve okur ilişkisinde, birbirlerinin gerçekliğine dokunup sohbet etme olanağı...
“En aşılmayan, unutulmayan idealler ise gerçekleşmemiş olan ideallerdir. Bundan ötürü bir düşüncenin daha gerçekleşmemiş oluşu, o düşüncenin ne yenilgisini ne de yanlışlığını kanıtlar. Aksine yalnızca gerçeklerin alanına girip eskimemiş ve yanlışlıkları kanıtlanmamış olan idealler, ahlaki gelişmenin bir öğesi olarak, her yeni kuşakta etkinliğini sürdürür.” Stefan Zweig  Zweig, zengin bir Yahudi ailenin çocuğu olarak 1881 yılında...
Rollo May “Yaratma Cesareti” kitabına yazdığı önsözde, “Bitmemişlik niteliğinin hep kalacağını, bunun bizzat yaratıcı sürecin bir parçası olduğunu anladım,” der. Bu açıdan bakıldığında, aslında her sanat eseri biraz bitmemiş, biraz yarım kalmıştır. Bir edebi eseri okurken, gözlerimizle ve zihnimizle algıladığımız eseri, vicdanımızın ona yüklediği anlamlarla tamamlarız, hatta yeniden yaratırız. Anlam yükleyip sahiplendiğimiz andan itibaren o...
Sülbiye Yıldırım, Işıl Özgentürk’ün AYA Kitap’tan çıkan son kitabı “Türkiş Dekameron”u KalemKahveKlavye için inceledi.  Zamana meydan okuyan, her daim geçerliliğini koruyan, okunmasa bile adını herkesin bildiği büyük edebi yapıtlar vardır. Bu edebi yapıtlar klasikleşmenin ötesinde edebiyatın mihenk taşları olarak her zaman yolumuzun üstünde dururlar. Bu yapıtlar okur ve yazar için güncelliklerini her daim korurlar ve...
Sülbiye Yıldırım Bilgi Yayınevi‘nden çıkan korku öyküleri derlemesi Karanlık Yılbaşı Öyküleri başlıklı çalışmayı inceledi. Bu içerik, KalemKahveKlavye’nin “Edebiyatta Alternatif Türlerin Yükselişi” dosyası kapsamında hazırlanmıştır. Dosyanın tamamına BURADAN ulaşabilirsiniz. Geleneksel sözlü kültürden gelen, Anadolu’nun kültürel çeşitliliğini taşıyan öyküler, söylenceler ve masallardan oluşan, yazıya geçirmediğimiz büyük bir zenginliğe sahibiz. Fantastik edebiyata kaynaklık eden bu zenginliği uzun süre...
1997’de Özcan Karabulut’un başlattığı 14 Şubat Öykü Günleri; 2003 yılında da 69. Uluslararası P.E.N. Yazarlar Örgütü’nün kongresinde de kabul görerek, 14 Şubat Dünya Öykü Günü’nüne dönüşmüştür. Öykü üzerine odaklanan ve artan bir ivmeyle süregelen bu etkinlikler ve bu tarih bir tesadüf değildir. Çünkü 1990’larda “öyküde hareketlilik” olarak adlandırılan, birçok genç öykücünün ortaya çıkmasını sağlayan bir...
Sausser’e göre dil; bireydeki konuşma yetisinin kullanılabilmesi için, toplumsal yapı aracılığıyla kabul edilen anlaşmalar ve uyuşmalar bütünüdür. Yani dil toplumsal bir kurumdur. Toplumu oluşturan bireylerin ortak dili, bireyin dışındaki verilerin toplamıdır. Bu veriler aynı zamanda bilinçdışını da oluşturur ve Sausser’in dil felsefesinde ‘’gösterge’’ olarak adlandırılır. Göstergeler var oluşunu gösterenlerle tamamlarlar. Toplumu oluşturan bireyler olarak gösterenler...
15 49.0138 8.38624 arrow 0 bullet 0 4000 1 0 horizontal https://kalemkahveklavye.com 300 4000 1