theme-sticky-logo-alt
img-alt
img-alt
img-alt
Etiket / hikaye
Sadece yazmak, okumak değil yaşamak için de hikâyelere ihtiyacımız var. Hayatı, dünyayı, kendimizi ve başkalarını hikâyelerle nasıl öğreniyoruz? Şeniz Baş ve Koray Sarıdoğan, Mantar Pano’da Will Storr’un Timaş Yayınları’nca yayımlanan kitabı “Hikâye Anlatıcılığının Bilimi”ni konuşuyorlar. Bu videoyu KalemKahveKlavye’nin Spotify, iTunes ve Soundcloud hesaplarında dinleyebilirsiniz. Videoya sığmayanlar ve daha çok detay için: bit.ly/willstorr YAZARLIK ve EDİTÖRLÜK...
Uzun yıllardır Orhan Karaoğlu’nun yanında çalışıyorum. Bana kattığı çok şey oldu. Nikâh şahidimdi hatta. Fakat Orhan Bey’in başına çok talihsiz bir olay geldi. Yaklaşık altı aydır oğlu Evren’den haber alınamıyordu. Her yerde arandı, tarandı hatta tüm dünya seferber oldu desem abartmış olmam fakat hiçbir sonuca ulaşılamadı. Orhan Bey günden güne gözümün önünde eriyordu. Vicdanı olan...
Yumruk yaptığı sağ elini sürekli sıkıp gevşetiyordu. Sokağın taşlarına bakarak ağır ağır yürüyordu. Ay tepedeydi. Astrolojiyle ilgilenseydi dolunayın kova burcunun başladığı geceye denk gelmiş olduğunu bilirdi. Ağzından çıkan duman soğukla sigara karışımıydı. Dilsiz binaların içlerinde barındırdığı hayatlardan bihaber önlerinden geçiyordu. Aslında aradığı şey taş betonların, sıvasız duvarların, kapalı kapıların ardındaydı. Herhangi bir daire kapısına gidip...
KalemKahveKlavye’de “Kentler ve Müzik” serisi gibi müzik yazıları kaleme alan Özgür Atmaca‘dan yeni bir seri: Sorular. İlk bölümünü okumakta olduğunuz serinin diğer yazılarına BURADAN ulaşabileceksiniz.   —Görsel: Alev Aysun Atmaca ** … Kulak ver sayfalara… Şimdi tutun, ama “Ben rehber değilim sadece yolu biliyorum,” diyen Cioran’ın elini. “Su dişidir. Sakinliği buradan gelirken, öfkesinde sığınacak liman...
Bazı cinayetler planlı bir şekilde vuku bulur. Bazılarıysa farkında olmadan işlenir. Tertemiz ciğerlere sahip bir dosta ikram edilen ilk sigara gibi. İçlerinden en kötüsüyse doğaçlama cinayetler. Fail; can çekişen maktulü kurtarmak için ambulans çağırmak ya da ona bir darbe daha vurmak arasında gidip gelirken, bazen de tanrının yahut Azrail’in, katillik sınavının sonuçlarını ilan etmesini bekler....
KalemKahveKlavye’de “Kentler ve Müzik” serisi gibi müzik yazıları kaleme alan Özgür Atmaca‘dan yeni bir seri: Sorular. İlk bölümünü okumakta olduğunuz serinin diğer yazılarına BURADAN ulaşabileceksiniz. … Nasıl bir sessizlik haliyse artık bitsin istiyor insan… En saçma haliyle gelsin tüm onanmamış fikirler… Hiçbir şey yapmadığımız boşluklar ve tüm inandırıcılığıyla karşımızda duran an. Kendini sorgulamaktan usanıp sürekli...
Adını koyamadığımız, cümlelere sığdıramadığımız, karın boşluğumuzda genleşmeye başlayan mutluluğun bedenimizi sardığını hissettiğimiz anlar vardır. Susmak gerek. Onu anlatacak kelimeler anı rendeleyerek parçalara ayırır. Bu yüzden yakaladığımız o taze bütünlük hissini tutamayız. Bir bardak suyu ellerimizle kavramaya çalışmak olur bu. Sessizliği hazmetmeliyiz. Bırakmalıyız, akıp gitmeli zaman. Zaten o yüreğimize dolup dolup taşan hissin büyük bir bölümü...
“Anlat. Bir kere daha seni dinliyorum…” dedi ve arkasına yaslandı doktor. Doktorun yaşını asla tahmin edemezdi; gözlüklerini takmadan başka, gözlüklü başka, kalem kâğıdı eline almadan başka, yazarken başka, susarken başka, konuşurken ise ürkütücüydü… parçalara bölünerek ölen insanlar tek bir vücutta birleşmişti sanki. Bu yüzden de yaşı birden fazla insandı. Birçok kez anlatmıştı, her defasında söylemediği...
Başımı senden tarafa çevirmek istiyordum. Kendimi ne kadar zorlasam da bir türlü başaramıyordum bunu. Oysa yirmi dokuz yıldır başımı sağa ya da sola çevirmek istediğimde boyun kaslarım asla emrime itaatsizlik etmezdi. Belki sadece boynum tutulmuştur. İkimiz de deli yatarız, biliyorsun. Bu yüzden ayrı yastıklarda yatmak gayet iyi bir fikirdi. Sert yastığı kimin alacağı konusu açılmadı...
Bir adım daha atacak gücüm kalmadı. Ulaştırmam gereken şu “çok gizli” mektubu yırtıp atmak geliyor içimden. Yamaca kadar güçlükle geldim fakat tepeyi aşamayacağım. İnce, kuru bir ağacın gövdesine sırtımı dayayıp oturdum. Ağaç ağırlığımı kaldırabilecek gibi değil. Kar fırtınası kurt uluması dehşetiyle korkumu büsbütün körüklüyor. Pes etmemeliyim, uyuşmamalıyım burada, inatlaşmalıyım soğukla. İnce, küçük bir sürü kar...
“Olumlu düşüncenin, maddeyi nasıl da doğrudan etkilediğini biliyor musunuz? Yoksa siz bardağın dolu tarafını göremeyenlerden misiniz? Pek çoklarınca tartışmalı olan bu konuda hâlâ pozitif düşüncenin insan yaşamına etkilerini araştıran deneyler yapılıyor. Sonuçları ne olur bilemeyiz, ama bakış açınızın sizi yansıttığı, bir gerçek! Haydi, durmayın, bir de diğer taraftan bakın! ”   ***   Bardağın yarısı...
Yirmi dört saatten fazladır koltukta, yanımda market poşetleri, oturuyorum. Avuç içlerimin yanmasıyla ellerimin birbirine kenetli olduğunu fark ettim ve kim bilir kaç saatten sonra yirmi parmağımı ikiye bölüp, uyuşan ellerimi yavaşça hareket ettirmeye çalıştım. Ellerimi henüz tam hissetmeye başlamamışken parmak uçlarımdan ipler çıktı ve iplerin ucu ileri fırlatılan tükürük gibi halıya düştü. Halının üstünde işaret...
15 49.0138 8.38624 arrow 0 bullet 0 4000 1 0 horizontal https://kalemkahveklavye.com 300 4000 1