15 49.0138 8.38624 arrow 1 arrow 1 4000 1 0 horizontal https://kalemkahveklavye.com 300 0
theme-sticky-logo-alt
img-alt
img-alt
img-alt
img-alt
img-alt
edebi metinler
Şehirden çok uzakta, bomboş bir yolun sağ şeridinde orta hızla ilerliyordu. Saati bozulduğu için, tahmin yürütebiliyordu sadece: Gece yarısıydı… Kendinden başka kimse olmadığı için, hız konusunda esnek davranabiliyordu. Rüzgar rahatsız ettiği zaman yavaşlıyor, zamana karşı yarıştığını düşündüğünde ise gaza basıyordu. Fren kullanmıyordu hiç. Karşısına ne bir geyik, ne de bir insan çıkmıştı yaklaşık bir buçuk…
Peçeteye çizip cebime koyduğun yol tarifinin, üzerinden kırk kadim geçmiş. Gelmiştim kapına Tanrım, lakin adresin değişmiş. Beni çağırdığın yerlerde bulamadım seni, Yıkık bir eve çıkıyor ayetlerin, hadislerin de… Üstelik AVM dikeceklermiş belediye enkazı temizleyince. Sevgili Tanrım; beni sürdüğün bu gezegende düşünmek için çok zamanım oldu. Bir asırdan diğerine eskitirken ruhumu sen buralarda yoktun; öyle ki Unutuverdim…
Boş gözlerle baktı doktor Derin bir oh çektirecek cümleler sanki ağzında sakızdı, Çiğnerken konuşamıyor… Ağzında lokma varken de konuşulur doktor! Sigaranın külü belimin sağına değdi, Görünür olmasaydım eğer, böbreğim kül tablası olabilirdi unutmayayım; eve dönünce böbreğimi çıkarıp kül tablası yapacağım. Hatta tüm organlarımı hediyelik eşya dükkanına bağışlarım. Bağırsaklarımdan içi görünen bir kutu olur, içinde de…
Yirmi altı, yirmi yedi, yirmi sekiz, otuz ve diğerleri şeklinde devam eden kapı numaralarında, yirmi dokuz yoktu. Yaşımın olduğu kapı numarası yoksa, buradan çıkamazsın dedi bana. Yaklaşık on üç kere aramıştım. İlk beşinde cevap vermemiş, geri kalanında ise meşgule atmıştı. Ve bununla birlikte saatlerdir otobüs bekliyordum. Filozoflar günümüzde yaşasaydı, daha verimli olurlardı eminim. İnsan, soğuk…
Bak: 44 numara, sol tarafı yırtılmış ayakkabı hangi duayı ezberlerdilerse, onu koyacaklar içine Tırnağım kırıldı, ağladım İç çekerken babama ağlamaya başladım Sonra fabrikaya, sonra kendime, sonra sobadaki kömürün bitişine, sonra Soma’nın kadınları ve kızlarına… Annem yıllarca ayakkabı koymuştu kapımıza, Öyle uzun kalmıştı ki o ayakkabı kapının önünde; dua niyetine olduğunu sanmıştım Dua… Her gün okunuyordu…