15 49.0138 8.38624 arrow 1 arrow 1 4000 0 horizontal http://kalemkahveklavye.com 300 0
theme-sticky-logo-alt
img-alt
img-alt
img-alt
img-alt
Yeniler & Haberler
                          Başkası olsam oturur kendime sorardım: “Kendini nasıl tekrarladığını görmüyor musun?” diye. Kendimken soramıyorum; sebebini biliyorum diye. Sebebini biliyorum senelerdir yazdığım kelimelerin, cümlelerin neden hep aynı tekerrürde istikrar kazandığını. Kırmaya çalıştığım saydam çemberin ne olduğunu da biliyorum, zaman saplantımın kaynağını da… Bitmiş iki…
Çok bekledim dudağıma sürülecek bir kaşık balı. Çok bekledim sessiz sakin oturulacak tanıdık bir tahta masayı… Ahkam keseceğim yeni bir şey yok;  yeni anladığım hiçbir şey yok. Anladığım hiçbir şey… Çok bekleyince, önce büyüyor sancı. Sızı yayılıyor, avuçta kımıldayan cıva gibi; bazen bölünse de birleşiyor bir yerde. Evet, beklemenin bir acısı var ve hızla büyüyor…
Ruhun Çatlaklarını Onarırken Beynin Kıvrımlarını Oyan Dergi; 4k/KalemKahveKlavye’nin “Kaos” Konseptli 8.Sayısı Yayında! Revize olmuş içeriği ve görsel yapısı ile iki ayın ardından okuyucuyla buluşan 4k-Dergi’nin bu sayısında: Hikaye ve anlatılarda: Arif Kadir Güler, Azel Yılmaz, Buket Duran, Canan Aydın, Gezginci Erdem, Melis Tükel Sünbül, Rukiye Meriç; Denemelerde: Gözde Kırksekiz ve Gül Ak; Şiir ve küçürek…
Yaptığımız her şey ölüm gerçeğine direnmek için… Bunca ölüm, bunca hayat, bunca ideal, bunca para, plan ve boş veriş; bunca sanat ve kültür… Öleceğimiz an için güçlü bir teselli yaratıyoruz ki gece yataklarımıza girdiğimizde, “Ne olacak benim sonum” kaygısını biraz olsun rahatlatalım… Hiçbir şey bitmeyecek; her şeyin bitişi bire bir kendi bitişimize bağlı… Her şey…
Fotoğraf 2005’te geçebilir; konumuz 2011…                 Olayları, öncesinde ya da anında değil de sonrasında düşünmek gerekiyor. Yeni yıllarda büsbütün sevinç dolmamakla birlikte “Kendiniz yıl, ay diyorsunuz, kendiniz giriyorsunuz” diyen artistlerden de değilim. Ev dışı eğlencelerini sevmem, oturur konuşur, dinler, gecenin sonuna da kendi içime çekilirim.                 Dün az çok…
   Bazılarının psikolojisi açık alanlar ister. Ben çocukluk karabasanlarımdan beri dar alanlarda rahatım. Hiçbir geniş yatak, tek kişilik kanepe kadar huzurlu uykular veremez. Hiçbir kanepe, duvar köşesinde sıkışmış sandalye kadar güvende değildir. Hiçbir güneşli an, yağmur ve rüzgarın işbirliği kadar diri hissettirmez. Gerçekten mutlu olduğumuz anlarda yaşadığımızı hissetmek zordur çünkü. Mutluluk ölümü, mutsuzluk yaşamı hatırlatır.…
 “İyiler ilk görüşte tanınmaz.” Emrah SERBES “Öfke ve korkuyu doğru yere kanalize edebilirsek, ruhen daha serbest kalabiliriz.” Hayko CEPKİN          Buradaki öfke ve korku kelimelerini, korku konsepti üzerine hazırladığı “Tanışma Bitti” albümü için söylemişti Cepkin. Ben bu kelimeleri daha da genişleterek “olumsuzlanmış duygular” dersem, derdimi anlatabilmek kolaylaşacak. Daha önce yazdığım ŞUYAZIDA “İnsan, tabiatına direnmek için…
   Evren daire biçiminde, gezegenler yuvarlaktır. Yörünge elips şeklinde, hareketler sınırlıdır. Günler ve mevsimler başladığı yere döner. Yıllar  sayıca artar fakat hayatlar başladığı gibi biter. Tüm varlıklar sürü  halinde gezer fakat herkes önündekinin ayak izini çiğner. Sayısız varlık gelir geçer, kalan iz tek kişiliktir.          İnsan insanı, hayatının küçük parçalarıyla yargılar fakat parçalar bütününden kesilemez.…