Koray Sarıdoğan Kitap İncelemeleri
Karakarga Yayınları’nın geçtiğimiz süreçte başladığı yeni bir kitap dizisinden Youtube’daki Edebiyat Bülteni bölümlerinden birinde kısaca bahsetmiştik: “Kayıp Kitaplar Kütüphanesi” olarak adlandırdıkları bu dizi, ismiyle müsemma; türünün, alanının geri planda kalmış ve bir ucu geçmişe dokunsa da bugün güncelliğini koruyan kitaplarını içeren, “alternatif” diyebileceğimiz bir dizi olarak düşünülmüş. Dizi henüz ilk iki kitabını raflara çıkarmışken birkaç…
“Dünyayı uyumsuzlar mı kurdu? Peki onlar mı kurtaracaklar?” Bu soruyu, kitabın arka kapak yazısında Uğur Batı soruyor. Kitap da bu soruya cevap vermeye çalışıyor. Dünyamızın bir kurtuluşa yahut kurtarılışa ihtiyacı olduğu aşikâr. Özellikle yeni bin yılla birlikte içine girdiğimiz medeniyet krizi, yakın tarihin yeniden sorgulanmaya ve bugünün de idrak edilmeye çalışıldığı bu süreçte “çoğunluğun” bir…
Öncesinde yer aldığı TV, sinema ve tiyatro yapımlarının ardından, Ulan İstanbul dizisindeki Karlos Nevizade rolüyle birlikte tanınırlığı artan, şu sıralar Çukur dizisindeki Vartolu rolüyle de çok sevilip izlenen Erkan Kolçakköstendil’in kaleme aldığı Mukadderat, Karakarga Yayınları etiketiyle yayımlandı. M.K.Perker’in özgün çizimleriyle resmedilen Mukadderat, biri diğerinden biraz daha uzun olan iki öyküden oluşuyor: Kitaba adını veren Mukadderat…
Baştan belirtmek isterim: Bu bir, “Dizi mi daha iyi, kitap mı?” veya “Dizi ile kitap arasındaki benzerlikler/farklar” yazısı değil. Kuşkusuz bu iki soruya işaret eden cümleler bulacaksınız bu yazıda ama varmak istediğim nokta, elimizdeki malzemeyi yerelde zaten kullanamazken küreselde edindiğimiz şansları nasıl değerlendirdiğimiz konusu. Başlıktan da anlaşıldığı üzere bu konuyu, Netflix’teki ilk Türk orijinal dizisi…
Türkçedeki dördüncü Patti Smith kitabı “Adanmışlık” öncekilerle aynı adresten, Domingo Yayınları’ndan çıktı. Patti Smith’in, klişe de olsa sanata adanmış demekten geri duramayacağım hayatı ve okumaya, düşünmeye, üretime disiplinlerarası bakışının en yeni ürünü olan Adanmışlık önceki kitaplarla benzer noktalara sahip olsa da kurgu ve üslup itibariyle farklılıkları var. Çoluk Çocuk, M Treni ve Hayalperestler‘deki otobiyografik içerik, burada yerini “Neden yazıyorum?”…
Yaratıcı yazarlık konusu açıldıkça veya kendi derslerimde sıkça üzerinde durduğum bir nokta var: Bizde yaratıcı yazarlık, ithal ettiğimiz ve tam anlamıyla dönüştürüp kurumlaştıramadığımız birçok şey gibi eksik bir alan henüz. Yaratıcı yazarlık (veya yaratıcı yazı/yazım, vs…) kurgu veya edebi metinler yazmakla sınırlı bir disiplin gibi algılanıyor ve küçüklü büyüklü atölyelerin hemen hepsinde çoğunlukla kurguya yönelik genelgeçer içerikler…
Marc Pastor’ün Esen Kitap etiketiyle Türkçeye kazandırılan, Bibliyon tarafından devam baskısı yapılan “Karanlık Barselona” romanı hakkındaki bu inceleme, ilk kez Mart-Nisan 2016 tarihli 221B Dergi’de yayımlanmıştır. “Seviyorum sizi. Sizden biri olmak istemiyorum, pardon, öyle demek istemedim. Sizi seviyorum çünkü onca zamandan sonra hâlâ beni şaşırtmayı başarıyorsunuz. Daha önce söylediğim gibi ben, sizi bekleyenim. Ama nadiren…
Bir yılı bitirme duygusu, valiz hazırlamaya benziyor biraz. Geride kalacak olandan sıkkın ve yorgun, gelecek olandan ümitliyken bir yandan da “Ya gittiğim yerde burayı özlersem,” endişesi… Zamanda yolculuk henüz mümkün olmadığına göre bu endişe de taca çıkmış oluyor. Dolayısıyla bu valiz toplama duygusunu sevip gelecek olana hazırlanmaktan başka yapacak bir şey yok. Topladığım valize bu…
Çok uzun zamandır yerli edebiyatın -özellikle romanın- üzerinde bir kabus dolaşıyor: “Kusarak yazma” kabusu… Roman türüyle tanıştığımız Tanzimat devrinde, türün olgun eserleri verilmeden önceki örneklerde anlatıcının bizzat yazar olarak karşımıza çıkması gibi bir acemilik safhası vardı. Olayların içinde bulunmayan üçüncü tekil anlatıcının bir şeylere canı sıkıldığında, olaylarla, kahramanlarının yaptıklarıyla ilgili yorum yapmak istediğinde hikâyenin içine…