15 49.0138 8.38624 arrow 1 arrow 1 4000 0 horizontal https://kalemkahveklavye.com 300 0
theme-sticky-logo-alt
img-alt
img-alt
img-alt
img-alt
googletag.cmd.push(function() { googletag.display('div-gpt-ad-1613070145932-0'); });
melankoli
Edebiyat; sevgili arkasından atılan mendilde gizlenmeyi bırakıp rakı masalarına, çay bardaklarına, sevgililerin giderli Facebook iletilerine, kahve kupalarındaki baskılara kafa üstü düşeli çok oldu. Yarası beresi kendine kaldı, bu yaradan Turgut Uyar da nasibini aldı, Edip Cansever de, Tomris Uyar da… Her birine bir rol biçildi, her biri başkalarının hayal ettiği gibi yaşatılmaya başlandı. Aşk, ihtiras,…
Sonsuza dek kaybolamayacağımı, mesajı doğru alanlar için bunun imkânsızlığını anladığımda; bir daha kaybolamayacak olmaktan korktuğumu fark ettim. İnsan büsbütün bir ışıktan yahut karanlıktan değil, ikisinden mürekkep bir yaratıktı. Ben öyleydim en azından ve içimdeki karanlığı, bazı geceler veya sabahlar bir yerlerde kaybolarak, zamanın çatlaklarından ve başkalarının, olduğumu sandıkları kişinin defolarından sızarak beslemem gerektiğini fark ettim.…
“Ergen” kelimesinin küfür olarak kullanıldığı günlerdi. Olgunluğun popüler olduğu aşikardı ama okuma yazmayı öğrenen her insanın bu rolü üstlenmesi tek düze bir hayat çıkarmıştı ortaya. Bundan sıkılıyordum o zamanlar. Çocukluğun hoyratça dışlanmasını yaşamıştık zaten ve sıranın ergenliğe gelmiş olması bir sonraki zaman diliminde olgunluğun bize yetmeyeceğini gösteriyordu sanki. Bundan elli yıl sonra herkesin kendini yetmiş…