iyi bir cerrahın birkaç eti yarması gerektiği gibi, cümle mühendisliği için kelime öldürmüşlüğüm çoktur. bir kesikle bitecek bir ömrün sonu gelmesin diye hayatta kalmayı sürdürmek için çırpınarak, belki de renklensin diye tonlardan yoksun bu gökkuşağı, en gerekli cümlelerim hep baş aşağı. ama hep baş aşağı. hayatta kalma güdüsü ile anlaşılma çabası arasında damarlar çizerken, bir şeylerin...
Biraz nefes alabilseydim aranızda, her şey çok farklı olabilirdi. İnsan derisine hassas bu burun, kendi derimden bile rahatsızken çoğu zaman, nasıl girip gezerdim aranızda? Kalabalıklarınızda, topluluklarınızda, toplantılarınızda? Hem ait, hem sahip nasıl olabilirdim? Nasıl içim gidiyor bilseniz, nasıl içim akıyor kendimi birileriyle bir arada hissedebilmek için. Saf dışı bırakıldığım her yere, asla atılmayacak ciğeri kasap...
Bitmeyecek bir şeye başlamak yalnızca kelimelerin gücüyle mümkün. Hep bittiği yerde bırakıp, yeniden başlayacak olana kadar yaklaşmamak… Bu şiir de öyle; akla gelir, yazılır, sonuna eklenir… Hep sıfırdan başlanır sanılır… ** bilirsin, her şeyin üst üste gelmesi mekanizması gereğidir evrenin. çünkü en serserilerimiz önce adam olur, en anarşistlerimiz önce evlenir ve önce düşer en...
Çok güzel yerler gördüm. Ve görüyorum da hâlâ. Güzel denizler, ağaçlar, göller ve kuşlar… Yorgunluğumu benden devralan, kendimi kucağına bıraksam her şeyi rahata kavuşturacak gibi hissettiğim manzaralar… Önce gördüklerimle şimdikiler arasındaki çelişki, öncekilere aşkla, şimdikilere alışkanlıkla tutunmuş olmam. Bir kaçışın ardından varılan manzarayla, bir kaçışa açılan manzara arasındaki fark, manzaraya bakan göze aittir yalnızca; ve...