theme-sticky-logo-alt
img-alt
img-alt
img-alt
img-alt
Etiket / Gizem Yılmazer
Ölü evine yemekler getirilir, götürülür. Ölüm, bilimsel olarak kanıtlanmıştır, acıktırır. Susulan anlarda yemek yenilir. Yemek ağızda büyürken rahmetlinin bedeni çiğneniyor gibi hissedip, tükürürsün.  Ölüm bir rüyadır, rüyada gibi algılanır. Birileri ölür, insanlar toplanır, bir şeyler sandıklara konur ve birileri tabutlara… Toplanıp yıkanıp paklanıp kaldırılır ve gerisi koca bir toz bulutu. Dünya, yaratılmadan önce nasıldı? Yalnızdı....
Doğurarak bir yaşam geçiyor, bir yaşam alışverişi doğurmak… Eğer çocuk kızsa kaderi aynı olacak. Anneden kıza geçer bizde çünkü, ‘mutsuzluk saltanatı’.  Sigara içiyor örtülü kadınlar. Ben de gözlerimle fotoğrafını çekiyorum. Avrupalı veya Amerikalı bir fotoğrafçının büyük olasılıkla anlayamayacağı, anlamlandıramayacağı bir kare bu… Onlar Doğu’ya hep şaşkın gözlerle bakmaya alışmıştır. Belki de anlamak’lı gözlerle bakmaya çalışmadıklarındandır....
Ne zaman suskun olsam Üzünçlü olsamGelir bir kuş dalıma konarGagasıyla şakıyışlar taşırAlır götürür hıçkırıklarımı. Bir yelkenli uzak maviliklerden“Gel” der,Bilirim ki üzerinde bir yolcu el ederGitmemBilirim bu şehir benleBurada sevdiklerim yatılıCanlı ve cansızKuşlarla örtülüBilirim ki gidememGöbek bağım buraya gömülü. Kalkar kapatırım pencereleriPerdeleri ardına kadar çekerim.İçimde bir erguvan solar.Ben sulamaya devam ederim.
Mezarında “Gelişmekte olan ülkemizde orta yaş sayılan 60 yaşında gömüldü, ama zaten 30’unda ölmüştü” yazacak. Ağlayanlar arkandan, kararında yaşadı deyip az üzülecekler. Kararında. Adet sancısı çekerken yirmi günde bir, ılık suyla duş alacaksın. Ne çok sıcak ne çok soğuk. Tam kararında. Hayatta hiçbir şeyin aşırısı makbul değildir. Kendine ofisli mofisli, gökdeleninden kuleler, köprüler, yalılar, malikaneler...
Anneler inanç konusunda birinci Ta ki çocuklarını kaybedene dek Kaşlarım pırpır ediyor Gözlerimin kederinden Uçup havalanacaklar sanki Sıyrılıp gözyaşı denizinden Onun elinde, benim ellerim Küçük hiç büyümeyecek ellerim Hikayelerimiz birleşmiş Damarlarımız yer yer kesişen kavşaklar Ağlama diyorum, üzme beni Bu hikayeyi baştan ben yazmadım ki Hem istersen kalem senin elinde Silip tekrar baştan yazabilirsin beni Güçlü...
Siz yalınızı Boğaz’dan seçe durun Onların helası bile manzaralı, sokaklarda Bakın bir çingene asmış boynuna bebeğini Sizden daha iyi bakar çocuğuna Annesini daha çok sever yavrusu Sizin şımarık çocuklarınıza kıyasla Her birey muhtaçtır diğerine burada Komşusuz yapılmaz Çingeneler Sokağı’nda Biri bir zâdeyi mi çarptı Robin Hood misali paylaşır hemen akranlarıyla Kahraman yüreği var onlarda Hiç...
Gemiler, limanlar için yapılmamıştır. İnsan daima güvende olmak için yaratılmamıştır. Siz de yatağa yatmadan önce ışığı açıp, her şeyin konumunu kafasındaki haritaya yerleştirip öyle yatan garanticilerden misiniz? Çocuklarınızın ellerini bırakmaz mısınız hiç siz? “Bırakayım, düşsün, düşecek elbet…” demez misiniz? Onları da kendi bellediğiniz yolda sürükler misiniz? Sizin sularınızda martı havalanmaz mı hiç? Hep serçe ürkekliğinde...
Ki her kadın biraz hamaldır Biraz ermiş Çokça fahişe… Fahişeliği bizden bilmesinler Ben ev kızı olacağım,  koca dayağından baba evine kaçacağım iyice çitilerken çamaşırlarımı mahalleliye gösterircesine -ki bir kadının yegane övünç kaynağı sorusunun cevabı?- bir daldan diğerine konacağım …ve durulacağım. macera-yı sevdam son bulacak bir adamda -o zamanlar selvi boyuna vurulduğum- Ona beş öğün çocuklar doğuracağım...
Özellikle sosyal ağlarda, Facebook ’ta, Twitter ’da ne kadar çok “Cemal Süreya” dizeleri gördünüz değil mi? Gerçek şu ki o dizelerden hiçbiri aslında onun değildi! “Söz gelimi okul kitaplarına girmez şiirim Bütün çocuklar anlar da” Cemal Süreya böyle sonlandırmıştı “Dikkat, Okul Var” şiirini, 29 Mayıs 1973’te. Aradan tam 40 yıl geçti, neredeyse yarım asır geçecek, hâlâ devam ediyor onun...
15 49.0138 8.38624 arrow 0 bullet 0 4000 1 0 horizontal https://kalemkahveklavye.com 300 4000 1