Dosya: “Bugünün Edebiyatı”
Memlekette fanzinciliğin en eski, en nitelikli ve uzun yeni sayı aralarına rağmen en sürekli örneklerinden biri olan Kaburga Megazine, içinde farklı emektarların adı geçmekle birlikte Uluer Oksal Tiryaki’nin kaptanlığında seyrediyor yıllardır. Sadece fanzin yayıncılığıyla değil, özgün bir dile, bir ritme sahip şiirleriyle de dikkat çekiyor Uluer. Geçtiğimiz yıllarda Oyun Yayınevi’nden çıkan Arabesk yahut Death Metal…
“Türk edebiyatını piyasaya teslim eden holding yayıncılarının başarılı olduğu bugünlerde; çuvaldızlarımızı elimizden bırakmadan kendimize iğne batırmaktan vazgeçmememiz gerekiyor.” Modern Avusturya edebiyatının önemli isimlerinden Arthur Schnitzler’in, geçtiğimiz sene Aylak Adam Yayınlarınca Türkçeye kazandırılan Geç Gelen Şöhret adlı romanı; önceki yüzyıl başında edebiyat uğraşısının ve bunun öznelerinin yaşadıkları koşullar, sahip oldukları düşünceler, taşıdıkları içsel çelişkilerle bunların toplumsal…
“Dokunulmaz konuları romanına boca edip estetik niteliğinin düşüklüğüne karşı bu konuların dokunulmazlığına sığınanlarda art niyet aranır aranmalıdır.” Röportaj: Nalan Temeltaş Nice zamandır emek verdiğiniz oldukça agresif ve provokatif metinlerinizin Türkiye Entelijansiyası ile derdi ne? Tonlamanız ve vurgularınız edebi cüruf kaldırmaya yetecek mi? Yol ve hedef? Sadece bir cümle ile söylemek gerekirse “nesneleri-kavramları adıyla çağırmak” diyebilirsiniz.…
Artık yayıncılık, birçoğu okuma kültürüne bile sahip olmayan sermaye sahiplerinin, önce yazarı sonra kitabı popüler yapmayı amaçlayan girişimcilerin, dünyanın ve ülkenin trendine göre kitaplar basan işverenlerin, bin bir heves ve emekle hazırlanmış dosyaları enikonu okumak yerine ahbapçılık yapan editörlerin elinde.     Yirmi otuz yıl öncesine kadar günün edebiyatını konuşacak olsaydık yazarın hayatı ve yayıncılık…
“Çöküş, insanın ayağa kalkmasıyla başladı. Çöküşten başka bir şey yok” Şenol Erdoğan adı hemen herkes için Altıkırkbeş ile birlikte anılagelmiştir. Kadıköy’e, Altıkırkbeş’e, Kaybedenler Kulübü’ne dair bilinenler yığınının içinde kendisinin de belirttiği gibi “tek gerçek şey”dir oysa. Doksanlardan bu yana, üstelik en gençlerimizden bile daha hevesli, daha nitelikli üretmeye devam eden, yakın zamanda kendisiyle birlikte anılan…
“Evet, edebiyatçı günahkar bir peygamber olduğuna inanmalıdır ve iğneyle kuyu kazar gibi sabırla kitapları okumanın yanı sıra kendini, insanlığı, toplumu ve doğayı okumalıdır.”   Çağımızın edebiyatı kısır ve sığ tartışmaların, bir yanıyla da tartışamamaların ortasında zenginleşemeden ve yükselemeden edebi nehrimize akmakta. Herkes günün yazarları ve eserleri üzerinden bilindik, farksız, alışılagelmiş tanıtım cümleleri kurmakta, edebiyat eleştirisi…
İyi edebiyat nitelikli zaman ister ve biz zamanımızı iyi kullanamadığımızda ortaya koyacağımız eserlerin de niteliği şüpheli olacaktır. Bazen bir şeyi yazmaya başladığımda büyük patlamadan itibaren ne olduysa anlatmak istediğimi fark ediyorum. “Sosyal medya” denince de böyle ama söz veriyorum, kısa keseceğim. İnternetle tanışıklığımızdan beri çeşitli iletişim ortamları oldu. BBS’i kaçırdım, ama chat (irc), icq, msn,…
Kitabı editör yapar ancak yayımcılığın rotası ahbapçılık ya da web şöhretçiliğine kaydığı için editörün bilgeliği ya da birikimi bir şey ifade etmiyordu. Özümsemek istemeyecekleri şeyleri özümsemeye çalışacaklardı; uyuşturucu ya da sokak romantizminin edebi kollarında yüzmek isteyeceklerdi. Oysa sanat hayvanlığını bir kenara bırakmışlardı. Çok eskidendi. Biz onlara hiçbir şey demedik, onlardan hiçbir şey istemedik. Sanat hayvanlığını…
Cehalet alanında niceliksel hedeflere kolayca ulaşılabilir; Yeni Sinsiyet’in birtakım hesapları, kalemleri, sayıları ortalama bir kararlılık sergileyerek çarpıtabildiği, hileli oranlar icat edebildiği, her konuda dezenformasyon ya da gerçeklik terörü uygulayabildiği biliniyor. Yeni sinsiyet tipolojisi tarafından kurgulanan tüm enstrümanların birer saat gibi tıkır tıkır işlemesine, cehalet alanının genişleyerek devasa bir cehalet ortamına dönüşmesine, işbu havzadaki dipsizlik duygusunun…