15 49.0138 8.38624 arrow 1 arrow 1 4000 1 0 horizontal https://kalemkahveklavye.com 300 0
theme-sticky-logo-alt
img-alt
img-alt
img-alt
kıyamet
Baştan belirtmek isterim: Bu bir, “Dizi mi daha iyi, kitap mı?” veya “Dizi ile kitap arasındaki benzerlikler/farklar” yazısı değil. Kuşkusuz bu iki soruya işaret eden cümleler bulacaksınız bu yazıda ama varmak istediğim nokta, elimizdeki malzemeyi yerelde zaten kullanamazken küreselde edindiğimiz şansları nasıl değerlendirdiğimiz konusu. Başlıktan da anlaşıldığı üzere bu konuyu, Netflix’teki ilk Türk orijinal dizisi…
çünkü modern sana her zaman bir çıkış kapısı bırakır uçak modu, kimya endüstrisi, psikolojik terminoloji tabutuna açılmış şirin havalandırma deliklerinden dünyayı dikizliyorsun. işte huzur, şuur, güven peron seni çoğu zaman cezbediyor orada biletini yırtan atlar panayırı yeni bir gösteriyi muştalayan çığırtkanlar aranıyor sigortalı bir ölü olmak istemez misiniz hava deliklerine yeni optik mercekler için fazla…
“Olay, Dünya’da Geçiyordu” Birbiri ardına gelen ölüm haberleri yaşama dair umutları silip süpürüyordu. Küçük bir çocukken bu durumu kabullenmiş olmam oldukça garipti. Şu an reddediyor olmam çocukluk muydu ya da çocukken fazla mı olgun davranmıştım bilmiyorum. Her an, her saniye veda edecek gibi hissediyorum. Dünyanın sonuna on dokuz dakika kalmıştı. Takriben tabii ki, tam tepemizden…
Tuğba Onu dinlerken gözlerimi kaçırmıyordum. Bir tek onu dinlerken… Ama onu anlamıyordum da. Çözmeye çalıştığı şeylerin beni ne kadar ilgilendirmediğini benim kadar o da düşünüyor muydu? Bu hayatın ötesini kafasına bu kadar takarken bu dünyada kaçırdığı şeylerin ve kırdığı kalplerin ne kadar farkındaydı? İkimiz de bilmiyorduk. İki kere iki dört: Gördüklerinden sorumlu, görmediklerinden muafsındır. Öyle…