15 49.0138 8.38624 arrow 1 arrow 1 4000 1 0 horizontal https://kalemkahveklavye.com 300 0
theme-sticky-logo-alt
img-alt
img-alt
img-alt
damla orhan öyküleri
Yumruk yaptığı sağ elini sürekli sıkıp gevşetiyordu. Sokağın taşlarına bakarak ağır ağır yürüyordu. Ay tepedeydi. Astrolojiyle ilgilenseydi dolunayın kova burcunun başladığı geceye denk gelmiş olduğunu bilirdi. Ağzından çıkan duman soğukla sigara karışımıydı. Dilsiz binaların içlerinde barındırdığı hayatlardan bihaber önlerinden geçiyordu. Aslında aradığı şey taş betonların, sıvasız duvarların, kapalı kapıların ardındaydı. Herhangi bir daire kapısına gidip…
“Anlat. Bir kere daha seni dinliyorum…” dedi ve arkasına yaslandı doktor. Doktorun yaşını asla tahmin edemezdi; gözlüklerini takmadan başka, gözlüklü başka, kalem kâğıdı eline almadan başka, yazarken başka, susarken başka, konuşurken ise ürkütücüydü… parçalara bölünerek ölen insanlar tek bir vücutta birleşmişti sanki. Bu yüzden de yaşı birden fazla insandı. Birçok kez anlatmıştı, her defasında söylemediği…
KalemKahveKlavye yazarlarından Damla Orhan’ın, 2015’te sınırlı sayıda basılıp sınırlı noktalara dağıtılan metni Ayraçsız, şimdi online olarak yayında. “Ben yeraltıyım!” böyle başladı cümle… Ilık bir ilkbahar sabahı… falan değildi. yalnızlığın güne başlamış haliyim içimde koca bir sıkıntıyla yüzümü yıkadım aynaya bakıp kim olduğumu hatırladım saat yerindeydi, zaman dibinde ben boşlukta, boşluk bende… havada asılı unutulmuş gibi.…
Meyhaneden döneli bir saat olmuştu. Sarıpire Mezarlığı bekçi kulübesinin önündeki sandalyede vicdan duygusunun kendisini nasıl bu hale getirdiğini düşünüyordu. İçinde çok az vicdan kırıntısı vardı. Sorun kendi vicdanı değil başkalarının ona karşı duyduğu merhametti. İşte bu duygu onu çılgına çeviriyordu… *** Reha, 4 yıl Çocuk Esirgeme’de kalmıştı. Ağladığı hiç görülmemiş, kendi kendine oynayan, sessiz, istekleri…