Bahri Barlas, Kalem Kahve Klavye için Alpcan Candan tarafından yazılan bir hikaye dizisi olup iki hafta, dört bölüm halinde, Salı ve Perşembe geceleri yayınlanacaktır. Önceki Bölümler İçin Tıkla Günün İkinci Sonu Çocukluk geleceğe her zaman yakın olmuştur. Herkes bilir, kimse söylemez; çocukların gözleri, zaman makinasının gerçek icadıdır. İnsan oradan her yere gidebilir. İnsan her...
Bahri Barlas, Kalem Kahve Klavye için Alpcan Candan tarafından yazılan bir hikaye dizisi olup iki hafta, dört bölüm halinde, 12-14-19-21 Kasım geceleri yayınlanacaktır. Günün İlk Sonu (Yalnız kalmak ve tekrar yalnız kalmak arasında fark vardır…) Bugün kendimle tanışsaydım ondan hoşlanmazdım. Ama zaten tanışma sebebim de hoşlanmamam olurdu. Sevmediğim şeylerin üstüne giderek öğrendim nasıl sevmemem gerektiğini....
“Kadının ebediyeti zekasında değil, rahmindedir. […] Onun için sana derim ki, saadetin ve idealin ve her şeyin karnındadır.” (Peyami Safa, Bir Tereddüdün Romanı) Kadınlığım. Apış aramda kanayan yaram. Rütbem yok. Mertebem yok. Gazi demezler. Şehit olmam. Çiftleşebildiğim halde insan soyunu devam ettirmemekten aldığım kınama ve kanama cezamı beklerim. Sevgili doğa, lütfen beni kanat! İncit beni! Hormonlarımla oyna! Göster...
Şimdi büyüdük ve sen beni buldun ya, sanki hemen hepsini telafi edebiliriz gibime geliyor tüm bunların. İçtiğim biranın* kutusunda o günlerin kokusu var nihayet! Bugün yolladığın mail sayesinde yeniden kavuştum bu duygulara. Hatırlamıyordum nicedir. Benim geçmiş zamanlarımın üzerinden çokça zaman geçmiş gibi geliyordu bana ve sanki benim değillermiş gibiydi hiçbiri. Ama sen yazınca bana bir iki satır,...
Müşteki’nin ilk bölümü için TIKLA Her şey tam o konuşmanın ortasında başladı. Hiçbir sağlık problemi yoktu aslında. Koşarken tıkanıyordu ara sıra ama onu sebebi de içtiği sigaralardı. Başka bir şey değildi. Bana bir şeylerin ters gittiğini söyledi. Derken sandalyesinden kalkıp, odanın içinde kendini oradan oraya atmaya başladı. O andan itibaren kendimi kaybedip koşarak aileme haber...
(İşbu hikaye iki bölüm olup, ikinci bölümü 21 Eylül akşamı neşredilecektir.)) Araştırmacı Bay … M ’nin defterinden: “Soyları ta Osmanlı dönemine dayanan iki ailenin hikayesi, şu sıralar son derece ün kazanmıştı. Müşteki ve Arşın isimli bu köklü ailelerden, Müşteki olanı saray ressamı, Arşın olanı ise padişahın terzisiydi. Adı sanat tarihi kitaplarında geçmeyen Müştekiler’in, fotoğraf gerçekliğine...
Fakat işte sistem, günü geldiğinde hepimiz için işlemek ile mükellef bir mekanizma olduğundan; Selin evlenmek istiyorsa eğer, Ahmet’in yapabileceği pek de bir şey yoktur… Başına aniden gelen bir durum gibi söylemişti bunu. Sanki olan biteni engellemek için yapılacak son şey onu aramakmış gibi bir heyecan vardı sesinde. Biraz nefes nefese, hiç hal hatır sormadan, fakat...
Gözlerinin kahverengi olduğundan adım gibi emin olduğum bebeğimi görmek istedim hemen. Kahverengiydi. Annesi ne kadar değişmişti, ama gözleri aynı yeşildi. Uyandığımda bebeğin gözleri yeşildi -ki normalde kahverengidir. Benim bebeğim. Hemen o’nu aradım, bu sabah bebeğe bakarken aklımın orta yerine düşen kişiydi kendisi. Sonuçta bebeğin babasıydı. Ara sıra arayıp nasıl diye sorabilirdim o halde. Telefonu mutsuz açtı, ne...
Onun ölmesi, sadece bu hayatta kavuşabilmemizi güçleştirmişti. Bizi bekleyen koca bir cennet vardı ve o cennetin yolu da çalıştığım çağrı merkezinden geçiyordu. Düzeltmek gerekirse: Çalıştığım çağrı merkezinin çatısından. Cep telefonu icat edildiğinden beri günlüğüme yazdığım ilk kelime oldu bu. Cep telefonları piyasaya çıktığında henüz okuma yazma bilen bir birey olmadığım, günlük olarak yazdığım ilk satırlardı...
Ölüm korkusunu yenen insan, ölüme yeniliyordu. Tetanos aşısı olurken, göbeğine vurulan paslı iğneden tetanos kapmak gibi. Üzerimde, Zincire Vurulmuş Prometheus ’u bulalı ve beni bu çukurun içine tıkalı tam yirmi beş gün olmuştu. Yaşadıklarımı kısaca anlatacağım, gücüm yettiği kadar da tarif edeceğim. Anlatmakla tarif etmek, göstermekle temas ettirmek gibidir. Yediğin güzel bir yemeğin içindeki malzemeleri...
Çocukluğum, ben henüz çocukken öldü… Öldürdüler onu. Sınavlarla ve hayal bozan silahlarıyla… Bir çocuğun, çocukluğunu elinden almak istiyorsanız ona, “Olamazsın” deyin, her ne olmak istiyorsa. Standart bir Pazar sabahına uyanmıştım. Standart bir Pazar sabahı nasıl olur diye sorarsanız: “İnsanların sevgilileri ile birlikte lunaparklara gittiği, aileleri ile beraber kahvaltı ettiği ya da kaldırımlara park edilen arabalar yüzünden...
Gururlu bir kum torbasını kimse önemsemez. Sadece yumruklar” dedi karşısında duran naif denizkızına… Adem, şansını ilk kez Havva’da denedi. Havva ise onu kullandı. Tanrı’ya karşı gelen Adem; çenesinin sağ alt köşesine sonsuz kudrette, hızı birimlerle ölçülemeyecek bir yumruk yedi. Uğruna yasak elmayı kopardığı, yumruk yemeyi göze aldığı Havva ise ona bir buz bile vermedi. Çenesi...
15
49.0138
8.38624
arrow
0
bullet
0
4000
1
0
horizontal
https://kalemkahveklavye.com
300
4000
1