15 49.0138 8.38624 arrow 1 arrow 1 4000 1 0 horizontal https://kalemkahveklavye.com 300 0
theme-sticky-logo-alt
img-alt
img-alt
img-alt
img-alt
img-alt
Erdem Gezginci
Ayrılık kaçınılmaz ama nasıl söyleyeceksin? Söylemeyeceksin. Adileşeceksin. Kanın damarlarında donacak. Tavırların değişecek, suçlayacaksın. Aşkın yeşil cenneti, ilişkinin rögar kapağı açık unutulduğundan leş gibi kokuyor. Burnunu tıka ve son cümlelerinin içinde kesinlikle “aşk” olmasın. Aşık oldun. Klasiklerin sayfalarından taşarcasına coşkuyla dolusun. Gözleri aklında, saçları, dudakları belki de boynu. Algıların zayıf bu aralar. Bakışların dalgın. Aklın bir karış…
Kavafis’in “Şehir” şiiri sınırsız bir bilete benziyor. Nasıl Kafka’nın soğuk memleketine götürdüyse ve nasıl Isabel Allende’yi hatırlatıyorsa güneyden, dünyanın her yerine Akdeniz hüznüyle gitmemi sağlıyor.   “Bu şehir arkandan gelecektir…” Hep bir gitme isteği içimde. Yol almak isteği damarlarımı zorluyor. Bu masa, bu sandalye, bu dolap, bu pencere… Uzar gider nesnelere bağlılık. Etrafımdaki her şey sanki beni itiyor.…
“Dostlarım, şimdi ben size büyük bir şey söyleyeceğim. Sakın kıyametin kopmasını beklemeyin, o hergün kopmaktadır. “ Albert Camus          Devşirme kültürünün son ürünüdür metrobüs. Bilmeyenler için tanımlamak gerekirse: Tren gibi kendine ait çizgisel bir yolu olan uzun otobüs. Şehrin bir ucundan diğer ucuna uzanan güzergahı ile de bulunmaz bir nimet! Yine de eksik kalan bir şeyler…